Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek’in birlikte yaşadığı Özlem Şanver’e yönelik şiddet anlarını gösteren görüntülerin ortaya çıkması, yıllar önce İl Başkanı iken CHP’lilerin Tuzla sahilindeki saldırıda sergilediği tutumu da yeniden gündeme getirdi.

Berhan Şimşek’in adı bu kez bir kadına yönelik şiddet görüntüleriyle gündemde.

Şimşek ile yaklaşık 10 yıldır birlikte yaşadığı Özlem Şanver arasında yaşanan olayın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde Şimşek’in Şanver’e tekme attığı ve “Bırak beni” sözlerine rağmen kadını zorla evin içine götürmeye çalıştığı görülüyor.

Şanver’in Nisan 2026’da fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğü yönündeki başvurusu üzerine İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi, Şimşek hakkında 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma ve koruma tedbiri kararı verdi. Tedbir kararı daha sonra iki ay daha uzatıldı. Şanver’in daha önce verdiği ifadelerde ise Şimşek tarafından fiziksel şiddete, hakaret ve tehditlere maruz kaldığı yönünde beyanlar yer aldı.

Bugün ortaya çıkan görüntüler, bu iddiaları yeniden Türkiye’nin gündemine taşıdı.

Tuzla’da zehirli varillere ilişkin kurulan imza standına CHP’lilerce yapılan saldırıdaki tutumu unutulmadı

Ancak Berhan Şimşek’in şiddetle anılan geçmişi yalnızca bugün ortaya çıkan görüntülerden ibaret değil.

Tarih 2010.

Tuzla’da zehirli varillere ve çevre kirliliğine karşı imza kampanyası düzenleyen kadın ve çocukların bulunduğu DSP’lilerin standı, aralarında dönemin CHP Tuzla yöneticilerinin de bulunduğu bir grubun saldırısına uğradı. Saldırıda Çağdaş Tuzla Gazetesi sahibi Halil Özen, eşi gazeteci Hülya Özen ve oğulları darp edildi. Stand dağıtıldı.

Saldırının ardından gözler dönemin CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek’e çevrildi.

Ancak Şimşek, saldırıyı kınamak yerine saldırganların yanında duran bir tutum sergiledi. DSP heyetiyle yaptığı görüşmede, gazetecilik faaliyetlerini hedef alan sözlerle saldırganları savundu. Şimşek’in “Kalemşör de, silahşör de benim için

birdir” sözleri dönemin tutanaklarına ve haberlere yansıdı. Yani Çağdaş Tuzla’nın hafızasında Berhan Şimşek’in adı, yalnızca siyasi bir isim olarak değil, gazetemize yönelik saldırının ardından saldırganları savunan siyasi anlayışın temsilcilerinden biri olarak yer aldı. Savunduğu saldırganlardan Hasan Uzunyayla, Cemil Ekşi ve Adnan Başbuğ darp, hakaret, ve tehdit suçlarından her biri 4 yıl 7’şer ay hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Dün kadın gazeteciye, bugün kadına yönelik şiddet

Aradan 16 yıl geçti.

Bugün ise aynı isim, bir kadına yönelik şiddet görüntüleriyle yeniden kamuoyunun karşısında. Bir tarafta gazetecilere ve siyasi rakiplere yönelik saldırının ardından kullanılan şiddeti meşrulaştıran sözler… Diğer tarafta bir kadının şiddet gördüğünü belirterek başvurduğu mahkeme tarafından verilen koruma ve uzaklaştırma kararı ve kamuoyuna yansıyan güvenlik kamerası görüntüleri…

Elbette iki olayın hukuki niteliği birbirinden farklı.

Ancak ortak olan bir gerçek var: Şiddet karşısında nerede durduğunuz, söylediğiniz siyasi sözlerden daha fazla şey anlatır.

Şiddete karşı mücadele lafta mı kalacak?

Bugün CHP yönetiminin ve Berhan Şimşek’in bu görüntüler karşısında nasıl bir tutum alacağı merak ediliyor. Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ettiğini söyleyen siyasi partilerin, kendi yöneticileri hakkında bu denli ağır iddialar ve görüntüler gündeme geldiğinde göstereceği tutum, samimiyetlerinin de sınavıdır.

Çünkü şiddet; faili kim olursa olsun, siyasi kimliği ne olursa olsun, kabul edilemez. Çağdaş Tuzla, kendi yaşadığı saldırıyı unutmadı. Bugün ortaya çıkan görüntüleri de görmezden gelmiyor.

Dün kadın gazetecilere yönelik saldırının arkasında duran anlayış, bugün bir kadına yönelik şiddet görüntüleriyle yeniden karşımızda. Siyasetin ihtiyacı olan şey ise şiddeti savunanlar değil, şiddetin karşısında koşulsuz duran bir anlayıştır.

Exit mobile version