
Haber takibi yaptığı sırada gözaltına alındıktan sonra polis tarafından dövülerek öldürülen gazeteci Metin Göktepe, katledilişinin 30’uncu yılında İstanbul Esenler’deki mezarı başında anıldı. Anmada, Göktepe’nin işçilerin, dezavantajlıların ve kayıpların sesi olan gazetecilik anlayışı vurgulandı.
Kemer Mezarlığı’nda geniş katılımlı anma
8 Ocak 1996’da, Evrensel Gazetesi muhabiri olarak Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek için gittiği Alibeyköy’de gözaltına alınan ve Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda polisler tarafından dövülerek öldürülen Metin Göktepe için Kemer Mezarlığı’nda düzenlenen anmaya ailesi, meslektaşları, gazeteci örgütleri, sendikalar, siyasi parti ve sivil toplum temsilcileri katıldı.
Anmada sık sık “Özgür basın susturulamaz”, “İnadına hepimiz birer Metin’iz” sloganları atıldı. Göktepe’nin mezarı kırmızı karanfiller ve Evrensel gazetesinin son sayılarıyla donatıldı.
“Öfkemiz diri, hesabı sorulana kadar da öyle kalacak”
Mezar başında konuşan Evrensel Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal, Metin Göktepe’nin yalnızca bir gazeteci değil, bir hakikat ve sorumluluk sembolü olduğunu vurguladı: “Acımız hep diri ama öfkemizi de diri tutuyoruz. Bunun hesabı sorulana kadar bu öfke geçmeyecek. Metin’in ‘Bu haberi mutlaka ben izlemeliyim’ diyerek gittiği gazetecilik hattı bugün de sürüyor.”
“Metin’in büyüttüğü kavganın aracı Evrensel yazmaya devam ediyor”
Evrensel muhabiri Murat Uysal ise Metin Göktepe’nin gazeteciliğinin, işçi sınıfının gözünden habercilik yapma ısrarı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Metin sadece kendisi için değil, işçi sınıfının görmesi için ‘Mutlaka ben izlemeliyim’ diyordu. Bugün de genç gazeteciler, işçiler aynı sözle yola çıkıyor. Metin’in taşıdığı bayrak, Evrensel’in kalemiyle büyümeye devam ediyor.”
Meryem Göktepe: “Metin kendi haberini de yaptı”
Metin Göktepe’nin kardeşi Meryem Göktepe, annelerinin selamını ileterek başladığı konuşmasında, Göktepe’nin gazeteciliğinin bugün hâlâ canlı olduğunu söyledi: “Metin, işçilerin, tüm dezavantajlı grupların ve kayıpların gazetecisiydi. Gözaltında adını haykırarak ‘Ben gazeteciyim, Metin Göktepe’ derken bile kaybedilmek istendiğini biliyor ve aslında kendi haberini de yapıyordu.”
Meryem Göktepe, Metin’in cenazesini izlemek için ısrar ettiği cezaevinde işkenceyle öldürülen dört devrimcinin de tarihte gölgede bırakılmak istendiğini vurgulayarak, “Gerçekler görünmesin istediler ama başaramadılar” dedi.
“Aramızda hâlâ Metinler var”
Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Yöneticisi Ferhat Yaşar, Metin Göktepe’nin haber için orada bulunmasının bir tercih değil, bir gazetecilik zorunluluğu olduğunu ifade etti: “Gitti, gördü ve bu yüzden katledildi. Ama yazdığı gerçekleri susturamadılar. Çünkü aramızda hâlâ Metinler var.”
Basın özgürlüğüne vurgu
DİSK Gıda-İş Genel Başkanı Olcay Özak, Metin Göktepe’nin işçi sınıfının gündemini haber yapmayı ilke edindiğini belirtirken; İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, gazetecilerin bugün de gerçekleri yazdıkları için hedef alındığını söyledi.
DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz, Göktepe’nin gerçek haberin peşinde olduğunu vurgularken; CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 1990’ların karanlığında yakılan meşalenin bugün hâlâ gazetecilerin yolunu aydınlattığını ifade etti.
