“Futbol oyun olarak güzel, borsada kirli ve çirkin” diyerek endüstriyel futbola karşı duran devrimci spor emekçisi Metin Kurt, aramızdan ayrılışının 14. yılında saygı ve özlemle anılıyor. Kanser tedavisi gören ve kalp yetmezliği nedeniyle 24 Ağustos 2012 tarihinde 64 yaşında hayata veda eden Kurt, yalnızca yeşil sahalardaki futbol yeteneğiyle değil, dik duruşuyla da Türkiye spor tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.
Arsadan Sendikaya Uzanan Mücadele
Metin Kurt’un spor kariyeri, aynı zamanda futbolcu hakları ve emek için verilen mücadelenin de tarihi niteliğindedir: İlk profesyonel kariyerine İzmir’in köklü kulüplerinden Altay’da başladı ve sonrasında Galatasaray ile A Milli Takım’ın vazgeçilmez yıldızı oldu.
Türk futbol tarihindeki ilk sporcu grevini, 1976 yılında Galatasaray forması giyerken vaat edilen 10 bin lira primin ödenmemesi üzerine takım arkadaşlarıyla birlikte antrenmana çıkmayarak gerçekleştirdi.
Spor emekçilerinin haklarını korumak amacıyla Spor-Sen ve Devrimci Spor Emekçileri Sendikası’nı (Dev-Spor) kurarak, futbolda sendikalaşma hareketinin en büyük öncüsü oldu.
“Ne sağcıyız ne solcu, futbolcuyuz futbolcu” söyleminin burjuva bir yalan olduğunu belirterek, 2011 genel seçimlerinde Türkiye Komünist Partisi’nden (TKP) milletvekili adayı oldu.
“Halka En Yakın Yer Çizgi”
Sahalardaki performansıyla “Çizgi Metin” lakabını alan efsanevi sağ açık, bu ismin ardındaki toplumsal felsefeyi her fırsatta dile getirirdi. Yöneticilerin ve antrenörlerin bulunduğu tarafta oynamayı reddeden Kurt, “Halka en yakın yer neresi? Çizgi. Ben de çizgide beklerdim.” sözleriyle halka, tribündeki izleyiciye ve sınıfına duyduğu derin bağlılığı ifade etmişti.
Mirası Yaşamaya Devam Ediyor
Ölümünün üzerinden geçen 14 yıla rağmen Metin Kurt; mücadelesi, sendikal mirası ve idealleriyle Birgün Gazetesi ile soL Haber gibi mecralarda, boyun eğmeyenlerin “sol açığı” olarak hatırlanmaya ve yeni kuşaklara ilham vermeye devam ediyor.


