CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

HÜRRİYET KAVGASI

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular,
yürüdüler karanlığın üstüne.
Meydanları zaptettiler yine.

            Beyazıt’ta şehit düşen
            silkinip kalktı kabrinden,
            ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
            yıktı Şahmeran’ın mağarasını.

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

Nazım Hikmet.

Özgür Özel konuşmasına başladı.

CHP, İmamoğlu’nun tutuklanması ve İBB’ye yönelik operasyonlarla birlikte, ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitingleri düzenlemeye ise devam ediyor. Hafta içi bir gün İstanbul’un bir ilçesinde, hafta sonu ise Türkiye’nin bir ilinde yapılan mitinglere yüzbinlerce yurttaş katıldı.

Miting dolayısıyla CHP Kadın Kolları Beyazıt’tan Saraçhane’ye yürüdü. Mitinge üniversite öğrencileri de toplu bir şekilde katıldı. CHP’nin eski Genel Başkanı Hikmet Çetin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve tutuklu İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na destek için Saraçhane’ye geldi.

Çetin, alanda yaptığı konuşmada, “Hepimizin Genel Başkan’ın etrafında toplanmamız lazım, herkesin bunu yapması lazım” dedi. Ekrem İmamoğlu’nun mesajı okundu. CHP lideri Özgür Özel birazdan kürsüye çıkacak.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İmamoğlu’nun Saraçhane’ye mesajını iletiyor:

“Sevgili İstanbullular, yüreği vatan sevgisiyle çarpan, içi adalet ateşiyle yanan kıymetli hemşehrilerim, bir kez daha evinizde Saraçhane’deyiz. Sizinle gurur duyuyorum. Hoş geldiniz. Yüz gündür onurla ve cesaretle sahip çıktığınız, darbe heveslilerine bırakmadığınız Saraçhane milletin evidir. Tıpkı Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi Saraçhane’de de ancak milletin seçtikleri görev yapabilir. Yetkiyi millet verir, millet alır. Seçilmiş belediye başkanlarını bırakın kesinleşmiş mahkeme kararlarını daha ortada iddianame bile yokken tutuklayıp görevden almaya kalkanların hedefi doğrudan milletimizdir. Rakibini hukuk dışı yollarla saf dışı ederek seçim kazanma planları yapanların hedefi doğrudan milletimizde.

Onlar seçimle gelenin seçimle gitmediği, muhalefetsiz bir rejim inşa etmek için millete boyun eğdirme peşindeler. Onun için milletimiz 100 gündür kendi hak ve hürriyetlerini savunuyor. 100 gündür meydan meydan artarak yükselen adalet talebiyle milletimiz vatanına sahip çıkıyor. Adalet ve hürriyet için ayağa kalkan bir milletin karşısında hiçbir güç duramaz. Kim kendini ne sanırsa sansın, kim kendini hangi aynada görürse görsün, millet, milletimiz herkesten büyüktür.

Mühür, kendini sultan zannedenler de değil milletimizdedir. Günü gelir, sandık kurulur ve milletin vicdanı son kararı verir. Sevgili hemşehrilerim, ben Silivri zindanında geride bıraktığım günlerin hesabını tutmuyorum. Yüz gün de olsa, bin gün de olsa fark etmez. Milletimin vicdanında mahkum olmadığım sürece kendime esaret altında kabul etmiyorum, etmeyeceğim.”

Muharrem İnce’de Saraçhane’de otobüsün üzerine çıkıp yurttaşları selamladı.

ÖZGÜR ÖZEL KONUŞMASINA BAŞLADI

CHP lideri Özgür Özel konuşmasına Nazım Hikmet’in ‘Hürriyet Kavgası’ şiiriyle başladı. “Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar, bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.” dizelerini okudu.

Özel’in konuşmasından satır başları şu şekilde: “Bundan tam 100 gün önce Erdoğan televizyonların karşısına çıktı. Sizin 4. eylem gününüzdü. Dedi ki 1 ay sonra birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Ey Erdoğan, bu sözden beri 3 ay geçti. 100 gün geçti. Biz bugün ailelerle beraberiz. Omuz omuzayız. Birlikteyiz. Kimsenin kimseden gözünü kaçıracak hali yok. Biz birbirinin gözüne değil, birbirimizin emanet evlatlarına bakacak kadar kardeşiz.

