
Tuzla Belediyesi eski başkanı Şadi Yazıcı, 2017 yılında yalnızca 65 bin TL. (on altı bin dolar) sermaye ile kurduğu Türkiye Temel Bilimler Araştırma Vakfı’nın bugün 1,3 milyar TL’yi ( yaklaşık kırk milyon dolar) aşan servetiyle gündemde. Vakfın kısa sürede bu kadar büyük bir servet edinmesi, özellikle Tuzla’daki inşaat projelerinde yapılan “emsal artış yolsuzlukları”emsal artış yolsuzlukları” ile ilişkilendiriliyor.
İddialara göre, belediye başkanlığı döneminde kamu gücü, inşaat firmalarına sağlanan imar kolaylıkları karşılığında, bu firmalardan vakfa taşınmaz bağışları almak için kullanıldı. Bu durum, vakfın servetinin kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasıyla oluşturulduğu yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Emsal Artışı ve Vakfa Akan Servet
Vakfa bağışlanan taşınmazların büyük bir kısmı, inşaat projelerinde yapılan “hayali emsal artışları” ile ilişkilendiriliyor. İmar düzenlemelerinde yasal sınırların aşılmasıyla, inşaat firmalarına sağlanan bu avantajların, kamu arazilerinin daha değerli hale getirilerek firmalara sunulmasını sağladığı ve karşılığında vakfa değerli taşınmazların bağışlandığı öne sürülüyor. Bu bağışların arasında, 31 milyon TL değerindeki bir yalı dairesi ve 4,5 milyon TL’lik bir konut da bulunuyor. Bu durum, vakfın “bilimsel ve hayır kurumu” iddiasından uzaklaşarak, kişisel zenginleşme için kullanılan bir mekanizma olduğu eleştirilerine yol açıyor.
Yolsuzluk İddialarının Arkasında Kamu Gücü Kullanımı
Vakıf servetinin büyük kısmının, Tuzla Belediyesi döneminde yapılan usulsüzlüklerle sağlandığı iddiaları dikkat çekiyor. Yazıcı’nın başkanlığı sırasında, inşaat projelerinde hayali emsal artışları yapılarak firmalara rant sağlandığı, bu rantın bir kısmının vakfa taşınmaz bağışı olarak geri döndüğü belirtiliyor. Bu bağışlar sayesinde vakfın taşınmaz servetinin 65 bin TL’lik bir başlangıçtan 1,3 milyar TL’ye ulaşması, kamuoyunda “bu servetin kaynağı kamu kaynaklarının kötüye kullanımı mı?” sorusunu gündeme getiriyor.

Vakıf: Tek Adam Kontrolü
Vakfın kuruluş senedi, tüm yetkiyi “tek daimi üye” olarak Şadi Yazıcı’ya veriyor. Vakfın işleyişi ve alınan tüm kararlar yalnızca Yazıcı’nın kontrolünde gerçekleşiyor. Bu yapı, vakfın bağımsız bir hayır kurumu olmaktan ziyade, Yazıcı’nın kişisel çıkarlarına hizmet eden bir araç olarak tasarlandığı eleştirilerini güçlendiriyor. Bu durum, vakıf servetinin elde edilme şekline yönelik soru işaretlerini daha da artırıyor.
Orman Arazilerinin İmara Açılması
Yazıcı’nın vakıf adına gerçekleştirdiği bir diğer tartışmalı adım ise, Tuzla Tepeören’deki 141 dönümlük ormanlık arazinin bir kısmını üniversite alanı olarak imara açtırması oldu. İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü bu düzenlemeye “orman kanununa aykırı” olduğu gerekçesiyle karşı çıkmış, ancak AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki çoğunluk kararıyla düzenleme onaylanmıştı. Bu süreç, kamu arazilerinin rant projelerine dönüştürüldüğüne dair eleştirileri artırdı.
Emsal Yolsuzluğu ve Kişisel Zenginleşme İddiaları
Yazıcı, vakfı tanıtmak için Einstein’ın E=mc² formülünü kullanarak bilimsel bir misyon benimsediğini iddia etse de, vakıf servetinin temelinde yatan imar düzenlemeleri ve taşınmaz bağışları, amacın toplumsal faydadan çok kişisel çıkar sağlamak olduğunu düşündürüyor. Bu süreçte, kamusal kaynakların bireysel servet yaratmak için kullanıldığı eleştirileri giderek daha güçlü bir şekilde dile getiriliyor.
Kamuoyu Açıklama Bekliyor
Şadi Yazıcı ve vakfı, taşınmazların elde edilme yöntemleri ve bu servetin nasıl kullanıldığına dair net açıklamalar yapmadığı sürece, kamuoyunda oluşan soru işaretleri büyümeye devam edecek gibi görünüyor. Halk, vakfın gerçekten toplumsal fayda için mi, yoksa kişisel çıkarlar için mi kurulduğunu öğrenmek istiyor. Bir vakfın kurulmasında gayrı meşru yöntemler kullanılabilir mi diye soruyor.
Satışlar sürüyor!
Tuzla Belediyesi eski başkanı Şadi Yazıcı, Einstein’ın E= mc2 formülü ile ifade edilen izafiyet teorisini tanıtım sloganı yaparak; ve ‘ devlet ormanını vakfına vakfederek kurduğu Türkiye Temel Bilimler Araştırma Vakfının ‘mekanlarını’ satmaya başladı.
Satışı gerçekleşen ‘mekanlar’ içinde, Cüppeli Ahmet ‘in dünürünün vakfa bağışladığı otuz bir milyon tl. değerindeki yalı dairesi ve ederi dört milyon beş yüz bin tl. olan istasyon mahallesindeki çatı piyesli mesken de var.
Vakfın üzerinde, Tuzla’daki pek çok inşaat firmasının bağışladığı ‘mekanlar’ bulunuyor. Bu bağışların inşaat projelerindeki hayali emsal transferleri ile projelere aykırı uygulamaların görmezden gelinmesi karşılığında; kamu gücünün kötüye kullanılarak elde edildiği iddia ediliyor. AKP’li Yazıcı’nın ‘zamanlama’ olarak, seçimleri kaybetmesinin hemen ardından ‘harekete’ geçmesi akla, pek çok soruyu da beraberinde getiriyor.
2017’de altmış beş bin tl. (on altı bin dolar) vakfederek ‘tek daimi üye’ olarak kurduğu, ve ‘vakıf senedindeki değişiklikleri yapmaya tek başına yetkili’ olduğu vakfın, taşınmazlarının değeri bugün bir milyar iki yüz elli milyon tl. ( yaklaşık kırk milyon dolar.)
Cüppelinin dünürü de bağışçı!

