Gazeteci Fatih Altaylı’nın bugün kaleme aldığı ve isim vermeden “İstanbul’un Anadolu yakasındaki genç bir belediye başkanı” olarak tarif ettiği ismin, Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl olduğu gün gibi ortada. Altaylı’nın yazısı, Tuzla’da kapalı kapılar ardında dönen kirli pazarlıkları, imar çeteleriyle nasıl uzlaşıldığını ve Cumhuriyet Halk Partisi tabanının nasıl bir hayal kırıklığına uğratıldığını gözler önüne seriyor.
İzlemek için tıklayın!
Altaylı’ya “İmar Çetesi var” Diye Koşan Başkan Eren Ali , Bugün Nerede?

Fatih Altaylı, bugünkü yazısında 2024 yerel seçimleri öncesinde programına konuk ettiği ve 2009’dan beri AKP yönetiminde olan bir ilçede “devrim” yaparak kazanan genç başkanı anlatıyor. Seçimden sonra bu genç başkanın kendisini arayarak, “Abi, burada çok büyük bir arazi çetesi karşımıza çıktı. Tam bir imar çetesi. Büyük araziler kapatmışlar, belediye ile birlikte hareket edip büyük kazançlar sağlıyorlar” dediğini aktarıyor.
Altaylı’nın “Öz kardeşim olsa üzerine git, paramparça et” telkinine ve desteğine rağmen, aradan geçen uzun zamanda bu dosyanın üzeri tamamen kapatıldı. Altaylı’nın, “Ne oldu o çete? Gereğini yaptın mı? Ya da çeteye katılıp payını alıp örtbas etmeyi mi tercih ettin?” sorusu, aslında Tuzla halkının ve bizlerin yıllardır sorduğu sorunun ta kendisidir! Ama bu kez gazeteci Fatih Altaylı kendi tanıklığını da anlatarak soruyor! Ve iyi ki de soruyor!
“Değişim” ve “hesap sorma “sloganıyla iktidara gelen CHP Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl’ün, daha sonra statükonun koruyucusu olan maskesini Fatih Altaylı bugünkü yazısı ile düşürdü. Siz hiç Eren Ali Bingöl’ün ağzından Tuzla’da halka hitaben: ” 2017’den beri İmar Çetesi var”, diye bir şey duydunuz mu?
Adım Adım Uzlaşma…
Çağdaş Tuzla olarak sürecin başından, yani bu yolsuzluğu ortaya çıkarıp haberlerini yaptığımız Kasım 2024’ten beri bu kokuları alıyor ve kamuoyunu uyarıyorduk. Ama açıkçası biz bile kondurmak istemiyorduk. Ama şimdi artık; Altaylı’nın yazısıyla taçlanan bu “uzlaşma” kronolojisini, hafızaları tazelemek adına adım adım yeniden önünüze koyuyoruz:
İlk Sinyal Kadrolaşmayla Geldi: Seçimin hemen ardından, değişim bekleyen Tuzla halkının karşısına ilk önce şok atamalarla çıktılar. Kalem Müdürlüğü’ne eski AKP’li Tuzla Belediye Başkanı ve eski Bakan İdris Güllüce’nin yeğeni atandı. Yetmedi AKP’li Başiskele Belediyesi’nden, AKP’li bir başkan yardımcısı Tuzla’ya getirildi.
Hayali Emsal Transferi Şirketleri Sponsor Yapıldı: Tuzla Kitap Günleri ve benzeri organizasyonlarda, adı geçmiş dönemdeki şaibeli ve hayali emsal transferi usulsüzlüklerine karışan cüppelinin damadının ve Yazıcı’nın akrabalarının şirketleri birdenbire Tuzla Belediyesi etkinliklerinde “sponsor” olarak boy göstermeye başladı.
Kreşler Şer odağı Şirketlere Emanet Edilmek İstendi: Seçim meydanlarında “Halk için kreş” diyenler, bu kreşlerin yapımını ve sponsorluğunu yine aynı adı imar çeteleriyle anılan şirketlere yaptırmaya kalkıştılar. Onlara yerler verdiler; ve pankartları ile süslediler.
Şadi Yazıcı İle Fotoğraf Yarışı: Eski defterleri açacağını, yolsuzlukların, hesabını soracağını vadederek seçilen CHP’li Eren Ali Bingöl, geçmiş dönemin belediye başkanı Şadi Yazıcı ve geçmiş dönemde “hırsızlıktan, saldırıdan mahkum olmuş” ne kadar sorunlu insan vb. belediye ziyaretleri ve toplu nikah kıyımlarında onlarla poz vermeye ve “birlikte yürüdük biz bu yollarda” diyerek; ” Hangi yollarda siz birlikte yürüdünüz? -zimmet irtikap saldırı vb.- “mi? diye kendisine sorulmayacağından emin olarak pupa yelken yoluna devam etti…
Adeta geçmişi aklıyor hepimizin aklına meydan okuyordu. Hepimizin, yani tam 32 yıldır AKP ve öncüllerine karşı mücadele eden bizleri görmezden gelirse yok olacağımızı sanıyordu.
Eski Dönemin Danışmanı Yeni Dönemin Başkan Yardımcısı Oldu:

