
CHP Tuzla Grup Başkan Vekili Ali Ekber Kızılkan’ın; haberlerimizi “tamamen gerçek dışı“ ve “akıl ve vicdandan uzak” olarak nitelendirmesi üzerine, açıklamasına karşı bu yanıtı vermek zorunlu hale gelmiştir.
Sayın Kızılkan, yapmış olduğu yazılı açıklamada (yanda) Çağdaş Tuzla, BirGün ve T24’te yer alan haberleri “gerçek dışı” ilan ederek, Tuzla halkının gözü önünde yaşanan büyük bir siyasi ve hukuki krizi alelacele örtbas etmeye çalışmıştır.
O halde Tuzla halkı adına soruyoruz: Gerçek dışı olan bizim belgeli haberlerimiz midir; yoksa kamuoyuna yönelik, sadece günü kurtarmayı amaçlayan bu açıklamanız mıdır?
Haberlerimiz; resmi tapu kayıtlarına, belediyenin kendi plan dosyalarına, meclis gündemine, uydu görüntülerine, imar planlarına, riskli yapı kararlarına, kat irtifakı başvurularına ve yasadışı sözleşmelerle yapılan satış vaatlerine dayanmaktadır. Partide, grupta, mecliste aleni konuşulanlara dayanmaktadır. Eğer bu dayanaklarımızdan tek biri bile yanlışsa, buyurun aksini tek tek açıklayın. Ancak belgeleri çürütemiyorsanız, dönüp kendinize bakın. Gazeteciyi suçlayarak gerçeği asla değiştiremezsiniz.
Haberimize konu olan “Hobi Bahçeleri”nin durumu:
Sayın Kızılkan, bir belediyenin kendi mülkiyetindeki taşınmaz üzerinde inşa edilen, kendisi tarafından kiraya verilen ve kira geliri elde edilen ticari yapıları, ancak bir gazete haberinden sonra fark ettiğini: “Haberinizi ihbar kabul ediyoruz, yasal işlem başlatacağız” açıklaması, dosyanın en dikkat çekici çelişkilerinden biri değil mi?


Tuzla Halkını Asıl Kim Kandırıyor?
Bugün kamuoyuna “sıradan bir plan tadilatı” gibi anlattığınız, 09.07.2026 tarihli Temmuz ayı ikinci birleşiminde meclise gelen 14. Sıradaki plan değişikliği dosyanın gerçek adı nedir?
Dosya başlığına bakan herkes bunun; “Aydınlı, Orhanlı ve Tepeören muhtelif parsellerine ilişkin imar planı değişikliği” olduğunu düşünüyor. Fakat dosyanın içine girildiğinde; 7051 ada 25 parsel, 7137 ada 32 parsel, Hobi Bahçeleri, Park ve Rekreasyon alanları, emsal aktarımı, 0.20 yapılaşma hakkı yer alıyor.

O halde soruyoruz: Neden dosyanın gerçek konusu başlığa açıkça yazılmamıştır? Neden “Hobi Bahçeleri” adı kamuoyundan gizlenmiştir?
Neden milyarlarca liralık rant doğurmuş, yani 153 Villa ve 4 dükkanı kapsayan yaklaşık 4 milyarlık TL. lik bu işlem, sıradan bir plan değişikliği görüntüsü altında Meclise sunulmuştur?
Şeffaf davranan, kaygısı, korkusu olmayan bir yönetim bunu açıkça yazmaz mı? Niye yazmadınız?
Bu dosyada sizin asıl amacınız; Aydınlı’daki (Radisson Blue Otel karşısındaki) ağaçlandırılacak alanların emsal hakkını, Tepeören hobi parsellerine trampa yoluyla aktarıp kaçak villaları yasallaştırmak ve tapu vermek değil miydi?

