Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

Siyaset tarihimiz boyunca yüz kızartıcı pek çok manzaraya, iktidar hırsıyla ilkesini satan nice figüre şahit olduk. Ancak tarihin hiçbir döneminde, saray yargısının kararlarıyla bir siyasi partinin ensesine binip, ardından koltuğa kurularak halkın iradesiyle dalga geçen bir “atama sözcü” profili bu kadar sırıtmamıştı.

CHP Sözcüsü unvanını taşıyan Müslim Sarı, geçtiğimiz günlerde yaptığı basın toplantısında büyük bir pişkinlikle Özgür Özel’e seslenip hesap sormaya kalkmış: “Neden Cumhuriyet Halk Partisi’ni böldünüz? Neden Atatürk’ün partisini bölerek kendinize başka bir parti inşa ettiniz?”

İnsanlar adama sorarlar: Sen o koltukta hangi yüzle oturuyorsun? Hangi demokratik irade, hangi kongre delegesi, hangi parti üyesi seni o makama seçti?

AKP Kararlarıyla Gelen Atama Konforu: “Yüzsüzlük” Lisansınız Var mı?

Hafızamızı biraz tazeleyelim. Müslim Sarı ve arkasındaki “butlancı” şüreka (Gürsel Tekin’ler, Berhan Şimşek’ler ve diğerleri), parti içi adaleti, üyelerin iradesini ve değişimi savunan milyonları sandığa gömmek için hangi mihraklarla iş birliği yaptı?

Mahkeme kararlarıyla, yargı sopasıyla tasfiye edilen, 3 yıldır alnının akıyla partiyi yöneten ve yerel seçimlerde bu ülkeye çorak topraklarında adeta baharı müjdeleyen Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel birlikteliğinin kazandığı devasa başarıları yok sayan kim? İstanbul’a sarayın kayyımı edasıyla atanan Gürsel Tekin ve ekibi, polis zoruyla CHP kapıları kırılıp parti binalarına çökerken ortalıkta gülüşenler kimdi?

Şimdi çıkmış, arkasında sarayın hukuki mühendisliği, koltuğunda AKP yargısının mühürlü icazetiyle otururken; yıllarca bu partiyi sırtlayan, milyonların umudu olan kadrolara “bölücü” yaftası yapıştırmaya çalışıyorsunuz. Buna siyaset değil, olsa olsa “siyasi yüzsüzlük” denir.

“Keşke Gitmeseydiniz de Sizi Nasıl Öğüteceğimizi Görseydiniz!”

Müslim Sarı’nın serzenişlerinin satır aralarında yatan o asıl acıyı, o gizli hayal kırıklığını çok net okuyoruz. Aslında dertleri şuydu:

  • “Keşke gitmeseydiniz… Keşke o kumpaslara boyun eğseydiniz de içeride sizi siyasî meta haline getirip yavaş yavaş ve acı çektire çektire tasfiye etseydik.”
  • “Keşke parti binasından polis zoruyla atılmayı sindirseydiniz de, biz de sarayın iktidarına ‘Aman rıza göstermeyelim ama altından da kalkmayalım’ diyerek sessizce omuz verseydik.”

Çünkü biliyorlar ki; Özgür Özel ve bu ülkenin aydınlık geleceğini kuranlar onlarla aynı masada kalsaydı, bugün Mekke Anlaşması’na “Mehmetçiğin lejyoner yapılmasına evet” denilemezdi. Büyük Osmanlı idealleri kisvesi altında Ortadoğu’nun ümmetçi bataklığına asker yazılma planlarına sessiz kalınamazdı. Muhtemel anayasa değişiklikleriyle Erdoğan’ın ömür boyu koltukta kalmasının önü bu kadar kolay açılamazdı.

Kılıçdaroğlu ve şürekasının 14 yıl boyunca bu ülkeye yaşattığı ve en son cumhurbaşkanlığı seçimi bozgunundan sonra, halkın partiye olan inancını sıfırladıklarını bile bile o butlan kararlarına sarılıp oturanlar; bugün millete kafa tutma cüretini nereden buluyor? Kendi seçmeninin yüzde 90’ının güvenini kaybeden, tabelasını sarayın gölgesinde saklayan bir zihniyetin “bölücülük” lafını ağzına alması, hırsızın ev sahibini suçlamasından başka bir şey değildir.

Bilimsel ve İnsani Bir Yaklaşımla “Aptala Aptal” Demek Farz Oldu

Atalarımız boşuna dememiş: “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.” Bir diğer deyişle, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”

Sen, mahkeme kararıyla çöktüğün o koltukta otururken, 3 yıl boyunca bu ülkenin en büyük metropollerini kazanan, halkın bağrından kopan kadrolara “partiyi böldünüz” diyemezsin. Arkadaşlarını sırtından hançerleyip, sarayın adliye koridorlarından çıkma “kayyım yönetimi”yle parti sözcülüğüne soyunarak buralara gelenlerin siyasi tarihteki yeri ancak birer ibret vesikası olabilir.

Müslim Sarı’ya ve o akıl aksettiren butlancı ekibe : Siz ne Atatürk’ün Altıok’unu temsil ediyorsunuz ne de bu halkın vicdanını. Siz sadece iktidarın koltuk değneği olmayı, sarayın çizdiği sınırlarda siyasetçilik oynamayı seçtiniz. Ama ne yaparsanız yapın; bu halk gerçeği de biliyor, kimin kime sırtını dayadığını da! Tarih, direnenleri ve inatla “Tam Bağımsız Türkiye” diyenleri yazacak; saray koridorlarında atamayla koltuk kapıp millete parmak sallayanları ise utancın kara sayfalarına gömecektir

Exit mobile version