Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, muhalefet milletvekillerinin AKP’ye transferlerini yalnızca bireysel ‘çark etme’ olarak değil, CHP’nin izlediği yanlış siyasi stratejinin sonucu olan “toplu bir çöküş” olarak değerlendirdi.

Türkiye siyasetinde son yıllarda art arda yaşanan milletvekili transferleri, yalnızca etik bir tartışmayı değil, muhalefetin kurduğu stratejik hattın iflasını da görünür kılıyor. 2023 genel seçimlerinden bu yana en az 11 muhalefet milletvekilinin AKP’ye geçmesi, bugün üç yeni isimle birlikte yeni bir eşiğe ulaştı.

CHP’den ihraç istemiyle istifa eden Hasan Ufuk Çakır, Gelecek Partisi’nden ayrılan İsa Mesih Şahin ve DEVA Partisi’nden istifa eden İrfan Karatutlu’nun, Recep Tayyip Erdoğan tarafından bizzat rozet takılarak AKP’ye katılması, muhalefet blokunun geçmiş tercihlerine dair ağır soruları yeniden gündeme taşıdı.

Okuyan: “Bugün yaşananlar toplu çöküş anlamına geliyor”

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yaşananları basit bir “siyasette döneklik” meselesi olarak görmenin büyük bir yanılgı olduğunu vurguladı.

Okuyan’ın sözleri, doğrudan muhalefetin merkezine yöneldi: “AKP’yi yenilgiye uğratma stratejisi, AKP’ye hayat verme stratejisine dönüştü. Bugün yaşananlar tekil örnekler değil, toplu bir çöküş anlamına geliyor.”

Okuyan, özellikle “AKP eskileriyle AKP’yi yenme” fikrinin başından itibaren halkı aldatan bir siyaset olduğunu, bu uyarıyı yıllardır yaptıklarını hatırlattı. Bugün AKP’ye geçen milletvekillerine veryansın edenlerin, dün bu stratejiyi savunduğuna dikkat çekti.

Asıl mesele: Kılıçdaroğlu’nun “kontenjan milletvekilleri” stratejisi

Bugün AKP’ye geçen ya da geçmişte geçen milletvekillerinin neredeyse tamamının ortak bir özelliği bulunuyor: Hepsi, 2023 seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde, CHP listelerinden “kontenjan” ile Meclis’e giren isimler.

Bu tablo, Okuyan’ın işaret ettiği gibi bireysel ahlaksızlıkla açıklanamayacak kadar yapısal bir soruna işaret ediyor.

Altılı Masa sürecinde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “seçimi kazanma” iddiası ile CHP listelerini diğer sağ partilere açması, kısa vadede Meclis aritmetiğini genişletmiş gibi görünse de, uzun vadede CHP’yi içeriden zayıflatan ve AKP’ye yeniden can suyu taşıyan bir stratejiye dönüştü.

Bugün AKP saflarına dönen milletvekilleri, aslında geldikleri yere geri dönüyor.

Tehlikeli eşik: AKP anayasa çoğunluğuna yaklaşıyor

Bu transferlerin önemi yalnızca sembolik değil, son derece somut ve tehlikeli bir siyasal sonuca işaret ediyor. Mevcut tabloda AKP, referandumlu anayasa değişikliği için ihtiyaç duyduğu 360 milletvekili sınırına Dem Parti desteği olmadan da yaklaşmış durumda...

AKP DEM Parti’nin desteğini alırsa, 400 milletvekililiğine yani mecliste Anayasa değişikliği yapması için yalnızca 22 milletvekili eksik kalıyor. Bu 22 milletvekilini desteğini – ki zor görünmüyor- bulması halinde de referanduma gitmeden Meclis’te anayasa değiştirme gücünü elde edebilecek.

Yani bugün “muhalefetten AKP’ye geçen” her milletvekili, yalnızca bir parti değişikliği değil, rejimin daha da tahkim edilmesi anlamına geliyor.

“Milletvekili partisinden istifa ediyorsa, milletvekilliğinden de istifa etmiş sayılmalı”

Kemal Okuyan’ın en dikkat çekici vurgularından biri, bu çürümeye karşı önerdiği net tutum oldu: “Milletvekili partisinden istifa ediyorsa, milletvekilliğinden de istifa etmiş sayılmalıdır.
Türkiye gerçekliğine uygun kural bu olmalıdır.”

Bu sözler, yalnızca hukuki bir öneri değil; seçmen iradesinin gasp edilmesine karşı açık bir siyasal itiraz niteliği taşıyor.

CHP içinden gelen tepki: Seçmeni suçlamak

Yaşananlara dair en çarpıcı örneklerden biri ise CHP içinden geldi. CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan’ın, AKP’ye geçen vekiller için CHP’li seçmene: “Siz seçtiniz, onlar gitti” ifadelerini kullanması, tepkilerin odağı oldu. Bu yaklaşım, Okuyan’ın eleştirdiği siyasal çürümenin başka bir yüzünü açığa çıkardı: Sorumluluğu parti yönetiminde değil, seçmende aramak.

Oysa söz konusu milletvekilleri, CHP’li seçmenlerin talebiyle değil; CHP parti yönetiminin pazarlık masası başında diğer partilere ulufe olarak dağıtılan listelerle Meclis’e girmişti. Buna rağmen faturanın seçmene kesilmesi, dikkatleri Kılıçdaroğlu döneminin siyasi tercihleri yerine tabana yönlendirme çabası olarak değerlendiriliyor.

AKP’ye katılan milletvekilinin sorumluluğunu yurttaşlara yükleyen Akdoğan: “Siz seçtiniz onlar gitti” diye yazdı. Akdoğan’ın paylaşımı şöyle:

“Ah bizim fedakar seçmenlerimiz
Ah bizim cefakar üyelerimiz 
Ah bizim vefakar dostlarımız Ne yapalım…

Siz seçtiniz onlar gitti. Dert etmeyin. 
Biz daha çok çalışırız.
Açığı kapatırız.

Üzülmeyin.”

Sonuç: Çürüyen bireyler değil, stratejidir

Kemal Okuyan’ın çıkışı, bugünkü tabloyu kişisel ihanetler üzerinden değil, yanlış muhalefet stratejisi üzerinden okumayı zorunlu kılıyor. Ortada bir “ahlak sorunu” olduğu kadar, belki ondan da önce, CHP’yi zayıflatan ve AKP’yi yeniden güçlendiren bir siyasal akıl sorunu bulunuyor.

Ve bugün AKP’ye dönen milletvekilleri, yalnızca kendi vicdanlarının değil, kendilerine bu yolu açan stratejinin de aynası olarak ortada duruyor.

Exit mobile version