CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

Türkiye 2025 yazına orman yangınları, can kayıpları ve kurumsal yetersizliklerin gölgesinde girdi. Eskişehir Seyitgazi’de 10 kişinin yaşamını yitirdiği facianın ardından Bursa’da da yerleşim yerlerini tehdit eden yangınlar gündeme oturdu. İktidarın yetersizliği, ihmalleri ve kaynak kullanımına ilişkin tercihlerine karşı muhalefet partileri, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinden art arda sert açıklamalar geldi.

Emek Partisi: “Yangın tazminatı 53 lira, canlar ise milyon değerinde”

Emek Partisi (EMEP) yaptığı açıklamada, orman yangınlarına müdahale eden işçilerin sefalet koşullarına dikkat çekti. 24 saat aralıksız yangınlarla boğuşan geçici işçilere yalnızca günlük 53 TL yangın tazminatı ödendiği vurgulandı.“Eksik personel, eğitimsiz kadrolar, devre dışı bırakılmış hava filosu ve hazırlıksızlık… Bu yalnızca beceriksizlik değil, politik bir tercihtir. Bu felaketin sorumlusu Erdoğan iktidarıdır.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel: “Bu devletsizlik krizidir”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı açıklamada Türkiye’nin bir yönetim sorunu yaşadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Dünyanın en iyi yangın söndürme uçaklarından 3 bin adet almaya yetecek 160 milyar dolarlık servetimiz, 19 Mart Darbesi’ni yapmak için harcanmıştır. Bu iktidarın yönettiği devlet, milletimizi de ormanlarımızı da güvende tutamıyor.”

Özel, Orman Genel Müdürlüğü’nün 29 bin boş kadrosu olduğunu, ekipmanların yetersiz kaldığını ve ayrılan bütçenin yüzde 62’sinin ilk altı ayda kullanılmadığını belirtti. “Millet yangında alevlerin, depremde enkazın altında kalıyor, devlet ise vatandaşın karşısına dikiliyor” diyen Özel, bunun “milletin yanında olmayan bir devletsizlik krizi” olduğunu ifade etti.

Türkiye İşçi Partisi (TİP): “Halkı yalnızlığa, doğayı alevlere terk edenler hesap verecek”

TİP, Bursa’daki yangınla ilgili yaptığı açıklamada, iktidarın yıllardır süregelen hazırlıksızlığına ve tercih ettiği politikalara dikkat çekti: “Göz göre göre gelen felaketlere yeterli önlemleri almayan ve hem halkımızı hem doğamızı ölümle baş başa bırakan Saray’ın vurdumduymazlığıyla geçiyor bu yaz. Bu görüntüler ihmallerin değil, tercihlerindir sonucu.”

TİP, yangınlara dair tutumun iktidarın halkı koruma sorumluluğunu terk ettiğini gösterdiğini ifade ederek “Bu düzenin sahiplerinden hesap sorulacaktır” dedi.

SOL Parti: “Yangınlar politik bir tercihin sonucudur”

SOL Parti Ankara İl Örgütü, Kızılay’daki eyleminde şu vurguyu yaptı: “Ormanlarımız yalnızca yanmıyor, aynı zamanda göz göre göre sermayeye peşkeş çekiliyor. Bu ülke şirketlerin kâr hırsına, tek adamın keyfine feda edilemez.”

Parti, yangınlara müdahaledeki gecikmeleri, THK uçaklarının kullanılamamasını, taşeron ve eğitimsiz işçilerin görevlendirilmesini ve Meclis’ten geçirilen maden yasasıyla yanmış orman alanlarının ranta açılmasını bir bütün olarak “talan rejiminin” parçası olarak tanımladı.

TKP: “Kamu hizmetlerinin piyasaya teslim edilmesinin sonucudur”

TKP adına konuşan Gürhan Şahintürk, yangınların yalnızca doğa felaketi değil, kamu hizmetlerinin tasfiyesi, özelleştirme ve plansızlık sonucunda gerçekleştiğini ifade etti: “Bu acının sorumlusu halkın canını değil, şirketlerin kârını düşünen düzendir. Enerji altyapısı kamulaştırılmalı, Orman Genel Müdürlüğü güçlendirilmelidir.”