Tuzla Tapu Müdürlüğü kayıtlarında, mülkiyeti belediyeye ait park ve rekreasyon alanı olan bu parsellerin üzerinde, geçmiş dönem meclis kararlarına dayanan net bir şerh vardır. Üstelik bu şerhi de geçmiş dönem CHP’li meclis üyeleri AKP’li yönetime güvenmedikleri, yani bugünü o günden hissettikleri için tedbir amaçlı koymuşlardı: “Amacı dışında kullanılamaz, özel kişilere verilemez ve kamu hizmetine tahsis edilmiştir.” Siz, bu imar planı değişikliğiyle geçmiş dönemde tapu kayıtlarına kendi partinizin düştüğü bu şerhi aşarak, hukuka aykırı şekilde Belediye İştiraki Tuz-Yap üzerinden şahıslara satışı yapılan villaların tapularını vermenin yolunu açmaya çalışmış olmadınız mı?
İşte özel mülkiyete konu olamayacağını yazan Tapu Şerhi:

Siz Dün “İmar Çetesi” Diyordunuz
Ünlü gazeteci Fatih Altaylı, seçimlerden hemen sonra bizim genç başkanın kendisini bizzat arayarak kurduğu o şok cümleleri köşesinden tüm Türkiye’ye ilan etti:
Ali Eren Bingöl:“Abi, burada çok büyük bir arazi çetesi karşımıza çıktı. Tam bir imar çetesi. Büyük araziler kapatmışlar, belediye ile birlikte hareket edip büyük kazançlar sağlıyorlar. Çetenin içinde bir de tanıdığınız var, (Hobi Bahçeleri Projesi’nde Villası olan biri ) haber verip izin almak istedim.”
Altaylı’nın o gün verdiği, “Öz kardeşim olsa üzerine git, paramparça et!” telkinine ve tam desteğine rağmen, aradan geçen iki yılda ne hikmetse bu dosyanın üzeri bizim başkan tarafından önce unutturulup sonra da uygun bir tamamen kapatılmak istendi.
Bu durumu farkeden Fatih Altaylı ikinci bir yazı yazarak: “Hani İmar Çetesi Yolsuzluğu Bulmuştun?” başlıklı yazısında, “Ne oldu o çete? Gereğini yaptın mı? Ya da çeteye katılıp, payını alıp örtbas etmeyi mi tercih ettin?” diye çok ağır bir soru sormak zorunda kalıyordu. Bizim genç başkanın Altaylı’ya bahsettiği dosya, yüzde 20 emsal talepli plan tadilatıyla çözmeye çalıştığınız haberimize konu olan işte bu dosya.
Sayın Kızılkan dinlemek için tıklayın!
Şimdi soruyoruz Sayın Kızılkan: Bizzat Başkanınızın Fatih Altaylı’nın köşesinden tüm ülkeye duyurduğu bu “İmar Çetesi” operasyonunu, siz meclis kürsüsünden bize “mevzuat çerçevesinde masum bir planlama çalışması” “rutin bir işlem!” diye mi yutturacaksınız? Öyle yazmışsınız da!

Sn. Ali Ekber Kızılkan, gazetemizi, Birgün Gazetesini ve T24’ü yalanladığınız gibi Fatih Altaylıya da bir şey söylemeyi düşünüyor musunuz? Yoksa “bakma o tarafa” rolünü mü üstleneceksiniz?
Geçmiş yönetim döneminde, üzerinde tek bir tuğla dahi bulunmayan bu boş parsellere, sanki mevcut bir yapı varmış gibi sahte bina numarası verilip sahte karot numunesi alınmış; ardından burası “riskli yapı” kapsamına sokularak 6306 sayılı kanundan yararlandırılmıştır.
Uydu fotoğrafları boş araziyi açıkça kanıtlarken, bu sahtekarlığı yeni yönetim olarak seçimden hemen sonra fark ettiğiniz ve yazılı hale getirmenize rağmen, neden mücadele etmek yerine, plan tadilatı getirip tapuları verme yolunu seçtiniz?
Haberimiz Yalan Olsaydı…
Eğer haberimiz yalan olsaydı; neden plan tadilatı hazırlanacaktı? Neden dosya Meclise gelecekti?Neden aylarca komisyonda bekleyecekti? Neden CHP grubunda ciddi tartışmalar yaşanacaktı? Neden sonunda dosya geri çekilecekti? Bütün bunlar bile tek başına haberimizin “uydurma, yalan, hele hele vicdana ve akla aykırı” olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
Villalar ve Ticari Dükkanlar Kimin Döneminde Tamamlandı?
Açıklamanızda bu konuya hiç değinmiyorsunuz. Çünkü fotoğraflar konuşuyor. Uydu görüntüleri konuşuyor. Yerinde çekilmiş tarihli fotoğraflar konuşuyor. Seçimden sonra sizin zamanınızda; villaların önemli kısmı tamamlandı. Ticari dükkânlar inşa edildi. Bazıları faaliyete başladı. 6-8 aydır faaliyetlerini sürdürüyor.

