CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

Tuzla siyasetinde adeta bir siyasi deprem yaşanıyor. 32 yıl sonra büyük bir umutla ve halkın güçlü teveccühüyle, büyük bir desteğiyle AKP’nın üç dönemdir seçilen (yani 15 yıldır Tuzla Belediye Başkanı olan) ve bu seçimde de aday gösterilen Dr. Şadi Yazıcı’ya büyük bir fark atarak yerel iktidarı kazanan İmamoğlu- Özel’in Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), ardı ardına yaşanan şok sarsıntılar, istifalar ve meclis içi dengelerin değişmesiyle birlikte belediye meclisindeki kritik çoğunluğunu kaybetti.

Kasım ayı meclis oturumunda gerçekleştirilen komisyon seçimleriyle birlikte, İmar ve Hukuk gibi en stratejik komisyonlar yeniden Cumhur İttifakı’nın (AKP ve MHP) denetimine geçti.

Etkisi daha az önemli komisyonların bazılarında ise DEM Parti’yi ekleyerek etkisizleştirdiler.

Peki, bu noktaya nasıl gelindi? Halkın oylarıyla sandıkta kurulan iktidar, masa başı operasyonlar ve siyasi manevralarla nasıl el değiştirdi?

Gelen son verilere ve meclis tablosuna göre (toplam 37 meclis üyesi üzerinden):

  • AKP: 16 üye
  • YENİ Parti: 10 üye
  • CHP: 6 üye
  • DEM Parti: 3 üye
  • MHP: 2 üye

Aslına bakarsanız; Yeni Parti 10, CHP 6 ve DEM 3 üye ile toplam 19 üyeyi bulmasına ve karşısındaki blogun da AKP:16 MHP:2 yani toplam 18 ve belediye başkanı ile birlikte 19 üye olmasına rağmen, neden önemli iki komisyonun – İmar ve Hukuk…- da Cumhur ittifakına verildiğinin okuyucularımız tarafından değerlendirilmesini istiyoruz.

Neden? Neden Bu durumu hem Yeni Parti, hem CHP hem de Dem Parti kabul etmiş??? Bir açıklama yapmaları gerekiyor. Neden? Mevcut düzeni sürdürmek için AKP ile uzlaşma mı? Bir mecburiyet mi? Bir açıklama bekliyoruz.*

Genel Merkezden Yerele Uzanan Kurgu ve Bölünme Süreci

Her şey, CHP içerisindeki çalkantılı süreçler ve yargı kararlarıyla başladı. Özgür Özel liderliğinde yerel seçimlerde büyük bir tarihi başarı elde eden halk iradesi, devreye sokulan siyasi ve yargısal müdahalelerle hedef alındı. Partinin içine sürüklendiği ayrışma dalgası, yerel yönetimlerdeki dengeleri de doğrudan sarstı. Butlancı Kılıçdaroğlu ve şürekasının-Gürsel Tekin, Berhan Şimşek, Hasan Uzunyayla, Cemil Ekşi, Barış Yarkadaş vb.- bu kurguda istekli ve bilinçli ve kasıtlı olarak rol alarak oynamaları kaçınılmaz bölünmeyi getirdi.Tuzla özelinde de bu rolü atama İlçe başkanı Hasan Uzunyayla gerçekleştirdi.

Tuzla özelinde bu sürecin faturası çok ağır oldu. Seçimlerden sonra yaşanan gelişmeler, Tuzla’da 32 yıllık özlemin ardından gelen iktidarın kısa sürmesine zemin hazırladı:

Eren Ali Bingöl’ün Taraf Değiştirmesi: Seçim zaferinin ardından yaşanan siyasi kırılmalarda, Tuzla’da belediye yönetimini elinde bulunduran yapının kilit isimlerinden Eren Ali Bingöl’ün AK Parti’ye geçişi dengeleri altüst etti.

Meclis Çoğunluğunun Kaybı: Bu geçişle birlikte yalnız kalınmadı; beraberindeki meclis üyelerinin de parti değiştirmesiyle Tuzla Belediye Meclisi’ndeki aritmetik tamamen AK Parti ve Cumhur İttifakı lehine döndü.

Yeni Komisyon Dağılımı: Yapılan son meclis toplantısında, sayım ve istifaların ardından tüm ihtisas komisyonları yeniden şekillendirildi. Özellikle İmar Komisyonu ve Hukuk, Tarifeler ve İsimlendirme Komisyonu başta olmak üzere, kentin kaderini belirleyen tüm hayati komisyonlarda çoğunluk yeniden Cumhur İttifakı’nın eline geçti.

Bütün beşer kişiden oluşan komisyonlarda ikişer AKP’li üye bulunurken, önemli – İmar, hukuk ve tarifeler vb. – komisyonlarada birer MHP’li üye de ekleyerek çoğunluğu ele geçirdiler.

Tarihsel Sorumluluk ve Halkın İradesinin Gaspı

Bu süreç, sadece yerel bir meclis sandalye değişimi olarak okunamaz. Uzmanlar ve siyasi gözlemciler, yaşananların arkasında çok daha büyük bir siyasi mühendislik yattığına dikkat çekiyor:

  • Halkın Oylarının Gasp Edilmesi: Tuzla halkı, 32 yıllık özlemin ardından sandıkta çok net bir değişim iradesi ortaya koymuştu. Ancak yaşanan bu iki yıllık kesinti ve operasyonel geçişler, halkın oylarının dolaylı yoldan AK Parti yönetimine devredilmesi anlamına geliyor.
  • Tarihi Sorumluluk: Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine, yani emperyalizme karşı tam bağımsızlık çizgisine sırt çeviren, dış politikada Yemen’e asker gönderme senaryolarına dahi göz kırpan, büyük Osmanlı hayalleri peşinde koşan bu anlayışların peşinden giden Kılıçdaroğlu ve meclis üyelerinin, tarih önünde büyük bir sorumluluk taşıdığı ortadadır.
  • Kişisel hesaplar veya süreci okuyamama hali nedeniyle halkın emanetine ihanet edenler, bugün kaldırdıkları ellerin hesabını sadece tarihe değil, çocuklarına, sevdiklerine ve Tuzla halkına vermek zorundadır. Ve biz bunu hiçbir zaman kendilerine unutturmayacağız.

Tuzla’da İktidar Yeniden AK Parti’nin

Tuzla’da yaşanan bu gelişmeler neticesinde; halkın oylarıyla kurulan yerel iktidar, ardı arkası kesilmeyen kumpaslar, parti değiştirmeler ve meclis içi aritmetik oyunlarıyla fiilen eridi. Kasım ayı meclis toplantısında resmileşen komisyon dağılımları, yönetimin ve kritik karar mekanizmalarının yeniden AK Parti kadrolarının kontrolüne geçtiğini tescilledi.

Tuzla halkı, sandıkta kazandığı geleceğin masa başı oyunlarıyla nasıl elinden alındığını ve iradesinin nasıl yok sayıldığını ibretle izliyor. Bu tarihe not düşülen süreç, gelecekte herkesin yüzleşeceği ağır bir siyasi miras olarak kayıtlara geçti.

Exit mobile version