“Birimiz yapsın da kim yaparsa yapsın…”
Bu sözler, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a ait. Ancak muhatabı sadece bir kişi değil; Türkiye’yi içine hapsolduğu bu antidemokratik karanlıktan kurtarmaya talip olan herkes. Silivri Cezaevi’nde tutuklu gazeteci Fatih Altaylı’yı ziyaret eden Yavaş, burada yaptığı açıklamalarda hem Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına hem de CHP’nin yıldızlaşan lideri Özgür Özel’e dair çarpıcı mesajlar verdi.
“Ekrem Başkan içerideyken adaylıktan söz etmek ayıptır”
Yavaş’ın açıklamalarında en dikkat çeken vurgu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna dönüktü. “Ekrem Başkan bu durumdayken benim adaylıktan söz etmem ayıptır, terbiyesizliktir” diyen Yavaş, böyle bir tartışmayı açmayı ahlaki bulmadığını açıkça ortaya koydu.
“Özgür Bey parlıyor”
Yavaş’ın sözleri sadece bir geri çekiliş değil, aynı zamanda CHP lideri Özgür Özel’e güçlü bir destek niteliği taşıyor. “Özgür Bey parlıyor” diyen Yavaş, CHP’nin bugünkü liderliğini bir umut kaynağı olarak gördüğünü net şekilde ifade etti. Bu değerlendirme, kamuoyunda Özgür Özel’in siyasi etkisinin kalıcılaştığı ve geniş kitlelere ulaşabildiği yönündeki gözlemleri de doğruluyor.
Özel’in mitinglerine de vurgu yapan Yavaş, “İktidar bundan bu kadar rahatsız oluyorsa demek ki doğru bir şey yapıyoruz” diyerek CHP’nin sahadaki mücadelesinin geniş halk kesimlerinde yankı bulduğunu belirtti. “Devam etmeli. Kesintisiz devam etmeli” cümlesi, CHP’nin sokakta yükselttiği halkçı siyaset çizgisinin partinin önümüzdeki dönem stratejisinin omurgası olması gerektiğine işaret ediyor.
“CHP artık dine düşman gibi algılanmıyor”
Mansur Yavaş’ın bir başka önemli değerlendirmesi, CHP’nin muhafazakâr seçmenle kurduğu yeni ilişki biçimine dair oldu. “Din konusunda CHP artık hata yapmıyor” diyen Yavaş, özellikle yerel yönetimlerdeki kapsayıcı söylemin ve pratiğin, seçmenin önyargılarını yıktığını vurguladı. “Muhafazakar seçmen CHP’ye oy vermenin onları cehenneme götürmediğini gördü” sözleri, CHP’nin artık belli çevrelerde bir korku nesnesi olmaktan çıktığının ilanıydı.
Bu yaklaşım, özellikle Özgür Özel’in genel başkanlık sürecinde izlediği ittifak diliyle birebir örtüşüyor. Dini inançlara saygılı, ancak laiklikten taviz vermeyen; halkçı, adaletçi ve özgürlükçü bir çizgi Özel’in liderliğinde belirginleşti. Yavaş’ın bu noktada CHP içindeki dönüşümü sahiplenmesi ve övgüyle söz etmesi, partideki birikmiş enerjinin liderlik zemininde birleştiğinin de güçlü bir göstergesi.
“Önemli olan kurtulmak… Kim yaparsa yapsın”
Yavaş’ın belki de en net mesajı şu cümlelerde saklıydı: “Ben diyorum ki, biri yapsın da kim yaparsa yapsın. Önemli olan kurtulmak. Çocuklarımız için, torunlarımız için, gençler için bu anlayıştan kurtulmak lazım. Kim kurtaracaksa olur. Beni, seni, osu yok. Ekrem başkan olur. Özgür Bey parlıyor. O olur. Ben olurum. Birimiz yapsın da kim yaparsa yapsın.”
Bu sözler, kişisel hırsların ötesine geçmiş bir siyaset anlayışını temsilcisi. Sadece koltuk için değil, ülkenin geleceği için aday olunması gerektiğini söylüyor Yavaş. Ve bu sözler, dolaylı ama güçlü bir şekilde, CHP lideri Özgür Özel’in bu sorumluluğu taşıyabilecek bir siyasi lider olduğuna işaret ediyor.
Yavaş’ın açıklamaları, sadece bir politik tutum beyanı değil, aynı zamanda muhalefet içinde olgunlaşan yeni bir liderlik kültürünün de yansıması. Bu yeni dönemde ‘ben’ değil, ‘biz’ diyen; kişisel değil, toplumsal çıkarı öne koyan siyasetçilerin parlaması tesadüf değil. Özgür Özel’in son dönemdeki performansı, bu siyaset anlayışının ete kemiğe bürünmüş hali.
Yavaş’ın ifadesiyle;
“Birimiz yapsın da kim yaparsa yapsın”
Bu söz halkın kalbinde zaten çoktandır, bu üç isme yönelmiş durumda.
“Parlayan isimler: Ekrem Bey, ÖzgürBey, Mansur Bey.”