Bu meydan birilerinin sandığı gibi bir siyasi partiye bir görüşe ait değildir. Burası milletin meydanıdır. Demokratların meydanıdır. Bu meydana gelen herkes bilir ki bu meydanın ötekisi yoktur, itilen kakılan yoktur. Kurtuluş yok tek başına!

19 Mart akşamı tek başına kurtulmayacağımızı, hep beraber mücadele edeceğimizi bilerek, sadece Ekrem Başkan’a değil, tüm belediye başkanlarımıza, bütün genel başkanlara, siyasi tutsaklara özgürlük isteyerek bir araya toplandık. Bizim arkadaşlarımız belki zindandalar ama moralleri yüksek. İnanıyorlar biz haklıyız biz kazanacağız. Onları zindanlara atanlar saraylarda oturuyor ama korkuyorlar yerin yedi kat dibindeler. Kaybedecekler!

Bu darbenin başında bir cunta başkanı var. Milletin Cumhurbaşkanı olarak seçtiği Recep Tayyip Erdoğan artık cumhurbaşkanı değil, cunta başkanıdır!

Bu millet bu darbeye direndi. Özgürlüğünüz, iradeniz için direndiniz. Siz cumhuriyet tarihinin en büyük mücadelesini ortaya koydunuz. Sizlerle gurur duyuyoruz.

Ey Akın Gürlek, ey Erdoğan, gel şu Saraçhane’ye bir bak. Bu ülkeyi teslim olanlar değil, direnenler kurdu. Ey Erdoğan, biz korkuyu evde bıraktık.

Buradan kimler geldi, kimler geçti. Erdoğan bu binada başkanlık yaptı. Bir gün evine, evinin kapısına, eşinin evladının yanında kapısına polis dayanmadı. Bir gün tutuklanmadı. Tutuksuz yargılandı. Kapıdan çıktı, meydana geldi, millete seslendi, davulla zurnayla cezaevine gitti.

Buradan sana açıkça meydan okuyoruz. Bin yerde operasyon yapsan, bin yerde direneceğiz.”

Belediye Başkanlığı’nın, IBB Spor Kulübü’nün başkanı Fatih Keleş öncesi devride, sonra Kandıra’ya götürüp, Kandıra cezaevinde ikide bir Çağlayan’a çağırıp, bir başsavcı, üç savcıyla avukatsız baskılar altında tutularak en yakınlarına, arkadaşlarına, Ekrem Başkan’a iftiraya zorlandı.

Ancak asla eğilmedi, asla buna tenezzül etmedi. Çağlayan’dan Kandıra’ya dönme, 20 yıl yatarsın dediler, 1200 yıl yatacağımı bilsem namuslu insana iftira atmam dedi. Fatih Keleş’e, çoluğum çocuğum var, 26 yaşında bir oğlum var deyip bir hatırlatma yaptılar. Fatih Bey duydu, duymazdan geldi, bu kadarını da yapamazlar dedi. 26 yaşındaki oğlu Mustafa bir gün gözaltına alındı, mahkeme karşısına çıkarıldı. Çalıştığı şirkette kentsel dönüşüm yapılacak bir apartmanda bir inatçı kiracıyı ikna etmek için o yıkılacak daireyi Mustafa’ya satıp tahliye davası açmışlar. Kiracı biliyor, ev sahibi biliyor, iş yerindeki herkes şahit ama Mustafa’yı bu dairenin parası nerede diyor. Mal sahibi diyor ki ben sattım, kiracı biliyor ki onu çıkarmak için yaptılar, deprem için, güçlendirme için yaptılar. 26 yaşında başkasının yanında çalışan Mustafa’yı babasını bezdirmek için rehin tutuyorlar.

Mustafa’nın nörolojik rahatsızlıkları var, kapalı yerde duramıyor, babasından kötü haber duymamak için evde televizyon açmıyor, haber okumuyor. Evlere giremiyorken sırf babasını yıldırmak için bu sağlık zaafını bildikleri için önce hatırlatıp sonra Mustafa’yı içeri koydular. Şimdi Fatih Bey’i evladı üzerinden tehdit ediyorlar. Biz, hem içeride hem dışarıda dirençimizi kırmaya, umudumuzu kaybettirmeye, bizi sindirmeye, gel bak, gel bak, şuraya bir imza at, hadi evlatlarına kavuş diyerek en büyük kötülükleri yapanlara şöyle sesleniyoruz, diyorsun ya, gel bak bir imza at, ey Akın Gürlek, ey Erdoğan, gel bak, gel bak, şu saraçhaneye bir bak, saraçhaneye bak. Bu ülkeyi, bu ülkeyi korkanlar, sinenler, teslim olanlar değil, direnenler kurtardı, direnenler kurdu. Bizi, bizi korkutamazsın, yüz gün önce burada söylediğim, bir daha söylüyorum, ey Erdoğan, biz korkuyu evde bıraktık, biz korkuyu evde bıraktık.