Peki merak ediyoruz bu süreçte; kaç kez yapı tatil zaptı düzenlediniz? Kaç kez mühürleme yaptınız? Kaç kez yıkım kararı aldınız? Kaç kez savcılığa suç duyurusunda bulundunuz?
Soruyoruz: Bu dükkanlar yasalara aykırı olarak sizin zamanınızda yapılmadı mı? Uydu fotoğrafları, yerinde çekilen fotoğraflar bu durumu kanıtlamıyor mu? Bu dükkanlar ticari faaliyetlerine sizin zamanınızda başlamadı mı? 6-8 aydır faaliyetlerini sürdürmüyor mu? Burası belediyeye ait bir arazi değil mi? Burası dağ başımı…
Önce yalan haber yaptığımızı iddia ediyor (Tekzip metninizde) : “Biz o dükkanlara çalışma ruhsatı vermedik, külliyen yalan” diyorsunuz. Sonra bütün sorumluluğun size ait olduğu yapımına ve faaliyetlerine göz yumduğunuz işyerleri ile ilgili “haberimizi ihbar kabul edip gereğini yapacağınızı” söylüyorsunuz. Hem de ikisini birden aynı metinde dile getirebiliyorsunuz.
Sayın Kızılkan, belediye söz konusu işyerlerine çalışma ruhsatı verilmediğini açıklarken; aynı işyerlerinin belediye tarafından kiraya verildiği, uzun süredir faaliyet gösterdiği ve bu faaliyeti durdurmaya yönelik hangi idari işlemlerin uygulandığının kamuoyuna açıklanmadığı görülmektedir. Bu durum, belediyenin fiili kullanım karşısındaki idari tutumuna ilişkin yeni soruları da beraberinde getirmektedir.
Hobi Bahçeleri projesinde fiili yapılaşma önceki dönemde başlamış olsa da, dosyada yer alan tarihli hava fotoğrafları ve saha görüntüleri, villaların tamamlanması ile ticari dükkânların yeni belediye yönetimi döneminde inşa edildiğini göstermektedir. Aynı dönemde söz konusu dükkânların belediye tarafından kiraya verildiği de aşikardır.
Bu nedenle tartışma yalnızca önceki AKP’li yönetimin attığı adımlarla sınırlı değildir. Yeni CHP’li yönetimin, devam eden yapılaşmayı durdurup durdurmadığı, tamamlanan ticari yapıların hangi hukuki dayanakla kiraya verildiği ve fiilen işletilmelerine neden izin verildiği de dosyanın cevap aradığı temel sorular arasındadır.
En Büyük Çelişki
Bugün diyorsunuz ki; “Teklif Belediye Başkanımızın isteğiyle reddedildi.” O halde şu soruya cevap verin. Hazırlayan kimdi? Başkanlık makamı. Meclise gönderen kimdi? Başkanlık makamı. Gündeme anlaşılmaz bir başlıkla alan kimdi? Başkanlık makamı. Bir buçuk yıl bekleten kimdi? Başkanlık makamı.
İşte belgesi, kendisi hazırlatmış ve sonrasında da olur vermiş!

