Gerçeğe bağlılığı, araştırma ısrarı ve meslektaşının emeğine gösterdiği saygıyla tanıdığımız Murat Ağırel’e: ” Senin gazeteciliğine de birlikte savunduğumuz halkın haber alma hakkına da sahip çıkacağız. Üzerimize düşen gerçeği arama sorumluluğundan vazgeçmeyeceğiz. Kızın Ada’yı da hiç merak etme! O bizim de kızımız!”
Gazeteci Murat Ağırel’in Sarıgül ailesine yönelik soruşturma kapsamında “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlamasıyla yapmadığı bir haber için tutuklanması, bizler için derin bir üzüntünün ve itirazın nedenidir. Kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında masumiyet karinesinin korunmasını, gazetecilik faaliyetinin suçlamalara dayanak yapılmamasını ve özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz.
Biz Murat Ağırel’i belgelerin peşinden giden, iddiaları araştıran, sorularını doğrudan muhataplarına yönelten mütevazı gazeteciliğiyle tanıyoruz. Tuzla’daki hayali emsal transferi dosyasına gösterdiği özen de bunun somut örneklerinden biridir.
Çağdaş Tuzla’nın ortaya çıkardığı hayali emsal transferi dosyasını araştıran, Onlar TV ekranlarında kamuoyuna anlatan ve gazetemizin emeğini açıkça teslim eden Murat Ağırel’e şimdi biz sesleniyoruz:
Çağdaş Tuzla Gazetesi olarak yıllardır belgelerle gündeme taşıdığımız dosyayı Onlar TV’de ele alırken haberlerimizi okudu, ayrıntılarını araştırdı, yanıt bekleyen soruları çoğalttı. Programda Timur Soykan ile birlikte milyar dolarlık boyutuyla tartışılan iddiaları kamuoyuna anlatırken bu haberleri ortaya çıkaran gazetenin adını da tekrar tekrar söyledi.
“Öncelikle bu haberi neredeyse iki yıl önce yapan Çağdaş Tuzla Gazetesi’ni tebrik ederim” dedi.
Ardından haberlerimizi anlattı. Belgelerimizi, sorularımızı, yıllardır takip ettiğimiz hayali emsal transferi dosyasını araştırdı. Konunun önemini kavradı; yanıt bekleyen soruları muhataplarına yöneltti. Yayın boyunca gazetemizi kaynak göstererek yerelde başlayan araştırmamızı geniş bir kamuoyuyla buluşturdu.
Bir tarafta bazı televizyon kanallarında yerel basının emeği silik bir detay gibi geçiştirildi; hatta hayali emsal transferlerini “Belediye ilk başta açıkladı” gibi gerçeği ters yüz eden yanılgılarla, meclis üyelerine dahi konuşulması yasaklanmış bir direnişin üstü istemeden de olsa örtüldü.
Bugün tutukluluğuna duyduğumuz üzüntüyle o yayını yeniden hatırlarken, kendisine neden böylesine derin bir minnet duyduğumuzu da anlatmak istiyoruz. Çünkü Murat’ın yaklaşımı bizim için birkaç güzel sözden çok daha fazlasını ifade ediyor.
İncelemenin başlangıcında bizim haberlerimiz vardı
Çünkü burada mesele yalnızca gazetemizin adının anılması değildir. Ortaya çıkarılan gerçeğin nasıl bulunduğunun, hangi emekle kamuoyuna taşındığının doğru anlatılmasıdır.
İBB incelemesine dayanak olan ilk iki haberimiz ihbar kabul edildi. Logomuzla birlikte rapora aynen alındı.
Haberlerimizdeki iddialar tek tek incelendi; bunları doğrulayan tespitler ve ayrıca fazladan savcılıkça araştırılması gereken suç işlemek amacıyla örgütlü çete kurmak, zimmet, görevi kötüye kullanma vb. iddialarımız rapora yansıdı. Ve dosya Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına hepsini araştırması için gönderildi.
Dolayısıyla Çağdaş Tuzla, bu konuda geçmişte birkaç haber yayımlamış bir gazete olarak geçiştirilemezdi. Sözünü ettiğiniz incelemenin başlangıcında bizim haberlerimiz, araştırmamız ve belgelerimiz vardı. Ve devamında da…
Ne var ki İBB Raporu’nu uzun uzun anlatan bazı meslektaşlarımızın, haberlerimizin rapordaki yerini anlatmaya gelince aynı cömertliği göstermediğine de tanık olduk. İBB Tevdi Raporu’nda sayfalar boyunca yer bulan emeğimize yani haberlerimize, ekranlarda anlatanlar bir cümlelik yer vermedi. Onları dinleyenler; İBB kendi kendine bir yolsuzluğun farkına varmış; bir rapor hazırlamış gibi bile düşünebilirlerdi… Oysa öyle değildi gerçekler. O haberin hikayesi ayrıydı. Ve bizzat büyük bir emekle ortaya çıkarmıştık. (İlerleyen günlerde o haberin de hikayesini ayrıntıları ile yazacağız.)
Bazı yazarların televizyonlarda ve kendi köşe yazılarındaki anlatımlara ilişkin itirazımız da bundandır. Çağdaş Tuzla’nın konuyu iki yıl önce haberleştirdiğini söylemek, haberlerimizin ihbar kabul edildiğini, rapora doğrudan alındığını ve iddialarımız üzerinden inceleme yürütüldüğünü anlatmanın karşılığı değildir. Beklediğimiz, tam olarak bu somut ilişkinin kamuoyuna aktarılmasıydı.
İBB Raporu’nun içinde haberlerimiz bütünüyle görünürken, rapor anlatılırken neden bu kadar görünmez kılınıyordu? Anlatan gazeteci kendini mi önemli kılmaya çalışıyordu? Araştırmacı gazeteci rolünü daha inandırıcı oynamak için mi gerçekleri yeteri kadar vurgulamıyordu? Yoksa ufku mu o kadardı?
