CHP Tuzla ilçe Başkanı Hasan Uzunyayla ve yönetimi hakkında ‘evrakta sahtecilik ve Siyasi Partiler Kanunu’nu ihlal’ gibi iddialarla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 11 Kasım tarihinde yapılan delege seçimlerinde yaşanan sıkıntılar bitmek bilmiyor. Geçtiğimiz günlerde bir grup CHP’li, İlçe Başkanı Hasan Uzunyayla ve ilçe yönetim kurulu hakkında Tuzla Cumhuriyet Başsavcılığı’na evrakta sahtecilik, Siyasi Partiler Kanunu ve CHP tüzüğünün ihlal şikayetleriyle iki ayrı suç duyurusunda bulundu. Şikayetçi partililer Tuzla Adliyesi önünde CHP Tuzla ilçe yönetimiyle ilgili suç duyurusunda bulunmadan önce bir de basın toplantısı gerçekleştirdi.
Yaşananlar acı verici
Basın açıklamasında CHP’de yaşananları “acı verici” olarak değerlendiren Halil Özen, 11 Kasım’da yapılan delege seçimlerinde, kendilerini son anda listelerini çekmeye kadar götüren sürecin sonunda çaresiz kalarak CHP Tuzla İlçe Başkanı Hasan Uzunyayla ve ilçe yönetim kurulu hakkında iki ayrı suç duyurusunda bulunmak zorunda kaldıklarını ifade etti.
‘Evrakta sahtecilik’ iddiası
Açıklamada, “CHP İlçe Başkanı bundan iki yıl önce partiye gidip üye olan ellerinde alındı belgeleri bulunan 80 kişinin üyelik formlarını yırtıp atarak evrakta sahtecilik yapmıştır. Mahallesinde oturmayan insanlara oy kullandırtmasının yanı sıra onları delege yaparak CHP Tüzüğünü ayaklar altına almıştır. Sadece Postane ve Cami Mahalleleri’nde bile toplam 80 delegenin % 25’i sahtedir. Yani 80 kişiden 20’si o mahallede oturmamaktadır. Bu durum muhtarlıklardan alınan resmi yazılarla tesipt edilmiştir” dendi. Tüm bu hukuksuzlukları hem il yönetimine hem de genel merkeze zamanında ve süresinde bildirdiklerini ifade eden Özen, tatmin edici bir cevap alamadıklarını ifade etti.
Özen, ‘vicdanımız rahat’
“Dolayısıyla hukuksuzluklar karşısında tüzüğün öngördüğü tüm parti içi kanalları sonuna dek denedik. Ancak çalıştırmayı başaramadık. Bundan dolayı vicdanımız son derece rahat” denen açıklamada, “Üyelik haklarımızı korumak için yargıya başvurmak zorunda kalmak çok hazin bir olay. Bizler bu güne dek Tuzla’da AKP’li belediye başkanı ve yöneticilerinin hukuksuzlukları ve yolsuzluklarıyla mücadele ettik. Hayatın başka alanlarında zorbalığa karşı durduk. Hukukun geçerli olduğu bir ülke için uğraştık. Bunların bedelini de seve seve ödedik, ödüyoruz. Ancak şimdi bizler, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini savundugunu iddia eden ve Atatürk’ün kurdugu bir partide en basit üyelik haklarımızı bile kullanabilmek için yargıya başvurmak zorunda kalıyoruz. Bunun üzüntüsü, ödediğimiz tüm bedellerden daha ağır” dendi.
Hangisi parti aleyhine çalışmak?
Açıklamanın son kısmında ise, “şimdi merak ediyoruz: acaba CHP gibi köklü bir partiyi zorbalıkla ve hukuksuzluklarla yönetmeyi alıskanlık haline getirenleri teşhir etmek ve onların hukuksuzluklarıyla yargı önünde hesaplaşmak mı parti aleyhine çalısmaktır, yoksa bunlar karşısında susmak mı ? Sustukça böyle insanların partiye kök salmalarına seyirci kalmak mı?” diyen Özen, “bizler için bu partinin aleyhine yapılacak en kötü şey böyle insanlar karşısında sessiz kalmaktır. Çünkü zorbalıklar karşısında susmak, zorbalığa ortak olmak demektir” dedi. Halil Özen ve arkadaşları basın toplantısının ardından, savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Flashaber Gazetesi- 30 Kasım 2007


