Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

“İlk günlerde yani başlangıçta Tuzla halkına vaat edilen çok güzel bir hayal vardı. Çocukların toprakla buluşacağı… İnsanların domates, biber, maydanoz yetiştireceği… Kent yaşamının betonundan uzaklaşacağı, özel mülkiyete asla konu olamayacak bir kamu projesi… Sonra bu hikâye değişmeye başladı. Belgeleri hala değiştirmeyi başaramadılar. Ama projenin yönünü değiştirdiler. Kamu projesi olmaktan çıkarıp büyük bir imar rantı projesi haline getirdiler! “

Bazı dosyalar vardır; bir haberle kapanmaz. Bazı sorular vardır; bir açıklamayla cevaplanmaz. Ve bazı belgeler vardır ki, yıllar geçse de aynı gerçeği anlatmaya devam eder.

İşte Hobi Bahçeleri dosyası da bunlardan biri…

Çağdaş Tuzla Gazetesi olarak bir süredir bu dosyanın peşindeyiz. Tapu kayıtlarını inceledik. İmar planlarını karşılaştırdık. Noter sözleşmelerini okuduk. Uydu görüntülerine baktık. Belediye meclisi tutanaklarını, encümen kararlarını, plan değişikliği tekliflerini ve resmi yazışmaları tek tek okuduk, partilerin içindeki tartışmaları dinledik. Ve bir kısmını yaptığımız haber ile kamuoyuyla paylaştık.

Bugün ise yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bu kez günlük haberlerle değil, adım adım ilerleyen bir belgeler dizisi ile… Çünkü görüyoruz ki Hobi Bahçeleri artık yalnızca bir imar tartışması değildir. Bu dosya; kamu mülkiyetinin nasıl yönetildiğini, belediyelerin nasıl karar aldığını, şehircilik ilkelerinin nasıl uygulandığını ve kamu adına sorulması gereken soruların neden yıllarca cevapsız kaldığını anlatan büyük bir hikâyedir.

Biz de bu hikâyeyi, belge belge yazacağız.

İlk günlerde yani başlangıçta Tuzla halkına anlatılan çok güzel bir hayal vardı. Çocukların toprakla buluşacağı… İnsanların domates, biber, maydanoz yetiştireceği… Kent yaşamının betonundan uzaklaşacağı bir kamu projesi…

Sonra bu hikâye değişmeye başladı. Belgeler değişmedi. Ama projenin yönü değişti.

Tapu kayıtlarında “özel mülkiyete konu olamaz” şerhi bulunan bir taşınmaz üzerinde, Tuzla Belediyesi’nin iştirak şirketi aracılığıyla düzenlenen satış vaadi sözleşmeleri ortaya çıktı. Villa teknik şartnameleri hazırlandı. Kat irtifakı süreçleri başladı. Ve yıllar önce “Hobi Bahçeleri” adıyla başlayan proje, bugün “Garden City Villaları” adında bambaşka bir imar rantı tartışmasının konusu hâline geldi.

2024 yerel seçimlerinden sonra yönetim değişti. Yeni Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, göreve geldiğinde dosya önündeydi. Kamuoyuna yaptığı açıklamalarda projeyle ilgili ciddi usulsüzlük iddialarından söz etti; hatta kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerinde Gazeteci Fatih Altaylı’ya bile “imar çetesi” ifadesini kullandı. CHP grubunda yapılan değerlendirmelerde de bu dosyanın geçmişteki uygulamaları tartışıldı.

Ancak aradan geçen süre içinde yeni tartışmalar ortaya çıktı. Projenin tamamlanması… Plan değişikliği girişimleri… Meclis görüşmeleri… Ve bütün bunların kamuoyunda yarattığı soru işaretleri…

Bu yazı dizisinde bütün bu süreci, kronolojik sırayla ve resmî belgeler eşliğinde ele alacağız.

Bu süreçte CHP Tuzla Grup Başkanvekili Ali Ekber Kızılkan da haberimiz üzerine gazetemizi hedef alan bir açıklama yayımladı. Açıklamada haberlerimizin gerçeği yansıtmadığı ileri sürüldü. Biz ise kişilere cevap vermek yerine yine belgeleri göstermeyi tercih ettik.

Çünkü gazeteciliğin cevabı polemik değil, belgedir.

Üstelik belediye açıklamasının içinde, gazetemizin dükkânlarla ilgili haberinin ihbar kabul edilerek gerekli yasal işlemlerin başlatılacağının belirtilmesi de kamuoyunun değerlendirmesine sunulması gereken önemli bir ayrıntıydı.

Belgeler bazen en güçlü cevabı kendi içinde verir.

