Silivri’deki “yargı sağanağı” tüm hızıyla sürüyor. Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve seçim kampanyası direktörü Necati Özkan’ın “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’de görüldü.
Gecikmeli başlayan duruşmada adeta bir mahkeme salonundan diğerine mekik dokuyan İmamoğlu, savunma yapmak üzere bir süreliğine “diploma davasına” geçti ve ardından yeniden casusluk davasının görüldüğü salona döndü.
Savcı Değişti, Karar Değişmedi: “Tutukluluğa Devam”
Duruşmada mütalaasını açıklayan yeni duruşma savcısı; kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığını, delil toplama işlemlerinin tamamlanmadığını ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını öne sürerek; Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk hallerinin devamını talep etti.
Merdan Yanardağ: “Bu Dava TELE1’i Susturmak, İmamoğlu’nu Ablukaya Almak İçin”
Savcılığın mütalaasına karşı sert bir savunma yapan gazeteci Merdan Yanardağ, davanın hukuki değil tamamen siyasi bir operasyon olduğunu vurguladı. Yanardağ, davanın iki temel amacını şu sözlerle özetledi: 1. “Davanın amaçlarından biri TELE1 televizyonunu susturmak, el koymak, bizi ve arkadaşlarımızı susturmaktır.” “Diğeri; 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek 25 milyon yurttaşın iradesiyle aday gösterilmiş Ekrem İmamoğlu’nun etrafındaki ablukayı büyütmektir. Bu iktidarın acizliğidir; ömrünü uzatabilmek için devletin zor aygıtlarını kullanıyor.”
“Savcılığın Kılıçdaroğlu Hassasiyetini Şimdi Anlıyorum”
İddianamede Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları programın suç unsuru gibi gösterilmesine tepki gösteren Yanardağ, “Savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi son gelişmelerle, ‘mutlak butlan’ kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Kılıçdaroğlu’nu sıkıştırdığımız sorulardan savcılık makamı fena halde alınmış” dedi. Bir sonraki programda ise İmamoğlu’nu çok sert eleştirdiklerini hatırlatan Yanardağ, bunun yalnızca bağımsız bir televizyonculuk kanıtı olduğunu belirtti.
“İddianame Yalanla Başlamış, Yalanla Devam Ediyor”
Etkin pişmanlıktan yararlanan Hüseyin Gün’ün ifadesinin çarpıtıldığını söyleyen Yanardağ, “Savcı, Hüseyin Gün’ün ‘Merdan Yanardağ bu çalışmaların basın ayağında görev aldı’ dediğini ileri sürüyor. Ama Hüseyin Gün’ün ifadesinde böyle bir şey yok! İddianame daha birinci sayfasında yalanla başlamış” diyerek delillerin karartıldığını savundu.
“NATO Bir Haydutluk Örgütüdür, Zirve Bir Utanç Meselesidir”
Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne de değinen Merdan Yanardağ, yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidarın dış politikasını eleştirdi: “NATO bir haydutluk örgütüdür, emperyalist bir saldırı örgütüdür. Soğuk Savaş bittiği halde neden var? Sürekli doğuya genişliyorlar.” “Böyle bir zirveye ev sahipliği yapmak gurur değil, ancak utanç meselesi olabilir. Hayatını Amerikan emperyalizmine karşı mücadeleyle geçirmiş insanları siyasal casuslukla yargılıyorlar.”
Tanıktan İddialara Yalanlama: “Doğrudan Para Vermesi İmkansız”
Duruşmada tanık olarak dinlenen Merdan Yanardağ’ın 8 yıllık asistanı Lale Uzay, Hüseyin Gün veya şoförler aracılığıyla elden para/zarf teslim edildiği iddialarını kesin bir dille yalanladı: “Bilgim dışında kimse Merdan Yanardağ’a ulaşamaz. 8 yıldır yanındayım, asla böyle bir şeye şahit olmadım.” “Gelen her şey önce danışmaya ve güvenliğe gelir, içi açılır kontrol edilir. Doğrudan odasına girip bir şey verme imkanı yoktur. Biz kitap parası için bile makbuz keseriz.”
Necati Özkan: “Casusluğun Adı Var, Kendisi Yok”
Merdan Yanardağ’ın ardından savunmasına başlanan seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ise iddianamenin ciddiyetten uzak olduğunu belirtti: “Bu davada casusluğun adı var kendisi yok. Çok seksi bir başlıkla içi bomboş bir iddianame ile karşı karşıyayız.”
Duruşma, avukatların savunmaları ve talepleriyle Silivri’de devam ediyor.