Geçtiğimiz günlerde satışı gerçekleştirilen ‘mekanlardan’ biri, İller Bankası’nın İstanbul Tuzla’daki denize sıfır arazisi üzerine kurulan “Mercan Tuzla Vesen Yalıları’ projesinden; otuz bir milyon tl. değerindeki yalı dairesi.
Vesen Yapı’nın sahibi de Cüppeli Ahmet’in dünürü.
Proje tanıtımlarında: ‘Denize sıfır bizim projemiz. Sağlık Bakanlığı tarafından mavi bayrak verilen ve girilen bir plaj. Kamuya ait bir alan ama sadece site sakinleri kullanabilecek bu alanı.’ diyerek; kıyıları nasıl iç edeceklerini peşinen ilan ediyordu.
Yönetim Kurulu’nda bir zimmet suçlusu!

Akfırat Beldesi’nin eski AKP’li Belediye Başkanı Hilmi Yıldız’ın yargılandığı ve toplamda 56 yıl 8 ay hapis cezası aldığı Akfırat Çete Davası’nda zimmet suçundan 5 yıl ceza alarak mahkum olan Abdullah Fatih Ulusoy da vakfın yönetim kurulu ve mütevelli heyetinde .
Duruşmalar boyunca “kaçak sanık” olarak yer alan Ulusoy, Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı Mehmet Ali Aydınların kayınbiraderi.
Ayrıca kamuoyu onu, gazeteci Hrant Dink’in de aralarında olduğu çok sayıda yetim Ermeni çocuğun büyüdüğü ‘Kamp Armen’i yerle bir etmek isteyen son mülk sahibi olarak tanıyor.
Ulusoy İnşaat olarak; Akfırat beldesinde, içlerinde Belediye Binası da olan pek çok yeri ihalesiz/imarsız olarak yapmıştı. Tuzla’da da inşaat projeleri bulunan Ulusoy, Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Hilmi Yıldız la birlikte yargılanmış; örgüte üye olma, haksız mal edinme mal kaçırma veya saklama, rüşvet ve mal bildiriminde bulunmama suçlamalarından zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiği için ceza almaktan kurtulmuştu.
Yazıcı’nın ‘Prensi’ de mütevelli heyetinde

Şadi Yazıcının başkanı olduğu, Türkiye Temel Bilimler Araştırma Vakfı’nın mütevelli heyetinde tanıdık isimlerden biri de, ‘mütemmim cüz’ü Serhan Kural.
Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın, ‘prensi’ olarak nitelendirilen ve 2009 – 2019 yılları arasında ‘imardan sorumlu’ Teknik Başkan Yardımcılığını yapan Kural, hakkındaki Fetö Terör Örgütü iddiaları nedeniyle, 2019 yerel seçimlerinde, belediye meclis üyeliği aday listesinden bizzat Şadi Yazıcı tarafından çıkarılmıştı.
Seçilmemiş olmasına rağmen, belediyeyle ilişkisini hiç kesmemiş; başkanın sağ kolu, kara kutusu ve sırdaşı olarak Tuzla’daki tüm imar projelerinin son söz söyleyeni olmuştu. Kendisine, Şadi Yazıcı tarafından 2021 de, ‘Koordinatör Başkan Danışmanı’ statüsü verilmesiyle; belediyedeki varlığı da meşruiyet kazanmıştı
Hayır Kurumu isterseniz Kızılay var!

