Kürt sorununda kırk yılı aşan çatışmalı dönemin ardından, PKK bugün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Süleymaniye vilayetinde düzenlenen törenle silah bıraktı. Abdullah Öcalan’ın çağrısı temelinde atılan bu adım, “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Tören Casene Mağarası’nda Gerçekleştirildi
Rûdaw’ın aktardığına göre, Süleymaniye iline bağlı Raperin ilçesinin Surdaş nahiyesindeki Casene Mağarası, silah bırakma törenine ev sahipliği yaptı. İlk olarak 10 kişilik bir grup silahlarını imha etti. Ardından yaklaşık 30 kişilik bir grubun daha silah bırakacağı belirtildi. Silahların törensel biçimde yakılarak imha edildiği bilgisi paylaşıldı.

Törenin “sembolik” yönü kadar pratik anlamı da dikkat çekti. KCK yetkilileri, bu adımın “tek taraflı değil, karşılıklı ilerleyen bir barış süreci” içinde okunması gerektiğini vurguladı.
PKK: “Silahlarımızı Özgür İrademizle İmha Ediyoruz”
Silah bırakma töreninde, PKK adına “Barış ve Demokratik Toplum Grubu” imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadeler öne çıktı: “Biz kadın ve erkek özgürlük savaşçıları, bugün buraya Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısına cevap olarak geldik. Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ve PKK’nin 12. Kongre kararları temelinde, silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz. Bu adımı kadınlara, gençlere, işçilere ve halkımıza adıyoruz.”
Açıklamada ayrıca, “Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyoruz” ifadesiyle, mücadelenin demokratik siyaset ve hukuk yoluyla sürdürüleceği belirtildi.
Öcalan’dan 26 Yıl Sonra Görüntülü Mesaj
Törenden iki gün önce, 9 Temmuz 2025’te PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 26 yıl sonra ilk kez yayımlanan videolu mesajı kamuoyuna sunulmuştu. Öcalan, mesajında şu sözlerle barış sürecinin niteliğini tanımladı: “Silahlı mücadele aşamasından demokratik siyaset ve hukuk aşamasına gönüllüce geçiştir. Mecliste yer alan DEM Partisi başta olmak üzere tüm siyasi aktörler sürecin başarıya ulaşması için üzerine düşeni yapmalıdır.”
Törene DEM Parti ve Gazeteciler Katıldı
DEM Parti Eş Genel Başkanları, milletvekilleri ve merkez yürütme kurulu üyelerinden oluşan bir heyet, yaklaşık 30 araçlık konvoyla sabah saatlerinde tören alanına ulaştı. Heyete IKBY özel güvenlik birimleri eşlik etti.
Türkiye’den gelen gazetecilerden oluşan sınırlı bir grup, alanın güvenlik koşulları nedeniyle törene doğrudan katılabildi. Geri kalan gazeteciler ve davetliler, törenden uzakta kurulan dev ekrandan süreci takip etti.
Canlı Yayın Planı Güvenlik Gerekçesiyle İptal Edildi
KCK tarafından 7 Temmuz’da yapılan açıklamayla, törenin televizyonlardan canlı yayınlanmayacağı bildirildi. Alana kamera ve fotoğraf makinesi alınmadı. Görüntülerin, 11 Temmuz saat 11.45 ile 14.00 arasında basına servis edilmesi bekleniyor.
KCK açıklamasında, “Güvenlik gerekçesiyle törenin detayları değiştirildi. Ancak planlandığı gibi gerçekleşecek” denildi.
Siyasi ve Toplumsal Yankılar
Tören, yalnızca bir silahsızlanma eylemi değil; aynı zamanda PKK’nin kendini feshetme kararının ilk fiili uygulaması olarak değerlendiriliyor. DEM Parti, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladığı bu yeni aşamayı, meclis düzeyinde yasallaştırmak üzere çalışmalar yürütüyor.
Silah bırakma kararıyla birlikte, başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere siyasi tutukluların durumunun da gündeme geleceği ifade ediliyor.
Yeni Başlangıcın Sınavı
Bugün Casene Mağarası’nda yakılan silahlar, sadece bir örgütün değil; çatışmalı bir geçmişin de sembolik vedasıydı. Ancak silahların sustuğu yerde, adaletin sesi yükselmezse, barışın kalıcılığı da zor olacaktır.
Barış ve Demokratik Toplum süreci, yalnızca PKK’nin değil, tüm siyasal aktörlerin ve halkın ortak iradesiyle örülecek. Şimdi görev, Meclis’e, sivil topluma ve toplumsal hafızaya düşüyor.
Kürt sorununun çözümüne yönelik tarihi bir eşik bugün aşıldı. Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda PKK, Süleymaniye’nin Raperin ilçesine bağlı Surdaş nahiyesindeki Casene Mağarası’nda düzenlenen sembolik bir törenle silah bırakma sürecini başlattı.
Törene ilişkin ayrıntılar, hem sembolik anlamı hem de siyasi etkileriyle Türkiye ve Ortadoğu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.