Hobi Bahçeleri projesini yasallaştıracak, geçmişteki tüm imar usulsüzlüklerinin üzerini bir kalemde örtecek ve buraya %20 imar hakkı (emsal artışı) tanıyacak o plan tadilatı teklifini kim hazırladı? Bu imar planı değişikliği teklifi, bizzat Belediye Başkanı’nın 01.07.2025 tarihli ve 314110 sayılı bizzat kendi “Başkanlık Olur’u” alınarak hazırlanıp meclise getirilmedi mi?
5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 21. maddesi son derece açıktır: Belediye meclisinin gündemini bizzat Belediye Başkanı belirler. Bir belediye başkanı; bizzat kendisinin hazırlattığı, plan notlarını bizzat kendi bürokratlarına yazdırdığı ve bizzat kendi yetkisiyle meclis gündemine soktuğu bir teklifi, “reddedilsin diye” mi hazırlar?
Dünyanın hangi belediyesinde bir başkan, geçmesini istemediği bir plan değişikliğini kendi eliyle gündeme alıp meclise getirir? Gerçek şudur ki, Belediye Başkanı bu teklifi “reddedilsin” diye hazırlatıp 1.5 yıl bekletmedi. Kendi grubundaki onurlu meclis üyelerinin asil direnişine çarpıp geçiremeyeceğini anlayınca, siyasi karizmayı kurtarmak adına “bizim talebimizle reddedildi” tiyatrosuna sığındı, sığındınız. Daha doğrusu mecbur kaldınız.
“Meclis Üyelerine Hiçbir Israr ve Baskı Yapılmamıştır”
Sayın Kızılkan, “Hiçbir üyeye ısrar, yönlendirme veya baskı söz konusu olmamıştır” diyerek kapalı kapılar ardında olan biteni gizlemeye çalışıyorsunuz. Baskı kurmak sadece tehdit etmek midir? Böyle bir olayın üstünü kapatma çabası baskı değil midir?
Biz bunun en iyi örneğini, “Hayali Emsal Transferlerini” (hem özel hayatınızda – hem de mecliste) konuşulmasını iki buçuk yıl boyunca yasaklayan Başkanınızdan iyi biliyoruz. Neden bu konuda hiç konuşmadınız? Sesinizi iki buçuk yıldır bu konuda duymadık! Hem de grup başkan vekilisiniz.
Belgeleri neden gizlediniz? 1.5 yıl boyunca bu dosyayı imar komisyonunda bekletirken, meclis üyelerinizin ısrarlı belge ve bilgi taleplerine neden yanıt vermediniz? Dosyanın eksik evraklarını ve gerçek içeriğini meclis üyelerinden neden gizli tuttunuz? Hala da tutmaya devam ediyorsunuz.
“Tazminat Öderiz” Tehdidi ve İkna Turları: Meclis üyelerinizin eksik evrakları dolaylı yoldan öğrenip endişelerini dile getirmesine rağmen, bizzat meclis üyeleriyle görüşüp ricalarda bulunmanız, grup başkan vekili olarak ikna turları düzenlemeniz baskı değil midir? Bizzat Belediye Başkanı’nın “belediye büyük tazminat öder, biteriz, batarız” diyerek grubu tamamen yasadışı bir durumu kabullenmeye zorlamaya çalışması yönlendirme değil midir?
“Biz Suç Ortağı Olmayacağız!” İsyanı: Grup toplantısında, onurlu CHP’li meclis üyeleri ayağa kalkıp, “Biz bu usulsüzlüğe ortak olmayacağız, hani tapuları vermeyecektik, Tuzlalının hakkını yedirmeyecektik!” diye haykırırken, siz grup başkan vekili olarak grup kararı alınmasını ertelemeye çalıştınız mı, çalışmadınız mı?
Onurlu CHP’li Üyelerin Haklı Kavgası: Sizin “Grup kararı almayalım, bir-iki ay bekleyelim” oyalama taktiğinize karşı, gruptaki 20 meclis üyesi tek vücut olup bu rantı reddederek dosyayı müdürlüğüne iade etti. O esnada grupta seslerin yükseldiği o sert tartışmaların muhatabı siz değil miydiniz?
Sayın Kızılkan; Kartal 29. Noterliğinde, 87 adet villanın eski yönetim tarafından satışının sözleşmeyle yapıldığı belgelerden görülüyor. Peki bu 87 kişi kim? Sonrasında tarafınızdan böylesi bir işlem yapıldı mı? Siz kimseye Tuz-Yap üzerinden satış vaadinde bulundunuz mu? Bize bunları anlatın!
Gazeteciliğe Çamur Atmak Kolaydır
Bizim haberlerimizi “akla ve vicdana aykırı” ilan etmek kolaydır. Asıl zor olan; tapu kayıtlarını ve satış vaadi sözleşmelerini dürüstçe açıklamaktır. Kimler burada villa sahibidir? Neden açıklamıyorsunuz? Kamuya ait olan, özel mülkiyete konu dahi edilemeyecek park ve rekreasyon alanı, nasıl oldu da kişilere satılan 4 milyar TL’lik bir projeye dönüştürüldü?