Uzlaşmanın en somut kanıtı ise yakın zamanda Şadi Yazıcı’nın on beş yıllık en yakını, başdanışmanı ve en son TUZYAP Genel Müdürü olan ismin Harun Oğuzhan’ın, Eren Ali Bingöl tarafından Belediye Başkan Yardımcısı olarak atanıp İskan-Ruhsat İşlerinin kendisine bağlanması oldu.
Eren Ali Bingöl avukatlık bürosundan ortağı ve yakın arkadaşı olan önceki özel kalem müdürünü de AKP’li Şadi Yazıcı’nın en güvenilir adamı Harun Oğuzhan’ın yardımcısı olarak atadı. Yani, geçiş süreci böylece denetim altına alınmış oluyordu…

Sonra da AKP İlçe Başkanlığı başta olmak üzere bütün siyasi partileri ziyaret ediyoruz adı altında ziyaretler başlattı.
İmamoğlu’nun ve diğer belediye başkanlarının içerde tutulduğu bir dönemde bu AKP İlçe Başkanlığı ziyaretinin nasıl açıklanacağı bile düşünülmedi; ya da artık köprülerin atılma kararını Eren Ali Bingöl verdiğinden o tarafa hiç bakmadı.
AKP İlçe Başkanlığı ziyaretinde, Tayyip Erdoğan’ın “Başka Bir Dünya Mümkün” isimli kitabıyla AKP İlçe Başkanıyla birlikte poz bile verdi…Normal demokratik şartlar altında olsa belki tamam anlaşılabilir. Ama bu koşullarda olur muydu? Yüzlerce CHP’li tutuklu, her gün operasyonlarda tutuklanmaya devam ediyor. Ama bizim Eren Ali başkan her şey normalmiş gibi AKP’yi ziyaret ediyor!!! Sanki paralel evrende, gerçek üstü pembe bir dizide yaşıyor…
Hayali Emsal Transferi ya da kendi deyimiyle: ” “Abi, burada çok büyük bir arazi çetesi karşımıza çıktı. Tam bir imar çetesi. Büyük araziler kapatmışlar, belediye ile birlikte hareket edip büyük kazançlar sağlıyorlar” dediği o çetenin konuşulmaması için kim, Eren Ali Bingöl’e resmi yazı göndererek “hayali emsal transferi yolsuzluğu” konusu asla mecliste ve dışarıda konuşulmasın” dedi. Hangi kurum. Kim istedi. Başkan niye bu direktife uydu…Bir buçuk yıl boyunca Eren Ali Bingöl tarafından kendi meclis üyelerine bu resmi yazı gösterilerek bu konuda konuşmaları yasaklandı? Sizce neden? Niçin? Başkan bu kanunsuz emirlere uydu?
İBB 520 Bin Metrekarelik Soygunu Saptadı, Eren Ali Bingöl Kendi Partisini Hedef Aldı Acaba Neden?
Fatih Altaylı’ya daha yolun başında “Burada büyük bir imar çetesi var abi” diye dert yanan Eren Ali Bingöl’ün zaman içinde nasıl bir dönüşüm geçirdiğinin en somut, en sarsıcı kanıtı nihayet İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eliyle tescillendi.