Çok değerli, çok değerli İstanbullular, İstanbul’un demokratları, burası saraçhane. Burası İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tarihi binası. Buradan kimler geldi, kimler geçti? Ve Erdoğan bu binada başkanlık yaptı. Geçmişte o da terörle, yolsuzlukla, çete kurmakla suçlandı. Ama buradan İstanbul’un bütün muhafazakar demokratlarının şahitliğiyle hatırlatırım ki, Bütün milli görüşlerin şahitliğiyle hatırlatırım ki, bir gün evine, evinin kapısına, sabahleyin eşinin evladının yanında polis dayanmadı. Bir gün gözaltı yapılmadı, bir gün vatan emniyette tutulmadı, bir gün tutuklanmadı, tutuksuz yargılandı, ceza oldu, yine tutuklanmadı, yargıtaya gitti, onaylandı, yine kapısına polis yollatmadı. Telefon açtılar, Pınar Hisar cezaevi hazır, cezanız onaylandı, yatmaya gelin dediler, bu kapıdan çıktı, bu meydana geldi, bu meydanda halka hitap etti, davulla zurnayla cezaevine gitti. Şimdi, bir gün, bir gün gözaltına alınmayan, tutuklanmayan, ne oldu?

Halk Parti’ye oy vermiş, kaydolmuş kimse korkmasın. Bir tek, bir tek hırsızlar korksun, yolsuzlar korksun. Çeteler korksun, talimat verirler, talimatı alıp da adaleti katledenler korksun, onlardan hesap soracağız, hesap soracağız, hesap soracağız.

Biz, biz emekliye destek isteriz, para yok. Asgari ücrete destek isteriz, para yok. Memur emeklisine destek isteriz, para yok. Çiftçiye destek isteriz, para yok. Darbeye gelince para var. Biz bugün bu meydandayken, bu meydandayken evlerde kullandığımız doğal gaza yüzde yirmi beş zam yaptı Erdoğan, yüzde yirmi beş. Geçen ay iki bin lira gelen doğal gaz faturası bu ay iki bin beş yüz lira gelecek. Ve bunun bir tek sebebi var, o da bu darbedir, bu darbecilerden hesap soracağız. Bu milleti bu iktidardan kurtaracağız.

Biz birileri terörsüz Türkiye diyor, elbette Cumhuriyet Halk Partisi de tarihsel bir tutarlılıkla terör bitsin, barış gelsin, analar ağlamasın. Kimsenin anasının gözünden yaş akmasın. Bu ülkenin parası teröre değil, hizmete, emekliye, emekçiye, öğrenciye, esnafa, çiftçiye gitsin istiyoruz. Ancak sadece terörsüz Türkiye demekle olmuyor. Terörsüz ve demokratik bir Türkiye istiyoruz. Terörsüz ve temiz.

Bugün burada, bu gece, burada olur, olacak deyip de çağırdığımızda sabahın erken saatlerinde Vatan Emniyeti’nin önünde toplanan Cumhuriyet Halk Partililer ve İstanbul’un bütün demokratları ve o gün, o gün, İstanbul üniversitesinin önünde, Beyazıt Meydanı’nda toplanan İstanbul Üniversiteliler. Bariyerleri yıkıp da geldiniz, omuz omuza geldiniz, buraya gelip, bu tarihi binanın önünde, Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiçbirimiz diye seslenerek, sloganlarla, buraya dediniz. Teşekkürler İstanbul Üniversitesi. Teşekkürler Boğaziçi. Teşekkürler Yıldız Teknik Üniversitesi. Teşekkürler Marmara Üniversitesi. Galatasaray Üniversitesi’ne teşekkür. Mimar Sinan’a teşekkür. Teşekkürler İstanbul Teknik Üniversitesi. İstanbul’un dört bir yanından koşup gelen vakıf üniversitelerinin öğrencilerine bu sesi, başta Ankara’da duyan Odtülülere Gazililere, Türkiye’nin gençlerine teşekkür ediyoruz. Geleceğinize sahip çıktınız. Sizi seviyoruz. Her birimize yürekten teşekkür ediyoruz.

Exit mobile version