Çağdaş Tuzla Gazetesi yayın hayatı boyunca hiçbir zaman belgeye dayanmayan bir haber yapmadı. Yanılmış olabiliriz. Eksik bilgiye ulaşmış olabiliriz. Ama emin olmadığımızı zaten haber yapmadığımız için, bilerek ya da bir maddi çıkar karşılığı hiçbir zaman haber yapmadık. Çünkü bizim gazetecilik anlayışımızda haber, kanaatle değil; belgeyle yazılır. Ve kim olursa olsun siyasi ayrım yapılmadan yazılır. Bu nedenle bu yazı dizisi kimseyi peşinen suçlamak ya da aklamak amacı taşımıyor.

Amacımız, Hobi Bahçeleri dosyasının bütün aşamalarını, başlangıcından bugüne kadar kronolojik bir bütünlük içinde nesnel olarak ortaya koymaktır.

Belki de yıllar sonra bu yazılar bir kitap olacak. Belki yeni belgeler eklenecek. Belki yeni tanıklıklar ortaya çıkacak. Ama bir şey değişmeyecek. Bu hikâyeyi biz tek başımıza yazmayacağız. Şimdilik yaptığımız yalnızca kitabın iskeletini oluşturmaktır.

Bu hikâyeyi – ve tabi ki başkalarını da – Tuzla halkıyla birlikte yazacağız.

Çünkü bu dosya yalnızca bir belediye dosyası değildir. Bu dosya, Tuzla’nın hafızasıdır. Ve hafıza, ancak belgeler unutulmadığında yaşar.

Bugün ilk sayfayı açıyoruz. Hobi Bahçeleri’nin kitabını hep birlikte yazıyoruz.

*****

BÖLÜM 1: Her Şey Bir “Evet” Oyu ile Başladı

Hiçbir büyük dönüşüm, başladığı gün büyük görünmez.

Tarihe geçen birçok karar, alındığı gün sıradan bir gündem maddesinden ibarettir. Bir belediye meclisinin gündeminde birkaç satır, bir komisyon raporunda kısa bir gerekçe, bir plan notunda kullanılan tek bir ifade… O gün kimsenin dikkatini çekmez. Yıllar sonra ise aynı belgeler yeniden açılır ve herkes aynı soruyu sorar: “Bunu nasıl fark edemedik?”

Tuzla’daki Hobi Bahçeleri projesinin hikâyesi de tam olarak böyle başladı.

Belediye yönetimi; İstanbul’un çeperinde doğayla iç içe kalabilmiş nadir bölgelerden biri olan Orhanlı ve Tepeören mahallelerinde yer alan, mülkiyeti belediyeye ait geniş arazileri, kent yaşamı ile toprağı buluşturacak örnek bir sosyal proje olarak kamuoyuna tanıttı.

Projenin ilan edilen amacı son derece masumdu: Şehrin karmaşık hayatının içinde doğayla bağ kurmak isteyen Tuzlalılara küçük üretim alanları oluşturmak, çocuklara tarım bilinci kazandırmak ve ailelerin boş zamanlarını tabiatın içinde değerlendirebilecekleri ortak yaşam alanlarını hizmete sokabilmekti.

Dönemin Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı da projeyi meydanlarda ve görsel materyallerde tanıtırken aynı hedefleri büyük bir insaniyetle vurguluyordu: “Hobi Bahçeleri Tuzlalılara hizmet edecek, aile ekonomisine katkı sağlayacak ve çocukların doğa bilinci kazanmasına, toprağı tanımasına yardımcı olacak!”

Bu söylem, kamuoyunda ve meclis sıralarında doğal bir karşılık buldu. Çünkü kağıt üzerinde anlatılan şey bir konut projesi değildi. Bir ticaret merkezi değildi. Milyarlık bir villa sitesi ise hiç değildi. Anlatılan ve alkışlanan, belediyenin kendi mülkiyetindeki kamusal bir alanı, yine kamunun yararı için değerlendirmesinden ibaretti.

Nitekim bu yaklaşım, hazırlanan ilk imar planlarına da yansıdı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanan imar planlarında söz konusu alanlar Park ve Rekreasyon Alanı (P+R) olarak düzenlenmiş ve buraya yalnızca “Hobi Bahçesi” fonksiyonu işlenmişti.

13 Ocak 2023 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ve ardından gelen plan notlarında yapılaşma son derece sıkı ve sınırlı tutulmuştu. Emsal yalnızca E=0.05 olarak belirlenmişti. Yükseklik sınırları ise netti: Enerji Nakil Hattı ve Koruma Kuşağı altında kalan yerlerde en fazla H=4.50 metre, bu alan dışında kalan yerlerde ise H=6.50 metreyi geçmeyecek yapılar yapılabilirdi. Plan notlarında sayılan izinli unsurlar; doğayı tahrip etmeyen, doğa ile uyumlu malzemeler kullanılmak kaydıyla sadece kır kahvesi, kır lokantası, kır gazinosu, büfe, otopark, eğitim amaçlı seralar ve yetiştirme alanları gibi tarımsal faaliyetleri destekleyici küçük tesislerden ibaretti.

