Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

İzlemek için tıklayın!

Özel Analiz Dosyası (Bölüm 17): Ankara’da Kayyım Duruşması

Medyascope’tan Kılıçdaroğlu’na Sert Eleştiriler: “CHP’yi Felç Eden Adam”

Medyascope’ta Kadri Gürsel ve Ruşen Çakır’ın değerlendirmeleri, Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) devam eden kurultay iptali davası ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreçteki rolüne ilişkin çarpıcı tespitler içeriyor. Gürsel, Kılıçdaroğlu’nun “kendini utanç verici bir pozisyona soktuğunu” belirtirken, Çakır ise CHP Genel Merkezi’nin süreci başından itibaren kötü yönettiği görüşünde birleşiyor.

Kılıçdaroğlu “19 Mart Yargı Darbesi”nin Parçası Olmakla Suçlanıyor

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda Özgür Özel’e 18 oy farkla kaybettikten sonra ikinci tura katılmayı tercih eden ve ardından kurultay iptali sürecinde sessizliğini bozan Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine yakın kadrolar ve medya yapılanmalarıyla birlikte partiyi içten zayıflatmakla eleştiriliyor. Medyascope’taki son yayında bu tutum açıkça “19 Mart Yargı Darbesi“ne iştirak olarak tanımlandı.

Kadri Gürsel, CHP içindeki tartışmaların yalnızca Kılıçdaroğlu’nun kişiliğiyle açıklanamayacağını vurgularken, eski genel başkanın çevresinde şekillenen bir yapının bu süreci bilinçli biçimde sürdürdüğünü savundu. Bu yapının en dikkat çekici ismi olarak da kurultay iptali davasının davacılarından Lütfü Savaş gösterildi. Gürsel, “Lütfü Savaş gibi partili görünüp aslında her dönemin adamı olan figürler üzerinden bu süreç yargıya taşındı. Zamanlama manidar. Bu davalar, 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’na yöneltilen yargı operasyonuyla eşzamanlı gelişti. Bu bir tesadüf değil” ifadelerini kullandı.

Gürsel’e göre Kılıçdaroğlu, bu sürecin aktif bir aktörü olmasa da susarak ve kendini geri çekmeyerek bu darbenin “bir unsuru” haline gelmiştir: “Farkında mı bilmiyorum ama kendisini utanç verici bir pozisyona soktu. Bu sürecin hukuki değil siyasi olduğu ortadayken, kendisini muhalefetin yargı eliyle dizayn edilmesi girişimine entegre etti.”

CHP Yönetimi Süreci İyi Yönetemedi, Kılıçdaroğlu’na Alan Açtı

Ruşen Çakır, Özgür Özel liderliğindeki CHP yönetiminin bu süreci baştan itibaren hukuki netlik yerine siyasi temkinle yürütmeye çalıştığını belirtti. Çakır, Genel Merkez’in asıl stratejisinin Kılıçdaroğlu’nu ikna etmek olduğuna dikkat çekti: “Özgür Özel ve ekibi ‘nasıl olsa vazgeçer’ zannıyla hareket etti. Ama Kılıçdaroğlu vazgeçmedi. Tersine, daha kararlı biçimde ilerledi. Süreci doğru okumadılar.”

“CHP İçten Çökertilmek İsteniyor, Hedef: Siyaseti Felç Etmek”

Programda, olası senaryolara da değinildi. Gürsel’e göre Özgür Özel ve İmamoğlu kanadı CHP’den kopar ve yeni bir parti kurarsa bunun belli bir toplumsal karşılığı olabilir. Ancak Kılıçdaroğlu’nun böyle bir girişimi başarılı olamaz: “Kılıçdaroğlu’nun yeni bir partiyle taban bulması mümkün değil. CHP’den ayrıldığı anda yalnızlaşır. Kendi tabanında bile artık karşılığı kalmadı.”

Kadri Gürsel, 19 Mart’taki İmamoğlu kararından sonra Saraçhane’de toplanan kalabalıkların iktidar cephesinde ciddi bir korku yarattığını söyledi ve bu süreçte CHP’nin içeriden çökertilmek istendiğini belirtti: “Toplumsal muhalefet ilk kez 40–50 yıldır bir partinin öncülüğünde örgütlü hale gelmişti. Bu iktidar için tehdit olarak algılandı. CHP’yi içeriden parçalayıp, seçimleri anlamsız hale getirmek istiyorlar. Bu, Türkiye’de siyaseti Putinizasyon sürecine sokmak demektir.”

“CHP’yi Rejimin Particiklerinden Biri Haline Getirmek İhanettir”

Medyascope’ta yayınlanan programda CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştiriler yeni bir seviyeye taşındı. Gazeteciler, Kılıçdaroğlu’nun partiyi iktidar lehine felç eden bir konumda olduğunu savunurken, “Türk siyaset tarihine Cumhuriyet Halk Partisi’nin haini olarak geçebilir” uyarısında bulundular. Programda, “CHP’yi iktidarın rejiminin partisi haline getirmek istiyorlar. Yani her seçime girip her seçimde yenilen bir particik haline getirmek. Bu ihanettir. CHP’nin kuruluş ilkelerine ihanettir” ifadeleri kullanıldı.

Kurultay sürecinde partiyi tekrar ele geçirmeye yönelik hamleleri ve 19 Mart’ta başlayan yargı süreciyle paralel tutumu nedeniyle eleştiri oklarının hedefi olan Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yapılan değerlendirmeler, yalnızca bir siyasal eleştiri değil, bir “politik tahribat raporu” niteliği taşıyor.