Bir yerel gazetenin haberleri incelemeye temel olabiliyor, belgeleri ulusal yayınlarda tartışılabiliyor; fakat bütün bunların nasıl başladığını anlatmak birkaç kelimeye sığdırılabiliyordu.
Üzüldüğümüz, itiraz ettiğimiz budur. Bir teşekkür beklemenin ötesinde, yerel gazetecilik emeğinin doğru kayda geçirilmesini istiyoruz.
Murat Ağırel’in farkı burada ortaya çıktı!
Ağırel, o emeğin üzerinden hızla geçmedi. Haberlerimizi okudu. Dosyayı araştırdı. Kamuya hibe edilmesi gereken taşınmazlara, aynı imar haklarının mükerrer kullanıldığına ilişkin bulgulara, ruhsat işlemlerine ve taşınmaz bağışları hakkındaki iddialara dikkat çekti. İlgili kişilere ulaşarak yanıt aradığını anlattı.
Dosyayı aktarırken, onu ortaya çıkaran gazeteyi de hem görsel hem de anlatımları ile görünür kıldı. Bizi en çok duygulandıran buydu: Gerçeğe duyduğu saygı, o gerçeği ortaya çıkaranların emeğine duyduğu saygıyla tamamlanıyordu.
Bir haberin değerini, yayımlandığı gazetenin büyüklüğüyle ölçmediğini gösterdi.
Ulusal ölçekte tanınan bir gazeteci olarak, yerel bir gazetenin araştırmasını ciddiyetle ele aldı. Meslektaşlarına hakkını teslim ederken gösterdiği mütevazılık, objektif tavır gazeteciliğinin gücünü daha da belirginleştirdi.
Belki bizim kendi emeğimizi anlatırken çekingen kaldığımız yerde, o bizden daha güçlü konuştu. Sözleri bize güç verdi; uzun zamandır içimizde taşıdığımız, yaptığımız pek çok haberimizi kaynak göstermeden yayınlayan gazetelere ve gazetecilere karşı oluşan kırgınlığımıza, kızgınlığımıza da dokundu. (Ki bu durum belki de korsan haberciliğe yönelik eleştirel bir kitap konusudur; ve ileride değerlendirilmelidir.)
Bu nedenle Murat Ağırel’e minnetimiz, yalnızca gazetemizi övmesine değil; habere bağlılığına, araştırma sorumluluğuna ve mesleki dürüstlüğünedir.
Pekala o da başkalarının yaptığı gibi bizim emeğimizi hem hayali emsal transferleri konusunda iki yıldır yaptığımız haberleri, ve bu haberler ihbar kabul edilerek oluşturulan İBB Tevdi Raporu’nda bu haberlerin varlığını görmezden gelebilirdi. Lafları yuvarlayabilir; gazeteciliğin temeli olan 5N 1K’yı sormayabilirdi. Kuru kuruya bir Çağdaş Tuzla’nın adını göstermelik geçirebilirdi. Yapmadı…Aksine Çağdaş Tuzla’yı belki de haketmediği kadar önemsedi…
Onlar TV’nin “O güzel çocuklarına”, Murat Ağırel’e, Timur Soykan’a, Barış Pehlivan’a, Barış Terkoğlu’na, Şule Aydın’a ve bu yayına emek veren diğer emekçi arkadaşlarımıza da aynı içtenlikle teşekkür ediyoruz.
Sevgili Murat, şimdi biz sana sesleniyoruz
Özgürlüğünden uzak oluşuna çok üzülüyoruz. Ailenden, kızından, çalışma masandan ayrı geçirdiğin günleri düşünüyoruz.
Bir gazetecinin ardında yarım kalan sorular vardır. İncelenecek belgeler, aranacak insanlar, yazılacak haberler… Bir babanın içinde ise bunların hepsine eşlik eden bir özlem vardır: Çocuğuna sarılabilmek, sesini yakından duymak, yanında olabilmek.
Ada’ya ilişkin emanet duygun yüreğimize dokunuyor. Buradan sana aynı sıcaklıkla ve samimiyetle seslenmek istiyoruz: Ada’yı hiç merak etme Murat. O bizim de kızımız. Benim torunumun adı da Ada. O daha 1.5 yaşında… Biz buradayız Tuzla’da. Ne zaman ihtiyaç olursa sevdiklerinin yanındayız! Her koşulda ve her şeyimizle…
Bu sözümüzde, bir babanın kaygısını paylaşma isteğimiz, sana ve ailene duyduğumuz yakınlık ve tabi tamamen samimi duygularımız var.
Yaşadığınız ayrılığın bir an önce sona ermesini, kızına özgürce sarılacağın günün gelmesini diliyoruz.
Sana duyduğumuz saygı, gerçeği ararken gösterdiğin özenle büyüdü. Bizim emeğimizi görmenle derinleşti. Bugün bu saygıya, özgürlüğün için duyduğumuz özlem ve dayanışma eşlik ediyor.
Gazeteciliğinin önünde minnetle, saygıyla eğiliyoruz.
Yeniden sorularını soracağın, haberlerini yazacağın, Ada’ya sarılacağın günleri bekliyoruz.
O güne kadar da sonrasında da üzerimize düşeni yapacağız. Emeğini unutmayacağız. Gerçeğin peşini bırakmayacağız. Bu kara düzeni mutlaka yıkacağız. Özgür bir ülke kuracağız. O özgür ülkede güzel günleri sevdiklerimizle, keyifle hep birlikte yaşayacağız.
Halil Özen / Çağdaş Tuzla Gazetesi
izlemek için tıklayın!