TKP Bursa İl Örgütü ise dayanışma çağrısı yaparak “Yangında evi zarar gören yurttaşlarımıza parti üyelerimizin evleri açıktır” açıklamasında bulundu.

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP): “Suç duyurusunda bulunduk, hesap sorulmalı”

HKP, Seyitgazi ve Afyon’daki yangınlar nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakan Yumaklı, valiler ve THK kayyum heyeti hakkında suç duyurusunda bulundu. Suçlamalar arasında “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “kamu görevini kötüye kullanma” yer aldı.

Bu yangınlardan sonra da bir bakacağız ki, yerin altını üstüne getiren bir maden şirketi gelmiş, vatanımızı sermayeye satmış. Bu kayıplar ilk değil, son da olmayacak.”

Seyitgazi’de 10 can gitti: “İktidar sınıfta kaldı, bu düzenle hesabımız var”

Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde çıkan orman yangınında beş orman işçisi ve beş AKUT gönüllüsünün yaşamını yitirmesi, orman yangınlarına müdahalede yaşanan kurumsal zafiyetleri ve siyasi sorumluluğu yeniden gündeme taşıdı.

Yangına müdahalede ciddi eksiklikler yaşandığını belirten çevre ve emek örgütleri, iktidarın çevre politikalarını “doğa ve emek düşmanı” olarak nitelendirdi. Yapılan açıklamalarda, iş cinayetlerine dönüşen bu tür afetlerin birinci sorumlusunun, orman köylüsünü tasfiye eden, yangınla mücadele altyapısını çökerten ve özelleştirmelerle yangınlara zemin hazırlayan mevcut düzen olduğu vurgulandı.

“AKP iktidarının bu ülkenin topraklarını ve yurttaşlarının canlarını koruma ehliyeti kalmamıştır. Doğaya düşman, işçiye düşman bu düzenle hesabımız var!”

Seyitgazi’de yaşanan bu felaketin unutulmayacağı belirtilirken, “Bu memleket bizim, bu sömürü düzenini başlarına yıkacağız” mesajı verildi.

DİSK: “Her yaz gelen bu cinayetler kader değil, tercihtir”

DİSK, hayatını kaybeden işçilere ilişkin yaptığı açıklamada, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmamasını ve ileri teknolojiye yatırım yapılmamasını sert bir dille eleştirdi: “Bu felaketlerin bedelini işçiler canlarıyla ödüyor. Her yaz yaşanan yangınlar kader değil, bile bile gelen felaketlerdir.”

Türkiye Barolar Birliği: “Hukuki süreci takip edeceğiz!

Barolar Birliği, orman yangınlarında yaşamını yitiren 10 kişiye başsağlığı dileyerek, hukuki sürecin yakından takipçisi olacaklarını duyurdu. Açıklamada, kamu görevlilerinin ihmali olduğuna dair iddiaların araştırılması çağrısı yapıldı.

Sosyal Hukuk

Kurucu üyeleri arasında, Silivri Cezaevi’nde tutuklu, Hatay Milletvekili Av. Can Atalay’ın da bulunduğu ve başkanlığını eski CHP milletvekili Melda Onur’un yaptığı Sosyal Haklar Derneği’nin hukukçu üyelerinin oluşturduğu Sosyal Hukuk Grubu X hesabından bir açıklama yaptı.

Açıklamada: “Eskişehir’deki orman yangınını söndürme çalışmaları sırasında hayatını kaybeden 10 yurttaşımızın ölümünün sorumlusu, sorumluları belli. Hesap soralım!” denildi. .

Ortak çağrı: Rant düzeni yanıyor, halk hesap soracak

Muhalefet partileri ve demokratik kitle örgütleri, bu yaz yaşanan yangınların bir doğa olayı değil, devletin yönetim biçimi haline gelen “politik ihmalkârlığın” sonucu olduğunu vurguluyor. Kamunun kaynakları yangına değil faize, kamuya değil yandaşa aktarılırken; orman işçileri günlük 53 lira tazminatla alevlerin içine sürülüyor.

Exit mobile version