izlemek için tıklayın!
İstanbul’da yağmur bardaktan boşalırcasına yağarken, Kadıköy’de o yağmurun altında: itirazın, öfkenin ve dayanışmanın sesi vardı… Gazetecilere yönelik artan baskılara karşı yapılan çağrıyla yurttaşlar, Kadıköy’deki Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda bir araya geldi.

“Gazetecilere Özgürlük” sloganıyla bir araya gelen basın mensupları ve yurttaşlar, şiddetli yağışa ve polis barikatına rağmen geri adım atmadı. Tutuklu gazetecilerin mesajlarının okunduğu eylemde, “Gazetecilik suç değildir” vurgusu yapıldı.Gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara karşı sloganlarla ses yükseltildi.
Barikatlar kuruldu, yürüyüş engellendi

BirGün muhabiri İsmail Arı, DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ ve gazeteci-yazar Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına karşı düzenlenen “Gazetecilere Özgürlük” yürüyüşü, polis barikatıyla engellenmek istendi.
Yoğun yağmur altında Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda toplanan kitle, rıhtıma yürümek istedi ancak emniyet güçlerinin kurduğu barikatla karşılaştı. Engellemeye rağmen dağılmayan gazeteciler, siyasi parti temsilcileri, sendikalar ve yurttaşlar, barikatlar arasında basın açıklamasını gerçekleştirdi.

Eyleme çok sayıda gazetecinin yanı sıra siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri de katıldı.
Yapılan görüşmelerden sonuç çıkmayınca açıklama park içinde okundu.
“Bu sadece bizim değil, memleketin derdi”
Gazeteci Berkant Gültekin, gazeteciliğin ağır bir kuşatma altında olduğunu belirterek; “Yolsuzluğa, haksızlığa, çetelere ışık tuttuk. Şimdi bizim büyük bir derdimiz var ve bu dert sadece bizim değil, memleketin derdi” dedi.
Açıklamada, yargı sisteminin tutuklamayı bir cezalandırma aracına dönüştürdüğü ifade edildi., Türkiye’de gazeteciliğin geldiği noktayı çarpıcı ifadelerle ortaya koydu. Açıklamada, medyanın büyük ölçüde iktidar kontrolüne girdiği ve bağımsız gazetecilerin hedef haline getirildiği vurgulandı.
Son dönemde tutuklanan gazeteciler hatırlatıldı; özellikle İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ örnek gösterildi.

“Gazetecilik suçmuş gibi yargılanıyoruz”
Açıklamada, gazetecilere yöneltilen suçlamaların sistematik hale geldiği ifade edildi: “Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “Cumhurbaşkanına hakaret”…
Bu suçlamaların, gazeteciliği susturmak için araçsallaştırıldığı belirtildi. “Kaçma şüphesi olmayan gazeteciler, bir anda suçlu gibi muamele görüyor. Tutuklama artık istisna değil, bir cezalandırma yöntemi haline geldi.”
“Kalemimizden başka silahımız yok”
Açıklamanın en çarpıcı bölümlerinden biri ise gazetecilerin kararlılığıydı: “Elimizdeki kalemden başka bir şeyimiz yok. Buna rağmen yazıyoruz. Çünkü korkmuyoruz.” Bu sözler, alandaki kalabalık tarafından alkışlarla karşılandı.
Cezaevinden Kararlılık Mesajları
Eylemde, Silivri ve Sincan Cezaevlerinde tutuklu bulunan gazetecilerin mesajları duygusal anlar yaşattı: Merdan Yanardağ: “Gerçeğin görülmesini engellemek istiyorlar ama başaramayacaklar.” Alican Uludağ: “Yolumuz Uğur Mumcu’nun yolu. Sonunda gazetecilik kazanacak.” İsmail Arı: “Bayram günü aile ziyaretimde gözaltına alındım. Sadece gazetecilik yaptığım için içerideyim.”
Açıklama, “Tutuklu tüm gazeteciler serbest bırakılmalı, basın üzerindeki baskılar son bulmalıdır” talepleriyle sona erdi.
Talepler net: “Gazetecilik suç değildir!”
Eylemde gazetecilerin talepleri açık bir şekilde sıralandı: Tutuklu tüm gazeteciler serbest bırakılmalı, basın üzerindeki baskılar son bulmalı, keyfi yargı uygulamalarına son verilmeli, gazeteciliğe özgürlük sağlanmalı…
Ve meydandan tek bir cümle yükseldi: “Gazetecilik suç değildir!”
Bir park, bir ülkenin aynası oldu
Kadıköy’deki bu buluşma, yalnızca bir basın açıklaması değildi. Bu ülkenin gerçekleri yazıldıkça büyüyen bir gerçeğin ifadesiydi: Gazeteciler susturulmak isteniyor ama susmayacaklarını ilan ediyorlardı.


