CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

Tekirdağ / Çorlu – 8 Temmuz 2018’de 7’si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 300’den fazla kişinin yaralandığı Çorlu Tren Katliamı’nın üzerinden yedi yıl geçti. Ancak kamuoyunda “karar çıktı” denilerek kapatılmak istenen bu dava, gerçekte hâlâ sürüyor. Çünkü gerçek failler hâlâ yargı önüne çıkarılmadı.

Kazadan sonra oğlu Oğuz Arda Sel’i toprağa veren Mısra Öz, ve 14 yaşındaki kızı Bihter’i toprağa veren Zeliha Bilgin “Gerçek sorumlular yargılanmadan bu dava bitmeyecek” demeye devam ediyorlar. Mahkemeden çıkan sınırlı cezaların önemli bir başlangıç olduğunu belirten aileler, “TCDD Genel Müdürlüğü, bürokratlar ve siyasiler de bu davaya dahil olacak. Bunu görmeden ölmek istemiyoruz” sözleriyle Türkiye’ye adalet çağrısını yineliyor.

Avukat Can Atalay: Bu dava sosyal adaletin sınavıdır

Çorlu davasının hukuki takibini üstlenen avukatlardan biri olan Sosyal Haklar Derneği üyesi Av. Can Atalay, yalnızca bir avukat değil; aynı zamanda bu davanın vicdanı ve belleği oldu. 2023 seçimlerinde Hatay’dan milletvekili seçilen Atalay, duruşma salonlarının önünde dövülen ailelerin yanında yürüdü. Dava dosyasındaki ihmalleri, bilirkişi raporlarındaki çelişkileri, savcılığın siyasi çekincesini yılmadan teşhir etti. Ve bir gün, adaletin tecelli etmesi için kapalı tutulan bir salonun ‘kapısını bizzat kırdı‘.

Bugün cezaevinde olan Can Atalay hakkında, işte bu gerekçeyle soruşturma da açıldı.
Oysa onun kırdığı şeyl; kamu hizmetinin içini boşaltan, halkın canını maliyet hesabına dönüştüren özelleştirmeci AKP zihniyetinin tam da kendisiydi.

Av. Yalçın Deniz Özen’in deyimiyle: “Katliam derken sadece slogan atmıyoruz. Bu bir sosyal cinayettir. Tüm bu yaşananlar, karşımızda örgütlü, sistematik bir irade olduğunu, devletin temel görevi olan kamu hizmetini piyasalaştırıp, yurttaşın canı ile maliyet hesabı yapanın da bu sosyal cinayet düzenini besleyip failleri saklayanın da aynı irade olduğunu gösteriyor.”

“Can Atalay bu cinayeti en başından beri teşhir eden, hesap sorulması için mücadele veren ve ve bizlere örnek olan kişidir. O’nun bu dosyadaki hakkını teslim etmemiz gerekir. Bugün bir kişi eksiğiz. Av. Can Atalay Silivri Cezaevinde tutuklu. ” demişti.

25 Nisan 2024’te verilen karar: İlk kez kamu görevlileri ceza aldı

Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 yıl süren yargılamanın ardından 2024 yılında 4 kamu görevlisine “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan ağır hapis cezaları verdi. Karar, ülke tarihinde kamu görevlilerine verilen ilk ceza olması bakımından emsal niteliği taşıdı.

  • TCDD 1. Bölge Demiryolu Bakım Müdürü Mümin Karasu: 17 yıl 6 ay
  • Demiryolu Bakım Müdürü Turgut Kurt: 16 yıl 3 ay
  • Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat: 13 yıl 9 ay
  • TCDD Bölge Müdürü Nihat Aslan: 15 yıl
  • 5 sanığa daha “taksirle ölüme neden olma” suçundan 8 ila 10 yıl arası ceza verildi.
  • 4 sanık beraat etti, cezalı sanıklara “iyi hal indirimi” uygulandı.
  • Karar, 72 gün sonra İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nce oybirliğiyle onaylandı.

