Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

Trump ve Netanyahu ekürisinin İran saldırısı, Çin’e altın tepside sunulmuş zengin bir menü gibi. Birbirinden lezzetli tabaklarla dolu. Tabii en önemlisi, ABD’nin askerî kapasitesi ve onun sınırları hakkında bilgi edinme şansı. Savaş, ABD’nin askerî kapasitesinin sınırları ve zaafları konusunda Çin için eşsiz bir kaynak niteliğinde!

Trump’ın seçilmesinin ardından Kasım 2024’te “Yoldaş Trump neden Çin’in ilk tercihi?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Aradan geçen zaman içinde Trump, o yazıda belirttiğim çerçevede Çin’in kendisinden beklentilerini (!) ziyadesiyle yerine getirdi. Ama hiç şüphesiz ki İran’la girişilen savaş ile performansı şahikasına ulaştı.

ABD’nin saldırısının Çin’in façasını bozduğu, İran gibi “yakın bir dostu”na girişilirken aciz kalmasının uzun vadede inandırıcılığını zayıflatacağı, en önemli petrol tedarikçilerinden Venezuela ve İran’ın arka arkaya ekarte edilmesinin enerji güvenliğini sarsacağı tarzında yorumlar görünce dayanamayıp kış uykuma ara vereyim, dedim.

Girizgâhtan önce şunu belirteyim: İran ve Venezuela’dan gelen petrol tabii ki önemli. Ama Çin için hayatî değil. Birincisi, Rusya’dan istediği miktarda tedarik edebiliyor. İkincisi, stratejik rezervleriyle birlikte Çin’in en az altı ay yetecek petrol stoğu olduğu tahmin ediliyor. Üçüncüsü de çok bilinmez ama Çin petrol üreticisi. Günlük 5 milyon varil üretim söz konusu. Çin’in günlük petrol tüketimi ise 14-15 milyon varil.

***

Çin’in gerçek nabız ölçeri sosyal medyadır. Uluslararası bir hadiseyle ilgili Çin’in duruşu hakkında bir fikir edinmek için WeChat, X muadili Weibo ve TikTok’un Çin versiyonu Douyin gibi sosyal medya uygulamalarına göz atmak gerekir.

Malûmdur ki Çin’de sosyal medya yalnızca sıkı bir denetim altında tutulmakla kalmamakta; filhakika rejimin tercihleri istikametinde biçimlendirilmekte ve yönlendirilmektedir. Mesela Nancy Pelosi’nin 2022 yazında Tayvan’a yaptığı ziyaret öncesinde ve sonrasında konu, belli başlı sosyal medya uygulamalarının tamamında günlerce “trend topic” olmuş, milyarın üzerinde görüntülenen “hashtag”ler boy göstermiş, sosyal medyada yapılan canlı yayınları 60 milyonun üzerinde kullanıcı takip etmişti.

Oysa İran’a saldırı başlayalı beri Çin sosyal medyasında hava son derece sakin. Konu, trend topic olarak boy göstermiş değil. Çevrimiçi ortamdaki baskın tepkiler daha ziyade alay ve küçümseme ile karakterize ediliyor ve özellikle ABD Büyükelçiliği’nin resmî hesapları hedef alınıyor.

ABD’nin Çin’deki resmî sosyal medya hesaplarında büyük ölçüde savaşla ilgili açıklamalar yayımlanıyor ve cevap bölümlerine, mesela ABD ordusunun “hassas” vuruşlarıyla ilgili öfkeli yorumlar yağıyor. Minab’daki bir kız okuluna yapılan ve çoğu çocuk olmak üzere tahminen 175 kişinin ölümüne neden olan saldırı sonrası tipik yorumlardan biri “bir okula isabet edecek kadar hassas mı?” şeklinde olmuştu, örneğin. Ya da “özgürlük ve demokrasi meşalesi bizi yine kör etti” şeklinde ifadelere rastlanıyor.

Çin, resmî düzeyde tabii ki ABD ve İsrail’in İran’a saldırısını kınadı. Ama kullanılan üslup son derece mutedildi. Öyle ki geçenlerde bir askerin Tokyo’daki Çin elçiliğinin duvarından bıçakla içeri girmeye çalışmasına karşı Çin’in resmî düzeyde gösterdiği tepkiden bile sönüktü denebilir.

