SOL Parti’nin gerçekleştirdiği yürüyüşler, bugün İstanbul ve Manisa-Akhisar‘da devam etti. Gösterilerin ardından yapılan basın açıklamalarında: “AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyeti, soluğu Amerika’da aldı. Türlü türlü aşağılanmaları, tehditleri kabul ederek meşruiyet aradılar. Boyun eğerek, taviz vererek, emperyalizme tam teslimiyetle o meşruiyet kazanılamaz! Bilsinler ki yenilgiye mahkum bu rejimi artık Trump bile kurtaramaz” denildi.
SOL Parti’nin ülke genelinde “tek adam rejimine son verme” çağrısı ile başlattığı yürüyüşleri İstanbul-Kadıköy ve Manisa-Akhisar etapları ile devam etti.
İstanbul’daki yürüyüş, saat 14.00’da Kadıköy Boğa Heykeli’nden başladı.
Yürüyüşte “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atılırken, Kadıköy sakinlere evlerinden tencere ve tava çalarak destek verdi. Eylemde Filistin bayraklarının taşındığı da görüldü.
SOL Partililerin yürüyüşü, Kadıköy Rıhtım’da sona erdi. Yürüyüşün tamamlanmasının ardından SOL Parti İl Sözcüsü Kardelen Özay, partisinin adına basın açıklamasını okudu.
SOL Parti’nin açıklaması şöyle:
“Bugün memleketin birçok noktasında yürüyüşlerimizi gerçekleştiriyoruz. Gerici rejime karşı, faşist tek adam rejimine karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Bu rejim artık çürümüştür, bu rejim artık kaybetmeye mahkumdur diyoruz. Hep birlikte gönderelim, hep birlikte yeni bir ülkeyi sol değerlerle yeniden kuralım diyoruz.
Onlar da farkındalar, artık sona yaklaştıklarını, toplum desteğini kaybettiklerini biliyorlar. Sıkıştılar, ne yaparlarsa yapsınlar artık gidici olduklarını biliyorlar. Baskıyla, zorla, hileyle sürdürmeye çalıştılar, yargıyı; pürüz gördüklerini temizlemek için kullandılar. Ama yetmedi.
Şimdi de AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyeti, soluğu Amerika’da aldı. Türlü türlü aşağılanmaları, tehditleri kabul ederek meşruiyet aramaya gittiler. Boyun eğerek, taviz vererek, emperyalizme tam teslimiyetle o meşruiyet kazanılamaz. Bilsinler ki yenilgiye mahkum bu rejimi artık Trump bile kurtaramaz.
Çağrımız; teslim alınmış bir iktidarın ülkemizi felakete sürüklemesine engel olma çağrısıdır, Trumpgillere ve işbirlikçilerine karşı ülkemizin geleceğine sahip çıkmak için omuz omuza yürüme çağrısıdır.
“Hedefleri seçimsiz, muhalefetsiz bir Türkiye!”
Bugün, toplumun tüm karar mekanizmalarından dışlandığı, yaşamlarımızın, en temel haklarımızın elimizden alındığı, sözümüzün değersizleştirildiği, tüm yetkinin tüm gücün tek bir kişide toplandığı bir tek adam rejiminde yaşıyoruz. Yargı eliyle toplumun, muhalefetin, sanatın, hak arayanların, öğrencilerin susturulmaya çalışıldığı karanlık bir dönemdeyiz. Seçimde kaybettiklerini yargıyla, tehditle geri almaya çalışıyorlar. Hedefleri seçimsiz, muhalefetsiz bir Türkiye. Ama bizler, iradesine sahip çıkanlar, teslim olmayanlar, haklarımız için meydanları dolduranlarız ve tek adam rejimini yenebiliriz.
Bizim çağrımız, yaşamlarımız için, haklarımız için, özgürlüğümüz için tek adam rejimini yenme, sözün kararın ve iktidarın halkta olacağı, yerinden yönetim ve doğrudan temsile dayalı demokratik bir düzeni birlikte kurma çağrısıdır.