İBB, kılı kırk yaran bir incelemeyle Tuzla’daki imar çetesinin tam 520.000 metrekarelik ( yani yüzer metre karelik tam 5.200 daire, yani milyar dolar değerinde… ) bir alanda nasıl devasa bir soygun ve imar vurgunu yaptığını parsel parsel saptadı. İstanbul halkının hakkını korumakla yükümlü olan İBB yönetimi, “Biz bu çete suçuna asla ortak olmayacağız”diyerek soluğu Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nda aldı ve organize imar usulsüzlüğü hakkında suç duyurusunda bulundu.
Yeni CHP’li Eren Ali Bingöl’ün, Gazeteci Fatih Altaylı’ya; “Abi, burada çok büyük bir arazi çetesi karşımıza çıktı. Tam bir imar çetesi. Büyük araziler kapatmışlar, belediye ile birlikte hareket edip büyük kazançlar sağlıyorlar” demesi, ama zaman içinde nasıl büyük bir dönüşüm geçirdiğinin en somut, en sarsıcı kanıtı nihayet İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eliyle tescillendi.
Çeteyi Teşhir Edeceğine İBB’yi Hedef Gösterdi!
Normal şartlarda, seçim meydanlarında tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunacağını ve 32 yıllık AKP iktidarının Tuzla’da yaptığı bütün yolsuzlukları ortaya çıkaracağını vadederek oy alan genç bir belediye başkanından ne beklersiniz? İBB’nin bu hamlesine destek vermesini, yolsuzluğun üzerine gitmesini değil mi?

Ancak Tuzla’da tam tersi, siyaset tarihine geçecek bir akıl tutulması yaşandı! Eren Ali Bingöl, bizzat parçası olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin Büyükşehir Belediyesi’ni, bu talanın üzerine gittiği için adeta hedef tahtasına koydu. Altaylı’ya “Büyük imar çetesi var” diyen aynı başkan, İBB bu çetenin tekerine çomak sokunca adeta panikledi. İBB’nin adli makamlara taşıdığı bu devasa yolsuzluk karşısında, kendi partisinin Büyükşehir Belediyesini hedef gösterecek kadar gözünü karartan şeyin ne olduğu sorusu artık ortada kabak gibi durmaktadır.
Tuzla Meclisi’nde “Üç Maymun” Tiyatrosu
İBB’nin saptadığı 520 bin metrekarelik o soygun dosyası adliyeye taşınırken, Tuzla Belediye Meclisi’nde ise Eren Ali Bingöl ve onun arkasına dizilen bazı destekçi meclis üyeleri tam anlamıyla bir “tiyatro” oynuyorlar.
Eren Ali Bingöl’ün çevresinde olayı örtbas etmeye çalışan meclis üyelerinin ise mecliste yaptıkları konuşmalar ile sorunu çözüyoruz adı altında AKP ile bir uzlaşmaya çalıştıkları herkes tarafından görülüyor. Mecliste yaptıkları uzlaşmacı konuşmaların ne anlama geldiğini de olayın milyar dolarlık soygun olduğunu bilen ve Fatih Altaylı’ya: “Tam bir imar çetesi. Büyük araziler kapatmışlar, belediye ile birlikte hareket edip büyük kazançlar sağlıyorlar” diye yakınan Eren Ali Bingöl’ün yaklaşımıyla büyük bir tezat oluşturduğu da apaçık görülüyor. Yani nereden baksan tutarsızlık!
Ortada İstanbul’un en büyük imar yolsuzluklarından biri var, ama Tuzla Meclisi’nde Eren Ali Bingöl ve yandaşları sanki hiçbir şey olmamış, Tuzla’nın toprakları parsel parsel yağmalanmamış gibi davranıyor. Devasa vurgunu görmezden gelmek için adeta birbirleriyle yarışan bu meclis üyeleri ve belediye yönetimi, kafalarını kuma gömerek suç ortaklığını gizleyebileceklerini sanıyorlar.
Dün Altaylı’ya çeteden şikayet eden bir belediye başkanını, bugün o çetenin 520 bin metrekarelik soygununa İBB ortak olsun, ses çıkarmasın diye çırpınmaya iten güç nedir? Şadi Yazıcı’nın en yakın ekibini belediyeye dolduran, şaibeli şirketleri baş tacı eden Eren Ali Bingöl, bu suskunluğunun ve İBB’ye yönelik bu anlaşılmaz öfkesinin hesabını Tuzla halkına vermek zorundadır!
Tuzla’da CHP’liler Rezil Edildi, Şimdilik Statüko Kazandı!
Fatih Altaylı’nın yazısı, bizim şimdiye kadar dile getirdiğimiz tüm kuşkuları, iddiaları ve belgeleri %100 doğrulamıştır. Ortada genç, idealist, kendi şahsi siyasi gücü ile kazanmış olduğu bir belediye, halkçı bir belediye başkanı yoktur; aksine diğer ilçelerde de olduğu gibi Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel rüzgarı ile Tuzla’yı kazanmış bir kişi vardır. İmar çetelerini bizzat tespit edip, sonra ne olduysa o çetelerle uzlaşmaya yatan, AKP’nin eski kadrolarını ve işbirlikçilerini baş tacı eden bir yönetim anlayışı vardır.
Bugün gelinen noktada Eren Ali Bingöl, attığı her adımda adeta AKP kapısında icazet bekler duruma gelmiş, Tuzla’da gece gündüz demeden değişim için çalışan bütün CHP’lileri ve seçmenleri rezil rüsva etmiştir. Biz dün de buradaydık, bugün de buradayız. Kirli pazarlıkları, maillerde ve kapalı kapılar ardında kalan tüm belgeleri kamuoyu adına sormaya devam edeceğiz.
***
Gazetemiz Çağdaş Tuzla’da, Kasım 2024’ten beri bıkmadan, usanmadan yazdığımız ve Emep Milletvekilimiz İskender Bayhan tarafından iki kez TBMM’ye verilen soru önergeleri ile gündeme taşınan haberimiz “Hayali Emsal Transferi Soygunu”nun yankıları sürüyor.
Yerel iktidara, “Değişim” sloganıyla gelip statükonun koruyucusu olanların maskesi sonunda bizzat kendi itirafları ile ortalığa saçılıyor!
Kasım 2024 yılında ilk kez duyurduğumuz “Hayali Emsal Transferi” haberimizi, 29 Ekim “2025 tarihinde de hazırladığımız özel sayımızda bir kez daha yayınlamıştık…

