Kamuya ait otoyol ve köprülerin işletme haklarının uzun süreli sözleşmelerle özel sektöre devredilmesinin önü açılırken, üç otoyol daha özelleştirme kapsamına alındı. Sözleşme sürelerinin 30 yıla kadar uzayabilmesi, kamu kaynaklarının geleceği açısından yeni bir tartışma başlattı.
Kamu varlıklarının özelleştirilmesine yönelik uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Alınan kararla üç otoyolun daha özelleştirme kapsamına alınması ve işletme haklarının uzun süreli sözleşmelerle devredilebilmesinin önü açıldı.
Otoyol ve köprüler, büyük ölçüde kamu kaynaklarıyla oluşturulan ve yurttaşların günlük yaşamında doğrudan kullandığı altyapılar arasında yer alıyor. Bu nedenle işletme haklarının özel şirketlere devredilmesi yalnızca bir mülkiyet ya da işletmecilik tartışması değil, aynı zamanda kamusal kaynakların nasıl kullanılacağı meselesi.
Yük yine yurttaşın sırtında
Ulaşım maliyetlerinin her geçen gün arttığı Türkiye’de otoyol ve köprü geçiş ücretleri de yurttaşların bütçesini doğrudan etkiliyor. Kamu tarafından yapılan yatırımların işletmesinin özel şirketlere bırakılması halinde elde edilen gelirin kim tarafından kullanılacağı ve ücretlerin nasıl belirleneceği daha da önemli hale geliyor.
Özelleştirme politikaları çoğu zaman “verimlilik” ve “yatırım” gerekçeleriyle savunulsa da uzun yıllara yayılan işletme sözleşmeleri, kamu hizmetlerinin ticari bir anlayışla yürütülmesi riskini beraberinde getiriyor.
30 yıla kadar çıkabilecek sözleşme süreleri ise bugün alınan kararların gelecek kuşakları da etkileyeceği anlamına geliyor.
Tuzla’dan bakıldığında
Tuzla; sanayi bölgeleri, tersaneleri ve her gün İstanbul’un farklı noktalarına ulaşmak zorunda olan binlerce emekçisiyle ulaşım maliyetlerinin doğrudan hissedildiği ilçelerden biri.
Akaryakıt, toplu taşıma ve özel araç kullanımındaki maliyetlerin arttığı bir dönemde, otoyol ve köprü ücretlerindeki her artış emekçinin bütçesine yeni bir yük getiriyor.
Bu nedenle ulaşım altyapısının yönetiminde temel önceliğin şirketlerin kârı değil, kamusal yarar ve yurttaşın ulaşım hakkı olması gerekiyor.
Kamu kaynaklarıyla yapılan yatırımların gelirinin de kamuya dönmesi, fiyatlandırma ve işletme süreçlerinin şeffaf biçimde yürütülmesi ve güçlü bir kamu denetiminin sağlanması gerekiyor.
Otoyollar ve köprüler toplumun ortak kaynaklarıyla oluşturulan kamusal değerlerdir. Bu değerlerin uzun yıllar boyunca özel şirketlerin gelir kapısına dönüştürülmesi yerine, halkın ihtiyaçları doğrultusunda işletilmesi gerektiği açıktır.
Yol da köprü de halkındır. Kamunun malı, kamunun yararına kullanılmalıdır.