Toplumu ve tüm kurumları dinsel temelde dizayn etmeye çalışan siyasal islamcı bir rejim karşımızdaki. Mahallelerimize kadar yayılan tarikat-cemaat ağlarıyla yaşamlarımızı gerici kuşatma altına almaya çalışıyorlar. Kent meydanlarından şeriat çağrılarının yapıldığı, devletin en geniş bütçeyi diyanete ayırdığı, diyanet işleri başkanının rahatça toplumsal hayata dair demeçler verdiği bu gerici rejimi mutlaka yıkacağız. Şeriat özlemiyle yanıp tutuşanlara karşı yaşamlarımız, özgürlüğümüz, geleceğimiz için mücadeleye çağırıyoruz. Çağrımız, dinin siyasal ve toplumsal hayatta belirleyici olmaktan çıkarıldığı laik bir ülke kurma yolunda bu gerici rejimini yenme çağrısıdır.
“Milyonları yoksulluğa mahkum eden düzene artık yeter!”
Emeğiyle geçinenler, üretenler, biz insanca yaşamak istiyoruz. Geçim derdi olmadan, barınma sorunu olmadan insanca yaşamak istiyoruz. Biz parasız, nitelikli eğitim ve sağlık hakkımızı istiyoruz. Satılan tüm kamu varlıklarını, elimizden alınan kamusal alanlarımızı geri istiyoruz. Halktan çaldıklarıyla, yağmayla zenginleşen azınlığın iktidarına, emeğiyle geçinen milyonları yoksulluğa mahkum edenlerin düzenine artık yeter diyoruz.
İnsanca yaşam için bu rejimden kurtulmaya, yağmacıların, talancıların iktidarına son vermeye çağırıyoruz. Çağrımız bizim olanı, halkın olanı geri almak için mücadele çağrısıdır.
Bu ülkenin toprağı, ormanı, deresi satılık mı? Bu memleketin hafızası zeytin ağaçları, bir yasayla kesilebilir mi? Ormanlarımız Kanalİstanbul’a feda edilebilir mi? Maden ocakları için doğanın yok olmasına göz yumulabilir mi? Yanı başımızdaki Haydarpaşa Garı bizim tarihimiz, ticarethaneye dönüştürülebilir mi?
Bizim çağrımız, memleketimizi yandaş şirketlere peşkeş çeken yağmacılardan kurtarma, yaşam alanlarımızı, doğamızı, derelerimizi özgürleştirme çağrısıdır. Bu yağmacı rejimden kurtulmak için birlikte, yan yana mücadeleye çağırıyoruz.
“Kadınların cesaretiyle yürümeye çağırıyoruz!”
Bu gerici rejimde kadınların sözü yok. Kadını eve kapatan, yaşam tarzına müdahale eden, erkek şiddetini meşrulaştıran bu gerici ablukayı kabul etmiyoruz. Yaşamlarına, geleceğine, özgürlüğüne sahip çıkan, vaz geçmeyen kadınların isyanıyla, caddeleri boydan boya zapt eden, yasakları tanımayan kadınların cesaretiyle yürümeye çağırıyoruz. Özgürce ve korkusuz yaşamak için gerici rejimi yeneceğiz. Çağrımız, değişim çağrısıdır, çağrımız kadınlar için çocuklar için geleceğimiz için laikliği kazanma, bu gerici rejimi hep birlikte yenme çağrısıdır.
“Beyaz saraydan medet umanlar yenilmeye mahkum!”
İktidar vizesi için, ömür boyu başkanlık için Beyaz Saray’dan medet uman bu rejim yenilmeye mahkumdur. Trump’ın arkasına dizilip kaynaklarını emperyalistlere peşkeş çeken bu rejim çoktan kaybetmiştir. Emperyalizme tam teslimiyetle ülkeyi bataklığa sürükleyen bu rejim çürümüştür. Meşruiyetini ABD’den, Trump’tan satın alabileceğini düşünen bu rejim artık yıkılmalıdır.
Memleketimizi emperyalizmin taşeronluğunda bataklığa sürükleyen işbirlikçilere karşıdır yürüyüşümüz, ülkemizin, Ortadoğu’da olduğu gibi etnik ve mezhepsel temelde yeniden düzenlenmesine ve hilafete karşıdır bizim yürüyüşümüz, Biz bu memleketin onurlu insanları, biz bu toprakların devrimcileri, biz 68’lerden bugüne bağımsızlık için mücadele edenleriz.