Başka bir ifadeyle, planın ruhu ve yasal çerçevesi tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktı: Burası bir kapalı yaşam sitesi değil, halkın kamusal rekreasyon alanıydı. İşte bu nedenle o gün belediye meclisinde kullanılan “evet” oyları, bir villa projesine değil, kamu yararı amacı taşıdığı taahhüt edilen bir sosyal projeye verilmiş oylar olarak kayıtlara geçti.

Ancak bazı belgeler, ilk bakışta önemsiz görünür. İnsanlar tapuya genellikle taşınmazın sadece kime ait olduğunu anlamak için bakarlar; ada numarası, parsel numarası, yüzölçümü… Çoğu zaman gözler bu teknik bilgilerin ötesine geçmez. Oysa bazen asıl hikâye, o ilk meclis kararının ve plan notlarının çok ötesinde, tapunun alt satırlarında, o küçük puntolarla yazılmış beyanlar hanesinde gizlidir. Araştırma ilerledikçe belediye meclisi kararları, plan notları ve boyalı tanıtım broşürleri kadar sarsıcı bir yasal belgeyle karşılaştık: Taşınmaza ait resmi tapu kaydı…

İlk bakışta her şey sıradan görünüyordu. Malik hanesinde net bir ibare vardı: “Tuzla Belediyesi”. Bu durum şaşırtıcı değildi; çünkü proje zaten en başından beri belediyeye ait bir kamu arazisi üzerinde uygulanacaktı. “…Asıl dikkat çekici ve sarsıcı olan kısım, Tuzla Kadastro Müdürlüğü’nün tapunun Beyanlar bölümüne düştüğü o tarihi şerhti. Burada yalnızca mülkiyetin kime ait olduğu değil, taşınmazın gelecekteki hukuki kaderi de radikal bir şekilde tarif ediliyordu. 14 Şubat 2023 tarih ve 4112 yevmiye numaralı o resmi kayıtta aynen şu ifadeler yer alıyordu:

“Diğer (Konusu: Tuzla Belediyesi tarafından HOBİ BAHÇESİ olarak kullanılmak üzere tescil edilmiştir. Amacı dışında kullanılamaz. Umumi kamu hizmet fonksiyonları dışında kullanılamaz. Özel mülkiyete konu olamaz.)

Bu dört cümle, aslında bu imar gizemini çözen yazımızın sarsılmaz temelini oluşturuyordu. Ancak bu şerh, oraya kendiliğinden ya da idarenin lütfuyla düşmemişti. Bu kayıt; o dönemde görev yapan CHP’li meclis üyelerinin, kamu arazisinin gelecekte ranta kurban edilmemesi için, adeta bir emniyet supapı olarak tapu kütüğüne işlenmesini şart koşmuş ve öyle “Hobi Bahçesi Projesine” evet demişti.

Devlet, muhalefetin bu kararlı duruşu sayesinde kamu toprağını korumak adına bu hayali kendi resmi siciline, yani tapuya bir yasal kilit olarak işlemişti. Böylece karşımızda yalnızca geçici bir siyasi vaat veya belediye başkanının toplantılarda kamuoyuna yaptığı masum açıklamalar yoktu…”

Devlet, kendi resmi siciline bu taşınmazın toplumsal ve hukuki sınırlarını en sert biçimde çizmişti. Başka bir ifadeyle; bu arazi yalnızca belediyenin mülkü değildi, aynı zamanda kullanım amacı da kamu lehine hukuken kilitlenmişti.

Tapu hukukunda şerhler yalnızca bilgi vermek ya da arşiv doldurmak için yazılmazlar; onlar, taşınmazın geleceğine bırakılmış ve geriye dönüşü olmayan hukuki notlardır. Yarın bir idari işlem yapılacağında, o taşınmazın geçmişi ve meşruiyeti de bu kayıtlar üzerinden denetlenir. İşte bu nedenle Tepeören 7137 ada 32 parsel (ve Orhanlı 7051 ada 25 parsel) üzerindeki bu şerh sıradan bir ayrıntı değildi. Tam tersine, sonraki yıllarda atılacak usulsüz adımların dönüp dolaşıp çarpacağı ilk ve en sert duvardı.

Çünkü araştırma derinleştikçe ortaya çıkan her yeni belge, tapudaki bu yasal bariyerle birlikte okunmak zorundaydı.

Devam edecek…

Exit mobile version