Ne demiştik?
8 Kasım 2005 tarihinde CHP’li Başkan Eren Ali Bingöl’ü uyararak;

29 Ekim 2025’te ise:
Yerel Haberciliğin Onuru: Tuzla’da Yolsuzluk
“Yerel haberciliğin onurunu taşıyarak, Tuzla’daki en büyük skandalı, kimsenin yazmayı göze alamadığı “asrın yolsuzluğu” olarak anılan- ki ileri süreçte boyutları daha iyi anlaşılabilecek- hayali emsal transferi skandalını kamuoyuna ilk kez biz duyurduk.
Belgeleriyle, tapu kayıtlarıyla, belediye kararlarıyla yazdık. Bu yolsuzluğu toplam 4 ayrı birbirini izleyen haberle ifşa ettik. Yani fikri takip yaptık. Ve yapılan imar yolsuzluğu karşılığında elde edilen servetin bir kısmının da, bina bağışları yoluyla Şadi Yazıcı’nın tek yetkili olarak kurduğu vakfına aktarıldığını da haberleştirerek halka açıkladık.
Yeni CHP’li belediye yönetiminin bu konudaki -hala da devam eden- suskunluğunu eleştirdik. Özellikle bu konuda CHP’li Belediye Meclis Üyelerine, Belediye Başkanı Ali Eren Bingöl’ün koyduğu bu konuda konuşmama yasağını eleştirdik.
Ulusal basında Cumhuriyet, Birgün, Evrensel, Nefes gibi gazetelerde ve Duvar vb. pek çok internet sitesinde haberlerimiz büyük ses getirdi.
Gazeteci Timur Soykan Halk Tv.’de hem haberimize hem de bize yönelik tehditlere karşı değerlendirmelerde bulundu. Ve hatta bize sahip çıkmanın boyunlarının borcu olduğunu belirtti. “Onlar” ekibiyle tabi biz de gurur duyduk ve duymaya devam ediyoruz.
“Hayali Emsal Transferi” haberimiz Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan tarafından TBMM’ye soru önergesi olarak verildi.
Bu bizimki, sadece bir gazetecilik faaliyeti değildi; bu, bir yurttaşlık göreviydi. Çünkü yerel yolsuzluk, ülkenin genelindeki çürümüşlüğün en küçük, en somut aynasıdır. Ve en büyük tehlike de yeni seçilen CHP’li yönetimlerinin yolsuzluk yapan “AKP’li iş insanlarını” sponsor olarak (kimini kitap günleri sponsoru, kimine kreş yaptırtarak) kullanıp; “yaptıkları hırsızlıktan bir kısmını kamuya döndürüyoruz” bahanesi arkasına saklanıp uzlaşma yoluna – Tuzla örneğinde olduğu gibi- gitmelerini eleştirdik.
Bugün CHP, AKP’li kadrolarla, iş insanları ile iş yapmanın, onlarla varolan düzeni sürdürme isteğinin bedelini ödüyor. Bu sonuçları öngördük; ve karşı çıktık. Tabi yeni belediye yönetimi; “bakma o tarafa” moduyla hareket etti. Büyük bir saldırı altında olan ve halk iradesini boğmaya çalışanlara karşı verilen birleşik demokrasi mücadelesi zarar görmesin diye, bu konulardaki eleştirilerimizi de “sakin sakin” yapma yolunu tercih ettik.” demiştik.