“Bekledi, Sustu, Hesap Yaptı; Sonra Saldırıya Geçti”

Programda dile getirilen görüşlere göre Kılıçdaroğlu, kurultayı kaybettikten sonra uzun süre sessiz kaldı, gözlem yaptı ve güç dengelerini yokladı. Ancak mahkeme süreci başlayınca yeniden sahneye çıktı. Bu süreçte herhangi bir siyasi program, politika önerisi ya da CHP’yi nasıl yeniden ayağa kaldıracağına dair net bir vizyon sunmadı. Sadece belirli günlerde “protokoler” denebilecek sosyal medya paylaşımlarıyla görünür olmaya çalıştı. “CHP’de şunlar şunlar kötü gidiyor, ben şunu şöyle düzelteceğim’ diyen bir Kılıçdaroğlu hiç görmedik. Sadece kendi şahsi pozisyonunu geri kazanmak için konuşuyor” denildi.

Kılıçdaroğlu Adına Konuşanlar: “CHP Düşmanı Medya Figürleri”

Programda, Kılıçdaroğlu adına kamuoyuna mesaj taşıyan isimlerin çoğunun CHP karşıtı ve iktidara yakın medya organlarında yer aldıkları, bu sayede 19 Mart sürecine “medya ayağı” sağladıkları öne sürüldü. Eski bir CHP’linin, şu an iktidar medyasının bir programında her gece konuştuğu ve “gayriresmî Kılıçdaroğlu sözcüsü” gibi hareket ettiği ifade edildi. Bu yapılanmanın asıl amacının, CHP’yi “sokaktan, dirençten, toplumla temas kurmaktan” koparıp, seçimlerde yalnızca “yenilmeyi kabul eden bir vitrin partisi”ne dönüştürmek olduğu savunuldu.

“Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Otoriterleşmesini Durduramadı”

Yayında Kılıçdaroğlu’nun 2010–2023 arası CHP genel başkanlığı dönemi de masaya yatırıldı. Kılıçdaroğlu’nun, Türkiye’nin otoriter rejime sürüklenişine engel olamadığı, siyasi baskılara karşı pasif bir tutum aldığı ve bu süreçte etkisiz bir muhalefet portresi çizdiği belirtildi: “Otoriterliğin gölgesinde koşar gibi yürüyen ama hiçbir engel koyamayan bir lider oldu. Yanında yürüdü. Hiçbir siyasi risk almadı. Savunma oyuncusu gibi rakip otoriterliğin yanında koştu, ama topu bir kere bile alamadı.”

En sert eleştirilerden biri de, Kılıçdaroğlu’nun davranışlarının politik değil, psikolojik olarak değerlendirilmesi gerektiği şeklindeydi. Kılıçdaroğlu’nun içinde bulunduğu ruh halinin, yakın çevresinin müdahalesine muhtaç olduğu ileri sürüldü: “Ortaya koyduğu davranış siyasetle açıklanamaz. Bu tutumun politik değil, psikiyatrik boyutları var. Belki de Selvi Hanım artık devreye girmeli.”

“Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Felç Olmasının Mimarıdır”

Yayın boyunca Kılıçdaroğlu’nun partiye verdiği zarar vurgulandı. 19 Mart sonrası süreçte hem Saraçhane’deki kitlesel refleksi engelleyecek şekilde hareket ettiği, hem de CHP’yi iktidarın seçim oyununun bir parçası haline getirdiği ifade edildi: “Bu bir ihanet değil, teknik bir tespittir: Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin rejimin partisi olmasına zemin hazırlıyor. Artık bu müdahaleye karşı CHP’nin ideolojik, politik ve ahlaki bir mücadele vermesi gerekiyor.”

“Bürokrasiden Gelenlerden Lider Çıkmaz”

Programda, Türk siyasetinde özellikle devlet bürokrasisinden siyasete geçen figürlerin yapısal zaaflarına da dikkat çekildi. Emekli bürokratların, siyasetin gerektirdiği mücadele ruhunu taşıyamadığı ve devlet terbiyesinin siyasette refleksleri körelttiği ifade edildi: “Ne kadar değerli olurlarsa olsunlar; bürokrasiden gelip siyasete girenlerden lider çıkmaz. Devlet terbiyesi almış insanlar siyasette gerektiği kadar cesur, gerektiği kadar özgür davranamıyorlar.”

Kılıçdaroğlu’nun, devam eden kurultay davasını hâlâ hukuki zeminde değerlendirmeye çalışmasının da eleştiri konusu olduğu programda, “Hukuka bu kadar bağlılık, siyasetin gerçekliğinden kopmaktır” denildi: “Hâlâ hukuktan, hâlâ mahkemeden medet umuyor. Oysa bu davada hukuk yok. Bu bir siyasi müdahaledir. Ama Kılıçdaroğlu’nun içgüdüleri onu devlet terbiyesiyle hareket etmeye zorluyor.”

Özgür Özel “Tabandan Gelen Siyasetçi” Olarak Öne Çıktı

Yayında Özgür Özel’e dair yapılan karşılaştırma da dikkat çekti. Özgür Özel’in siyasi kimliğinin, “tabandan gelen, mücadeleyle yükselen bir figür” olduğu vurgulanarak şu ifadeler kullanıldı: “Özgür Özel, tabandan gelen bir siyasetçi. Tepeden inme değil. Bu yüzden siyasi krizlere verdiği refleksler daha gerçekçi. Daha toplumdan yana.”

Bu bağlamda, Kılıçdaroğlu’nun partiyi geriye götüren ve iktidar lehine felç eden tutumuna karşı, CHP Genel Merkezi’nin daha kararlı ve açık bir ideolojik mücadele yürütmesi gerektiği bir kez daha yinelendi.

Exit mobile version