Çağrımızı yineliyoruz, emekçiler, emekliler, kadınlar, gençler, yurtseverler, ilericiler birleşelim. Tek adam rejimini tarihin çöplüğüne gönderelim. Bugün burada İstanbul’dan seslendik, umutla, inançla, cesaretle omuz omuza yürüdük. Şimdi önümüzdeki sorumluluk bu gerici rejimi yıkmak veemekten, özgürlükten, eşitlikten yana bir düzen için Türkiye’yi yeniden kurmaktır. İnanıyoruz, biz kazanacağız biz kazanacağız biz kazanacağız.”
Akhisar’daki yürüyüş: “Birleşe birleşe kazanacağız!”
SOL Parti, Manisa’nın Akhisar ilçesinde de yürüyüş gerçekleştirdi.
Saat 14.00’te ilçe örgütü binasının önünde bir araya gelen yurttaşlar öğretmenevi önüne yürüdü. Yürüyüş boyunca “Faşizme karşı omuz omuza”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Katil ABD, işbirlikçi AKP”, “Yok başka yolu yok, bu saltanat bitecek” sloganları atıldı.
Yürüyüşün ardından SOL Parti Akhisar İlçe Başkanı Cemalettin Gülmen ve SOL Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul açıklamalarda bulundu.
Gülmen, konuşmasında ülkedeki çürüme ve çöküş sürecine dikkat çekerek, “Yüz yıl önce kurulan cumhuriyetin bütün kurumları teker teker devre dışı bırakıldı. Kentler ve doğa yağmalandı. Hastaneler, eğitim kurumları yandaş sermayeye peşkeş çekildi. Devlet hastaneleri ve okulları laiklik karşıtı tarikatlara teslim edildi. Eğitim ve sağlık hizmetleri niteliksizleştirildi” dedi.
Göndereceğiz!
“Türkiye’yi yıkıma sürükleyen fetihçi özlemleri karnımız tok” diyen Gülmen, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Kötülüğün iktidarına son vermek için 19 Mart’tan bu yana sokaklarda birlikte büyüttüğümüz direnişi daha da güçlendirelim. Haklarımızı ve özgürlüğümüzü kazanmak için; eşitlik için, özgürlük için, laiklik ve bağımsızlık için tek adam rejimine son vermek; emperyalistlerin ve gerici faşist ortaklarının ülkemizi sürükledikleri felaket sınırlarını boşa çıkartmak için hep beraber mücadele edeceğiz. Halkın birleşik mücadelesiyle bu rejimi hep birlikte göndereceğiz.”
Ardından söz alan Tombul ise iktidarın emperyalizmle kurduğu bağımlılık ilişkisine işaret ederek,
“Bu ülkede ABD emperyalizminin güdümünde yeni bir rejim inşa etmek istiyorlar. Bu parti kurulduğunda da meşruiyetini ABD’de aramıştı. Onay alıp ülkede iktidar olmuştu. Şimdi meşruiyetini Trump’ta arıyor. Ama yağma yok. Senin o altındaki Trump’ın sana verdiği koltuğu biz çekeceğiz” dedi.
Laikliğin ve eşit yurttaşlığın önemini vurgulayan Tombul, “Cumhuriyet bir ilerlemeydi, en önemli kazanımlarından biri bağımsız Türkiye fikriydi. Ancak adım adım emperyalizmle bağımlılık ilişkileri kuruldu. Artık bu ilişki gizlenmiyor. Trump açıkça hileli seçimleri söyledi. Bu iktidar meşruiyetini halktan değil, Beyaz Saray’dan almaya çalışıyor. Ama artık bu halk asla yol vermeyecek. Hep birlikte ‘iktidar istifa’ sözünü yüksek sesle ifade edelim arkadaşlar. Duysunlar; Beyaz Saray da duysun, Beştepe Sarayı da duysun bu sözü” diye konuştu.
Sahip Çıkacağız!
Konuşmasını iktidara istifa çağrısıyla sürdüren Tombul, “Biz bu ülkede yaşanılır bir ülkeyi birlikte kuracağız. Artık mesele bir kişinin ya da partinin değişmesi değil, bir rejim ve gelecek meselesidir. SOL Parti olarak çağrımız; birlikte mücadele ederek bu karanlık rejimi tarihin çöplüğüne atalım. Geleceğimize milyonlar olarak sahip çıkacağız. Birleşe birleşe kazanacağız” ifadelerini kullandı.