Şadi Yazıcı tarafından sözde ulvi amaçlarla, “Halkın bütçesine katkı sağlasın, yaşamını kolaylaştırsın ve çocuklarda tarım bilinci oluştursun” diye kamu yararı gözetilerek başlatılan Hobi Bahçeleri Projesi, hangi ara şahıslara satılan bir Villa Projesi haline geldi?
Dosyanın temel sorusu, villaların kimin tarafından başlatıldığı değil; belediye mülkiyetindeki ve tapu kayıtlarında kullanım amacı açıkça belirtilen bir taşınmazın, zaman içinde hangi idari işlemlerle bugünkü fiili duruma ulaştığıdır.
“Yaklaşık 4 milyar TL ekonomik değere ulaştığı değerlendirilen bir projede, dosyada yer alan belgeler birbirini izleyen çok sayıda hukuki ve idari soruyu gündeme getirmektedir.”
İktidardasınız. Sizin Tuzla halkına karşı asıl göreviniz; riskli yapı kararlarının nasıl alındığını, kat irtifaklarını ve satış vaadi sözleşmelerini şeffaf bir şekilde açıklamaktır. Tapu üzerindeki şerhin ne anlama geldiğini izah etmektir. Yola çıkarken en fazla binde 5 imarlı hobi bahçesi, kır gazinosu, kır lokantası, büfe, otopark yapılabilirken şimdi nasıl yüzde 20 imarlı 153 villa ve 4 dükkanlı villa projesine gelindiğini açıklamaktır. Kendi döneminizde neden bu yasadışı projeyi sürdürerek tamamlanmasına göz yumduğunuzdur. Sizin zamanınızda faaliyete geçen yapıların hesabını vermektir. Önerdiğiniz yüzde 20 emsal artışını içeren plan tadilatında kamu yararının tam olarak nerede olduğunu ortaya koymaktır.

Bu öneriniz, bu projenin geçmişindeki tüm imar ve diğer suçları örtbas etme sonucu doğurmuyor mu?
Sayın Kızılkan; bu yolsuzluğu iki buçuk yıl önce bizzat “rapor yazıp saptayan (!)” da mazbatanın verilmesinin geciktirildiği o üç günde Tapu’da kat irtifakı kurulmasını engelleyen de bizzat siz CHP’lilerdi…(Bkz. yan tarafa…)
O tarihlerde başkan kendisi CHP Meclis Grubunda: “Büyük bir yolsuzluk var. Bu tapuları veremem. Tuzla’daki bu imar çetesi düzenini bozacağım.” dedi mi? Demedi mi?
Ardından Fatih Altaylı’yı arayıp “Tuzla’da İmar Çetesi var. İçlerinde tanıdığınız biri de var.” diyen de bizzat başkanınız Eren Ali Bingöl değil mi?
Ben daha ne diyeyim! Anlatın anlayalım! Ama asla anlayamayacağımız şey sizin şimdiki durumunuz.
Değişen nedir? Belgeler mi yok oldu? Hafızanız mı? Bunca gerçeğe rağmen bize yazdıklarınıza bakılırsa; “belki de hiç oluşmamış” siyasi iradeniz mi?


