Tuzla’da trafik her geçen gün ağırlaşırken motosiklet sürücüsü Bora Gülalp’in yaşamını yitirdiği kaza, ilçenin ulaşım politikasını yeniden gündeme getirdi. Bir yanda artan trafik ve can güvenliği sorunu, diğer yanda ilçenin yapılaşma yoğunluğunu daha da artırabilecek “hayali emsal” tartışması… Tuzla daha fazla yapılaşmayı kaldırabilecek mi?
Tuzla’da yaşanan trafik kazaları, ilçenin hızla artan nüfusu ve yapılaşmasıyla birlikte ulaşım sorununu yeniden tartışmaya açıyor. Bora Gülalp’in yaşamını yitirdiği kaza da bu tablonun acı sonuçlarından biri olarak hafızalarda yerini aldı.
Bugün Tuzla’da özellikle ana arterlerde yoğun trafik, servis araçları, ticari araçlar ve özel araçların oluşturduğu yük giderek büyüyor. Motosiklet ve bisiklet kullanıcıları ise yoğun trafik içerisinde çok daha kırılgan bir konumda bulunuyor.
Ancak Tuzla’nın önündeki soru yalnızca bugünkü trafik değil.
Yarın nasıl bir Tuzla’da yaşayacağız?
Bir tarafta kaza, diğer tarafta “hayali emsal”
Tuzla’da son dönemde tartışılan “hayali emsal” meselesi, ilçenin gelecekteki yapılaşma yoğunluğunu da gündeme getiriyor.
Bir parselde daha fazla yapılaşmanın önünün açılması, yalnızca o parselde daha fazla bina anlamına gelmiyor. Daha fazla konut; daha fazla nüfus, daha fazla araç ve daha fazla yolculuk demek. Bugün mevcut yolların dahi yoğunluğu taşımakta zorlandığı Tuzla’da yapılaşma yoğunluğunun artırılması halinde trafik yükünün nasıl karşılanacağı ise yeterince tartışılmıyor.
Binaların hesabı yapılıyor, peki bu binaların yaratacağı trafik hesabı yapılıyor mu?
Bora Gülalp’in ölümü ne söylüyor?
Bora Gülalp’in yaşamını yitirdiği kazanın doğrudan imar kararlarından kaynaklandığını söylemek mümkün değil. Ancak bu tür ölümler, kent planlamasının yalnızca imar hakkı ve inşaat alanı üzerinden yapılamayacağını gösteriyor.
Bir kentte yaşayan insan sayısı ve araç sayısı arttıkça ulaşım sisteminin de buna göre planlanması gerekiyor.
Yol kapasitesi, kavşaklar, toplu taşıma, otoparklar, yaya güvenliği ve motosiklet kullanıcılarının güvenliği birlikte değerlendirilmeden yapılan yoğun yapılaşmalar, kent yaşamını daha da zorlaştırabilir.
Bu nedenle Bora Gülalp’in ölümü, Tuzla’nın ulaşım ve kentleşme politikası açısından da düşünülmesi gereken acı bir uyarıdır.
“Daha fazla bina” demek “daha fazla trafik” demek
Tuzla’da imar tartışmaları çoğu zaman metrekareler üzerinden yürütülüyor. Oysa her metrekarenin karşılığında bir insan, bir araç ve yeni bir yolculuk var. Yeni konut alanları oluşturulurken “kaç bağımsız bölüm yapılacak?” sorusunun yanında mutlaka “kaç araç bu yollara çıkacak?” sorusu da sorulmalı. Aksi halde bugün yaşanan trafik yoğunluğu yarının kronik ulaşım krizine dönüşebilir.
Daha kötüsü, ulaşım altyapısı ve trafik güvenliği aynı hızda geliştirilmezse, kazalar ve can kayıpları açısından riskli koşulların artması ihtimali de göz ardı edilemez.
Tuzla’nın geleceği emsal hesabına sığmaz
Tuzla’nın geleceği birkaç parselin ne kadar daha fazla yapılaşabileceği üzerinden belirlenmemeli.
Kent planlamasının merkezinde insan olmalı. Bora Gülalp’in yaşamını yitirdiği kaza bize bir kez daha gösteriyor: Trafik güvenliği yalnızca sürücünün sorumluluğu değildir; kentin nasıl planlandığı da yaşam hakkıyla doğrudan ilgilidir.
Bugün “hayali emsal” tartışması üzerinden daha fazla yapılaşmanın önü açılırken, Tuzla’nın ulaşım altyapısının bu yükü kaldırıp kaldıramayacağı açıkça ortaya konulmalıdır. Tuzla daha fazla betonlaşmadan önce daha fazla trafikle nasıl baş edeceğini düşünmek zorunda.
Çünkü mesele yalnızca kaç metrekare inşaat yapılacağı değil.
Mesele, o metrekarelerde yaşayacak insanların güvenli bir kentte yaşayıp yaşayamayacağıdır.


