Silivri’de görülen 402 sanıklı İBB davasının ilk duruşması, daha başlangıç aşamasında sert tartışmalara sahne oldu. Ekrem İmamoğlu’nun söz alma talebi reddedildi. Avukatların itirazları ve salondaki tepkiler üzerine mahkeme heyeti salonun boşaltılmasını istedi. Ve duruşmaya ara vererek salonu terk etti. Saat 14.14’te duruşma yeniden başladı. İmamoğlu ve diğer sanıklar salona getirildi. Sanık avukatları reddi hakim talebinde bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla açılan ve aralarında CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanıklı davanın ilk duruşması, 9 Mart 2026 Pazartesi günü Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde başladı. Yaklaşık 3 bin 800-3 bin 900 sayfalık iddianamenin İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25 Kasım 2025’te kabul edildiği dosyada, İmamoğlu hakkında “örgüt liderliği” iddiası dahil çok sayıda suçlama yöneltiliyor; savcılık ise binlerce yıla varan hapis talebinde bulunuyor. Dosyada 106’sı tutuklu, 170’i adli kontrollü ve 7’si aranan olmak üzere toplam 402 sanık yer alıyor.
Duruşma öncesinde Silivri’de olağanüstü güvenlik önlemleri dikkat çekti. Kaymakamlık kararıyla cezaevi yerleşkesi çevresindeki 1 kilometrelik alanda ay sonuna kadar toplantı, basın açıklaması, pankart, slogan, çadır, stant ve görüntü alma gibi faaliyetlere yasak getirildi. Yolların kapatılması nedeniyle avukatlar, gazeteciler, siyasetçiler ve yurttaşların bir bölümü duruşma salonuna yürüyerek ulaşmak zorunda kaldı. Mahkemenin daha önce basın mensubu ve izleyici sayısına da kısıtlama getirdiği bildirildi.
Silivri’deki ilk duruşmaya CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra çok sayıda CHP milletvekili, TİP Milletvekili Ahmet Şık, EMEP Milletvekili İskender Bayhan, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve görevden alınarak yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de katıldı. Duruşma öncesinde açıklama yapan Dilek İmamoğlu, yargılamanın canlı yayınlanması taleplerinin sürdüğünü belirtti. CHP lideri Özel ise davayı “kumpas” olarak niteleyerek, bu sürecin toplumsal destek duvarına çarptığını savundu.
Duruşma salonunda ilk büyük gerilim, Ekrem İmamoğlu’nun söz almak istemesiyle yaşandı. Mahkeme başkanı, usul gerekçesiyle bu talebi reddetti. Bunun üzerine İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında sert bir sözlü tartışma çıktı. Canlı aktarımlara yansıyan bilgilere göre başkan, izinsiz konuşmanın sürmesi halinde İmamoğlu’nun salondan çıkarılabileceğini söyledi. İmamoğlu ise yargılamanın daha özenli, daha hakkaniyetli yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Salondan yükselen tepkiler, avukatların itirazları ve usule ilişkin tartışmalar büyüyünce mahkeme başkanı, “Bu şekilde yargılamaya devam etmem” diyerek salonun boşaltılmasını istedi. Ardından mahkeme heyeti duruşmaya ara verip salonu terk etti.
Gerilimi büyüten başlıklardan biri de savunma sırası listesi oldu. Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu’nun, sanık listesine resmi yollardan ulaşamadıklarını, ancak bazı bilgilerin iktidara yakın medya organlarında yayımlandığını söylemesi üzerine salonda uğultular ve protestolar yükseldi. Bu çıkışın ardından mahkeme heyetinin salonu boşaltma kararını hızla aldığı aktarıldı. Duruşmaya saat 13.30’a kadar ara verildi.
Salondaki gerilim sürerken, dışarıda da “adil yargılama” vurgusu öne çıktı. Ahmet Özer, ANKA’ya yaptığı değerlendirmede kimsenin yargıdan muaf tutulmasını istemediklerini ancak hukukun siyasetin sopasına dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi. Özer, yargılamaların bir bilek güreşi alanına çevrilmesinin toplumsal güveni daha da aşındıracağını belirterek, tutuksuz yargılama ve kayyum uygulamalarının son bulması çağrısı yaptı. Avrupa Demokratlar Partisi de yaptığı açıklamada, adaletin siyasi bir silaha dönüşmesinin demokrasiyi doğrudan hedef aldığını savundu.
Davanın ilk gününde ortaya çıkan tablo, yalnızca bir ceza yargılamasının değil, aynı zamanda Türkiye’de yargı bağımsızlığı, siyasal rekabet ve kamuoyu denetimi tartışmalarının da merkezinde duran bir sürece işaret etti. Mahkemenin daha önce açıkladığı takvime göre duruşmaların nisan ayı sonuna kadar haftada dört gün, pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri sürmesi planlanıyor. İlk gün daha kimlik tespiti ve usul tartışmaları aşılmadan yaşanan kriz, davanın önümüzdeki haftalarda da yüksek siyasi gerilim altında süreceğini gösterdi.