Yazıcı, AKP Tuzla İlçe Başkanı’yken ‘Tuzla Teşhis ve Tedavi Merkezi’ isimli şirketiyle, 2007 yılında özel hastane işletmeciliğine soyundu.
İlk işi de Tuzla’da ki tersane sahiplerinin derneği, Gemi İnşa Sanayicileri Birliği’ne ait sağlık merkezinin işletmeciliğini almak oldu.
GİSBİR tarafından kurulacak yeni hastaneyi de kendisinin işleteceğini söyleyen Yazıcı, o zaman kendisine yöneltilen ‘hastanenin kâr amacı güdüp gütmeyeceği’ sorusuna: “ GİSBİR, biz sübvanse edelim, bu hastaneyi ayakta tutalım” dediler; “…ama ben kâr amacı gütmek zorundayım. Hayır kurumu isterseniz Kızılay var” diyerek karşılık vermişti.

Belediye başkanı seçildikten hemen sonra da, Tuzla Belediyesi İmar Komisyonu’na 8 Mayıs 2009 tarihli toplantısında CHP ile birlikte ‘oybirliği ‘ile aldırdığı bir kararla; sahibi olduğu ve kaçak bina konumundaki Özel Tuzla Tıp Merkezi’nin bulunduğu vatan caddesini konut alanından ticaret alana çevirip, emsal artışı da getirerek yasallaştırmıştı.
Son on beş yıldır Tuzla Belediye Başkanlığı yapan Şadi Yazıcı’nın ‘Tek daimi üye’ ve vakıf senedindeki değişiklikleri tek başına yapmaya yetkili olduğu Türkiye Temel Bilimler Vakfı’nda “Türkiye’de ve dünya çapında her türlü yardıma muhtaç insan için maddi, manevi ve tıbbi yardımda bulunmak… başarılı öğrencilere yurt içinde veya yurt dışında karşılıklı yada karşılıksız burs vermek, nakdi ve ayni yardımlar yapmak, barınma, beslenme, ve diğer öğrenim ihtiyaçlarını sağlamak…” gibi ulvi amaçlar edinmesi dikkatleri çekiyor.



Vakfa ait mülklerin bir kısmı …

Orman’ı ‘vakfına vakfetti’!

Tuzla Belediyesi eski Başkanı Şadi Yazıcı, bu ulvi amaçları gerçekleştirmek için, 2018 Mart ayında, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden AKP’nin meclis çoğunluk kararı ile, Tuzla Tepeören’deki toplam 141 dönümlük ormanlık arazinin bir bölümünün üniversite alanı olarak imar planı değişikliğini gerçekleştirmişti. Değişiklikte, İmar ve Bayındırlık Komisyonu’nun raportörü Serhan Kural’ın da imzası da yer almıştı..
İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü, Kadastro ve Mülkiyet Şube Müdürlüğü değişikliğe olumsuz görüş bildirmişti. Müdürlük, planlama alanının Karağıl ve Kiremit dere devletormanlarının içinde yer aldığına dikkat çekmişti. Orman Kanunu’na tabi orman alanlarının imar uygulamasına ve planlamasına konu edilemeyeceği belirtilmişti.
Şadi Yazıcı, geçtiğimiz yıl Tuzla’daki Arıtma Tesisinin 3. Etap açılış töreninde;İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasında cümle içinde kullandığı, “…çaldınız…” kelimesinin, kendisinin ‘onur, şeref ve saygınlığını rencide ettiği’ gerekçesiyle dava açmış; ancak açtığı davayı kaybetmişti.
“Hayır kurumu isterseniz Kızılay var” dan… Milli bir felsefe benimsemiş öğrenci ve akademik kadroya…
AKP’li Yazıcı, vakfının vizyonunu, “…özgür ve özgün ve öncü ama milli bir felsefe benimsemiş öğrenci ve akademik kadro ile tüm üniversite ve….gereksinimlerine karşılık verme…” biçiminde açılarken; vakfın tanıtımında da Einstein’ın E= mc2 izafiyet teorisini bayrak edinmişti.
Teoriye göre: “….. zaman, mekan, hareket, birbirlerinden bağımsız değildirler. Aksine bunların hepsi birbirine bağlı izafî olaylardır. Cisim zamanla, zaman cisimle, mekan hareketle, hareket mekanla ve dolayısıyla hepsi birbiriyle bağımlıdır.”
4.boyut olarak kabul edilen zamanı algılama biçimimiz, bulunduğumuz konuma ve nasıl hareket ettiğimize göre değişir.!!!

*****

