TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin 2026 İstanbul Çevre Durum Raporu, İstanbul’un su kaynaklarının, hava kalitesinin ve doğal yaşam alanlarının ağır bir baskı altında olduğunu ortaya koydu. Raporun en dikkat çekici başlığı ise Kanal İstanbul güzergâhında bulunan Sazlıdere Barajı oldu.
5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde açıklanan rapora göre İstanbul, bir yandan iklim krizinin etkileriyle kuraklık tehdidi altında bulunurken, diğer yandan su havzaları ve doğal alanlar yoğun yapılaşma baskısıyla karşı karşıya.
Raporda, Kanal İstanbul güzergâhında yer alan ve yaklaşık 56 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip Sazlıdere Barajı’nın çevresindeki yapılaşmanın İstanbul’un su güvenliğini riske attığı vurgulandı. Uzmanlar, yıllık yaklaşık 55 milyon metreküp su verimine sahip olan barajın, İstanbul’un yaklaşık 15 günlük su ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede olduğuna dikkat çekiyor.
Sazlıdere’nin Statüsü Değiştirildi
Sazlıdere Barajı, 15 Eylül 2022 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla içme suyu kaynağı olmaktan çıkarılmıştı. Bu değişikliğin ardından baraj çevresindeki koruma alanlarında toplu konut projelerinin önü açıldı.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası raporunda, “Sazlıdere Barajı’nın yok edilmesi telafi edilemez ve geri dönüşsüz bir kayıp anlamına gelecektir” denildi.
İstanbul Dış Kaynaklara Bağımlı Hale Geliyor
Rapora göre 2025 yılında İstanbul’a sağlanan ham suyun yalnızca yüzde 38’i kent içindeki barajlardan karşılandı. Suyun yüzde 62’si ise Melen ve Yeşilçay sistemleri ile yeraltı kaynaklarından sağlandı.
Uzmanlar, İstanbul’un kendi su havzalarını korumak yerine giderek daha uzak kaynaklara bağımlı hale geldiğini belirtiyor. Yaklaşık 170 kilometre uzaklıktan getirilen Melen suyunun yüksek enerji maliyeti ve olası altyapı riskleri nedeniyle kırılgan bir sistem oluşturduğu ifade ediliyor.
Kuraklık Alarm Veriyor
Rapordaki veriler, iklim krizinin İstanbul üzerindeki etkisini de ortaya koyuyor. Barajlara yağışlardan gelen su miktarı son beş yılda yaklaşık yüzde 32 oranında azaldı. 1 Ocak 2026 itibarıyla İstanbul’daki barajların doluluk oranı yüzde 18,71’e kadar gerileyerek son yılların en düşük seviyelerinden birine düştü.
Kuzey Ormanları ve Tarım Alanları Tehdit Altında
Kanal İstanbul, Kuzey Marmara Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul Havalimanı gibi projelerin İstanbul’un kuzeyindeki ormanlar, tarım alanları ve su havzaları üzerinde ciddi tahribat yarattığı belirtiliyor.
ÇED raporlarına göre yalnızca Kuzey Marmara Otoyolu nedeniyle yaklaşık 2 bin futbol sahası büyüklüğünde orman alanı etkilendi.
Marmara’ya Yeni Yük
Raporda dikkat çekilen bir başka başlık ise Marmara Denizi oldu. Kanal İstanbul çevresinde planlanan yeni yerleşim alanlarının, zaten müsilaj tehdidi altındaki Marmara’ya ek atıksu yükü getireceği belirtildi.
Uzmanlar, mevcut arıtma altyapısının dahi yetersiz olduğu koşullarda yeni nüfus ve yeni yapılaşmanın Marmara Denizi üzerindeki baskıyı artıracağı görüşünde.
“Su Hakkı ve Yaşam Hakkı Savunulmalı”
Çevre mühendisleri ve çevre örgütleri, İstanbul’un su havzalarının, ormanlarının ve tarım alanlarının korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir yaşam hakkı meselesi olduğuna dikkat çekiyor.
Kuraklığın kapıya dayandığı bir dönemde, İstanbul’un önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın yapılaşma baskısı altında bırakılması, kentin geleceği açısından ciddi endişe yaratıyor.