Özgür Çelik: Göktepe’nin yaktığı meşale aydınlatmaya devam ediyor
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, duygularını şöyle dile getirdi:
“Metin Göktepe’yi 1990’ların karanlığında aramızdan aldılar. 1990’lar, Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden bir tanesi. Toplumsal katliamların yaşandığı, faili meçhul cinayetlerin işlendiği bir dönem. Sivas’ta, Gazi Mahallesi’nde, Başbağlar’da katliamların yaşandığı; gazeteci Metin Göktepe’nin, Uğur Mumcu’nun katledildiği karanlık bir dönem 1990’lar. İnsanların zorunlu göçe zorlandığı, köylerin yakıldığı karanlık bir dönem 1990’lar. Tam o 1990’ların karanlığının içerisinde Metin Göktepe bir meşale yaktı ve onun, o karanlığın içerisinde yaktığı meşale bugün genç gazetecilerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor.
Metin Göktepe’yi 1990’larda aramızdan aldılar ancak bugün halkın gerçek haber alma hakkının peşinde koşan gazeteciler, Türkiye’de Metin Göktepe’nin yaktığı meşaleyle mücadelelerini sürdürüyorlar. Bizler de hem Metin Göktepelerin hem Uğur Mumcuların yaktığı meşaleyle demokratik bir Türkiye mücadelesini sürdürmek için bir çaba ve gayret içerisindeyiz.
Demokrasilerde dördüncü kuvvettir basın özgürlüğü. Metin Göktepe’nin katledilişinin üzerinden 29 yıl geçti ama bugün Türkiye’de gazeteciler katledilmeye devam ediyor. Bugün gazeteciler gözaltılarla, tutuklamalarla, sansürle susturulmaya devam ediyor. Gazetecilerin üzerinde uygulanan bu baskıların karşısında halkın gerçek haber alma hakkının yanındayız.”
Seyit Aslan: “Metin Göktepe’nin gerçek gazetecilik mirası silinemedi”
Anmada konuşan Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Metin Göktepe’nin katledilmesinin üzerinden geçen 29 yıla rağmen gerçek gazetecilik mirasının yok edilemediğini vurguladı.
Aslan, Metin Göktepe’nin işçi sınıfına ve emekçilere bağlı gazetecilik anlayışının bugün de yol gösterici olduğunu belirterek şunları söyledi: “Metin Göktepe’yi hunharca katlederek aramızdan aldılar ama onun ideallerini, işçi sınıfına olan bağlılığını, gerçek gazetecilik kimliğini asla silemediler. Bugün burada halkın haber alma hakkını ve basın özgürlüğünü konuşuyorsak bunda Metin Göktepe’nin payı çok büyüktür.”
Türkiye’de medyanın büyük bölümünün iktidar kontrolüne girdiğini, gerçeklerin sistematik biçimde gizlendiğini söyleyen Aslan, sermaye medyasının rolüne dikkat çekti: “Tek adam yönetimi, işçi sınıfına, emekçilere, Kürt halkına, yoksullara ve ezilenlere yönelik baskı politikalarını gizlemek için medya aygıtlarını kullanıyor. Roboski’de sustular, Gezi’de penguen yayıncılığı yaptılar. Bugün de sermaye medyası gerçeği gizlemeye devam ediyor.”
Aslan, bu tabloya rağmen halkın haber alma hakkı için mücadele eden gazetecilerin bedel ödediğini hatırlatarak şöyle devam etti: “Bugün ülkede gerçek gazetecilik yapan, halktan yana yayıncılık sürdüren çok sayıda gazeteci cezaevinde. Katledilen gazeteciler var. Suriye’de gerçeği yazmaya çalışan gazeteciler kısa süre önce öldürüldü. Ama bütün bu baskılara rağmen Metin Göktepe gazeteciliği yaşamaya devam ediyor.”
Haberin sonuna eklenebilecek güçlü kapanış cümlesi (öneri)
Metin Göktepe’nin adı, aradan geçen yıllara rağmen yalnızca bir anma değil; gerçekleri yazma ısrarının, bedel ödemeyi göze alan gazeteciliğin ve halkın haber alma hakkının simgesi olmaya devam ediyor.
Çağdaş Tuzla Gazetesi Notu
Metin Göktepe, yalnızca bir gazeteci değil; hakikatin, emeğin ve adalet arayışının kalıcı bir simgesidir. Onun “mutlaka ben izlemeliyim” diyen gazeteciliği, bizlere bıraktığı miras olarak bugün de karanlığa karşı ısrarla sürdürülüyor.