Mısra Öz: “Bu dava bitmedi, gerçek suçlular yargılanmadı”

Kazanın ardından hukuk mücadelesini sürdüren Mısra Öz, katliamın 7. yılında şu ifadeleri kullandı: “7 yıl boyunca çok güçlü adalet çığlıkları attık. Dört kamu görevlisinin tutuklanması önemli ama yeterli değil. Asıl sorumluluk TCDD Genel Müdürlüğü’nde, bürokratlardadır. Siyasiler de bu davaya dahil olmalı. Bunu görmeden ölmek istemiyorum. Cezasızlık politikasının bedelini canlarımızla ödedik.”

Öz, verilen kararların önemli olduğunu ama gerçek adaletin ancak kurumsal ve siyasi sorumlulukların yargı önüne çıkarılmasıyla sağlanacağını belirtti.

Adalet mücadelesi: Gözaltılar, cezalar, polis müdahalesi

Çorlu faciasının ardından aileler, adliye önlerinde adalet nöbetleri tuttu. 2019’da Anayasa Mahkemesi önünde açıklama yapmak isteyen ailelere polis müdahale etti. Mısra Öz’ün babası Mehmet Öz fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.

Adalet mücadelesi sürecinde Mısra Öz’e, “kamu görevlisine hakaret” suçundan 8 bin 840 TL adli para cezası verildi. Hakkında aynı suçtan yeni bir dava daha açıldı, yargı süreci sürüyor.

Ancak bu cezalar, sistemin üst kademelerini kapsamadı. Çünkü Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, üst düzey bürokratlar ve siyasetçilere ilişkin dosyayı (2019/2966) hâlâ rafa kaldırmış durumda.
Yani yargılananlar belli, ama yargılanmayanlar daha da belli.

Neoliberal yıkım ve menfezin altında kalan hayatlar

TCDD’nin kurumsal yapısı AKP iktidarı döneminde sistemli biçimde parçalara ayrıldı. 2013’te çıkarılan yasa ile kurum “altyapı işletmecisi”ne indirgenirken, tren taşımacılığı “rekabete dayalı esaslarla” TCDD Taşımacılık A.Ş.’ye devredildi.
Böylece kamu hizmeti, piyasa kurallarına teslim edildi. Menfezlerin altı boşaldı; ama o menfezlere bakan işçiler de sistemden tasfiye edildi. Çünkü “fazla personel” zarar hanesine yazılıyordu.

Av. Can Atalay ve arkadaşları duruşma salonlarında, “katliam sistematiktir” diyordu. Ve tam da bu yüzden, bu dava sadece bir kaza davası değil; kamu hizmeti anlayışının özelleştirmelerin yargılandığı bir siyasi davadır.

Mısra Öz: “Adaleti görmeden ölmek istemiyorum”

Mısra Öz, bu 7 yıl boyunca sokakta, adliyede, TBMM önünde hep aynı talebi dillendirdi: Gerçek adalet! “Evlatlarımız toprak altında, ama onların ölümüne sebep olanlar hayatlarını sürdürüyor. Can Atalay, bu hukuksuzluğa karşı bize omuz verdi. Ama şimdi o hapiste! Gerçek adalet; sadece failleri değil, onları saklayan iradeyi de yargılamakla mümkündür.

“Ben şov yapmam” demişti… 7 yıldır evladının hesabını soruyor

Mısra Öz’ün, polisin “şov yapıyorsun” demesine karşı verdiği yanıt kamuoyunda hafızalara kazınmıştı:
“Ben şov yapmam, evladım öldü!”
Bugün o söz hâlâ geçerli. Çünkü bu dava sadece geçmişin değil, Türkiye’nin adaletle imtihanıdır.

Çorlu Tren Katliamı davası; sadece geçmişin değil, Türkiye’nin bugünkü rejiminin de sınavıdır.
Bu dava, Can Atalay’ın özgürlüğünden, Mısra Öz’ün adalet talebine, kamu hizmetinin neden kamusal kalması gerektiğine kadar her başlıkta bir turnusol kağıdıdır.

Ve bugün bu dava, üstü örtülmeye değil; genişletilerek tüm sorumluluları kapsayan bir davaya dönüştürülmeye ve büyütülmeye muhtaçtır.

Exit mobile version