CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

İstanbul’da Marmaray makinistlerinin iş bırakma eylemi seferleri durma noktasına getirdi. Eylemin gerekçesi kamuoyuna ‘bakım çalışması’ olarak sunulsa da, gerçekte makinistler hükümetin kamu işçilerine dayattığı yüzde 17’lik zam oranını protesto ediyor.

Kamuda çalışan yaklaşık 600 bini aşkın işçiyi kapsayan Kamu Çerçeve Protokolü (KÇP) görüşmeleri tıkanırken, Türk-İş’in duyurduğu eylem programı kapsamında bugün İstanbul’da kritik bir eylem gerçekleşti. Marmaray’da görev yapan makinistler iş bıraktı. Sabah saatlerinden itibaren “Direne direne kazanacağız” sloganları peronlarda yankılanırken, seferler ciddi şekilde aksadı.

Makinistler iş bıraktı, idare ‘bakım’ dedi

Marmaray yönetimi, yaşanan sefer aksamalarını kamuoyuna “genel bakım çalışması” gerekçesiyle duyurdu. Ancak sahadaki gerçek bambaşkaydı. Pendik-Ataköy hattında çalışan trenler, bugün yalnızca Söğütlüçeşme-Zeytinburnu arasında çalışırken, Sirkeci-Kazlıçeşme Yüzeysel Hattı tamamen kapatıldı. Seferlerin durma noktasına gelmesi, makinistlerin eylem kararlılığını açıkça gösterdi.

600 bin kamu işçisi için kritik süreç: Yüzde 17’ye isyan büyüyor

Toplu iş sözleşmesi çerçevesinde sürdürülen görüşmeler haftalardır devam ediyor. Hükümetin yüzde 17’lik zam dayatması, kamu emekçileri tarafından büyük tepkiyle karşılanırken, Türk-İş Konfederasyonu sürecin tıkanması üzerine eylem planı devreye aldı.

Dün akşam Cumhurbaşkanlığı’nda yapılan kritik toplantıdan da sonuç çıkmadı. Türk-İş Basın Bürosu, yaptığı açıklamada “Kamu çerçeve protokolü için olumlu bir netice elde edilememiştir. Eylemlerimiz devam etmektedir” ifadelerini kullandı. Zam oranında ilerleme sağlanamazken, işçilerin sabrı da tükeniyor.

İşçiler öfkeli: “Grevden korkan sendikacılar bizi oyalıyor”

Makinistlerin eylemi yalnızca ulaşımı durdurmakla kalmadı, uzun süredir biriken öfkeyi de açığa çıkardı. Görüştüğümüz kamu işçileri, özellikle Türk-İş yönetimini süreci oyalamakla suçluyor. “İşçi greve hazır ama sendikacılar oyalıyor” diyen bir Harb-İş üyesi işçi, grev çağrısının sürekli ertelenmesine tepkili: “15 Temmuz’da grev dediler, şimdi 26 Ağustos’u işaret ediyorlar. Hükümeti mi ikna etmeye çalışıyorlar, yoksa bizi oyalamaya mı, belli değil. Bu yüzde 22’lik teklifler açlık demek. Grev olmadan bu düzen değişmez.”

Demiryol-İş sendikasına bağlı makinistler de bugünkü eyleme eksiksiz katıldıklarını belirtiyor. Ancak onlar da Türk-İş’in geleneksel eylemsizliğinden şikayetçi: “30 yıldır grev yapılmayan bir sendikada iş bırakmak bile büyük adım. Ama yetmez. Bu eylemlerle genç işçiler mücadeleyi öğreniyor, ama sendika tepesi hâlâ korkak.”

Hastaneler, bakım merkezleri, taşeron işçileri: Herkes öfkeli ama yalnız

Eylemler sadece Marmaray’la sınırlı değil. Türk-İş’e bağlı Sağlık-İş sendikası, yetkili olduğu tüm hastanelerde iş bırakma eylemi düzenliyor. İzmir, Denizli, Kocaeli, Kayseri, Zonguldak, Edirne ve Antep gibi şehirlerde sağlık işçileri taleplerini yükseltiyor.

Ancak Hak-İş ve bağlı sendikalar eylemlere katılmıyor. Öz Sağlık-İş’e bağlı taşeron hastane işçileri ise derin bir yalnızlık içinde. Aksaray’da yapılan sessiz protestoya bile hiçbir ulusal kanal yer vermedi.

“Toplu sözleşme yok. Aynı işi yapıyoruz, farklı saatler, farklı ücretler. 12 saat nöbetten çıkıp tekrar nöbete gidiyoruz. Bizi düşünen yok. 53 yaşındayım, 18 yıldır çalışıyorum. Bu mudur adalet?” diyor bir sağlık işçisi.

Yol haritası yanlış, grev kaçınılmaz mı?

İşçiler arasında ortak kanı net: Yol haritası en baştan yanlıştı. Yüzde 17’lik zam teklifinin müzakereyle yukarı çekilmesinden çok, grevle aşılması gerektiğini savunan işçiler, sendikaların cesaret göstermesini istiyor.

“Üç-beş puan artırmak için değil, yüzde yüz kazanmak için grev gerekir. Yoksa bu çerçeve protokol, emeğin tabutuna son çiviyi çakar,” diyor bir makinist.

Exit mobile version