Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

1972’nin o sisli sabahı hâlâ Türkiye’nin hafızasında bir çentik gibi duruyor. Aradan 54 yıl geçti… Ama Kızıldere yalnızca bir tarih değil, her yıl yeniden yazılan bir tartışma, bir hesaplaşma, bir hatırlama biçimi olmaya devam ediyor. Bu yıl da değişmedi.

İdamları Durdurmak İçin Başlayan Süreç: Kızıldere’ye Giden Yol

Kızıldere Olayı, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu üyeleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam kararlarını engellemek amacıyla planlanan bir eylemle başladı.

Mahir Çayan ve yoldaşları, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi ile birlikte 26 Mart 1972’de Ünye’deki NATO üssünde görevli üç yabancı teknisyeni kaçırdı. Amaç netti: İdamları durdurmak için bir takas zemini yaratmak.

Rehineler Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne götürüldü.
30 Mart sabahı ise köy, yüzlerce asker tarafından kuşatıldı.

Operasyonun sonunda: Mahir Çayan dahil 10 devrimci hayatını kaybetti. 3 yabancı teknisyen öldü. Ertuğrul Kürkçü sağ olarak yakalandı Kızıldere, Türkiye sol tarihinin en sert kırılma anlarından biri olarak kayıtlara geçti.

54 Yıl Sonra Aynı Yer, Aynı Yasak

30 Mart 2026’da Kızıldere’de yapılmak istenen anma için bu kez başka bir sahne kuruldu. Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Ataköy köyüne gitmek isteyen Devrimci Gençlik Dernekleri (DGD) üyeleri, valiliğin 27 Mart – 1 Nisan tarihleri arasındaki yasak kararı gerekçe gösterilerek durduruldu. Gençler yürümek istedi. Pankartlar açıldı. Sloganlar atıldı. Ama yol kapalıydı.

Müdahale ve Gözaltılar

Jandarma ile grup arasında kısa sürede gerilim yükseldi. Tanıklıklara göre müdahalede cop kullanıldı. Sonuç: 78 kişi gözaltına alındı. Anmaya katılım fiilen engellendi

Müdahale sırasında bir jandarma personelinin şu sözleri dikkat çekti: “Bu sizi kurtarmaz. Bakın Sovyetler Birliği dağıldı arkadaşlar.” Bu sözler, olayın yalnızca bir güvenlik müdahalesi değil, aynı zamanda ideolojik bir gerilim hattında yaşandığını bir kez daha gösterdi.

DEM Parti’den Tepki

Gülistan Kılıç Koçyiğit, müdahaleye sert tepki gösterdi: “Kızıldere katliamının yıldönümünde anmaya gitmek isteyen gençlere yönelik yasaklar ve kolluk şiddeti kabul edilemez. Gözaltına alınan gençler derhal serbest bırakılmalıdır.”

Kızıldere: Bitmeyen Bir Hikâye

30 Mart 1972’de Kızıldere Katliamı sırasında, Mahir Çayan ile birlikte Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan, Sabahattin Kurt ve Nihat Yılmaz yaşamını yitirdi; operasyondan yalnızca Ertuğrul Kürkçü sağ kurtuldu.

Kızıldere, yalnızca geçmişte kalmış bir olay değil. Her yıl yeniden hatırlanan, yeniden tartışılan, yeniden engellenen bir hafıza alanı.

Bir yanda devletin güvenlik refleksi; diğer yanda gençlerin “anma hakkı” talebi… Aradan geçen yarım asra rağmen, tartışma hâlâ aynı sorunun etrafında dönüyor:

“Geçmiş sadece hatırlanır mı, yoksa yeniden yaşanır mı?”

Exit mobile version