“Ne vereyim abime?”

Trump ve Netanyahu ekürisinin İran saldırısı, Çin’e altın tepside sunulmuş zengin bir menü gibi. Birbirinden lezzetli tabaklarla dolu.

Tabii en önemlisi, ABD’nin askerî kapasitesi ve onun sınırları hakkında bilgi edinme şansı. Yüksek yoğunluklu harekâtlar; hassas mühimmatın kesintisiz kullanımı, güçlü istihbarat koordinasyonu ve uzun menzilli saldırı yetenekleri gerektirir. Ancak bunların hepsi sınırlı kaynaklara dayanır. Çin yalnızca ABD’nin sahadaki performansını değil, bu kaynakların ne hızla tüketildiğini izleme şansı bulmuş oldu.

Mesela maliyeti sadece 20–30 bin dolar civarında olan İran’ın Şahid 136 insansız “intihar” hava araçlarını engellemek için ABD cayır cayır birkaç milyon dolar değerindeki Patriot ve Yüksek İrtifa Bölge Savunma (THAAD) füzelerini yakıyor. Şimdiye kadar olan sürede ABD’nin Yüksek İrtifa Bölge Savunma (THAAD) füze stoğunun dörtte birinden fazlasını tükettiği tahmin ediliyor.

Çin, ABD’nin İran’ın saldırıya dayanma kapasitesini küçümseyerek ciddi bir stratejik hata yaptığını düşünüyor.

Savaş, ABD’nin askerî kapasitesinin sınırları ve zaafları konusunda Çin için eşsiz bir kaynak niteliğinde!

Menüdeki ara sıcak tadındaki ikinci tabak, savaşın ekonomik maliyeti ve buna tahammül limiti. Savaşın sadece ilk altı günlük maliyetinin 11,3 milyar dolar olduğu hesaplanmıştı. The Washington Post’un haberine göre Pentagon, savaşın finansmanı ve tükenmekte olan kritik mühimmatın acilen artırılabilmesi için Kongre’den 200 milyar dolar talep etti. Tabii iş bununla da kalmıyor; petrol fiyatlarındaki artış da eklenince savaşın sokaktaki Amerikalı’ya daha fazla enflasyon olarak geri dönmesi kaçınılmaz.

Bundan sonra bir ana yemek daha var: Siyasi dayanıklılığın sınanması. Çatışmalar uzadıkça iç dinamikler üzerindeki etkileri çok daha hissedilir hâle geliyor: yükselen enerji maliyetleri, artan yaşam giderleri ve değişen kamuoyu eğilimleri. Bu koşullar altında ABD’nin angajmanının sürdürülebilirliği ve siyasi iradenin ne ölçüde direnç gösterebileceği, Pekin açısından çok kıymetli bir bilgi.

Tabii bir de kaymaklı tatlı niyetine, ABD’nin ilgisinin Pasifik’ten Orta Doğu’ya kaymış olması var. Mesela ABD, Pasifik’teki donanmasının önemli bir bölümünü Körfez’e göndermiş durumda. İran’daki savaş çok uzun olmayan bir vadede sona erse bile bundan böyle ABD için Orta Doğu eskisinden daha fazla bir dikkat odağı olacak.

Çin için öncelikli konu Tayvan ve Güney Çin Denizi’ndeki hâkimiyeti. Bir sonraki yazımda ayrıntılı ele alacağım bu konunun sinopsisiyle yetineyim şimdilik: Çin, elzem hayat alanı olarak gördüğü Tayvan ve Güney Çin Denizi’nde istediklerine ulaşmada ABD ile bir çatışmayı kaçınılmaz görüyor. Bunun mümkün olduğunca uhuletle ve suhuletle gerçekleşmesi tabii ki en tercihe şayan durum.

Daha önceki bir yazımda “Çin’in istediği bir gözdü, Trump verdi iki göz!” başlığını kullanmıştım. Tekrara düşmemek için bu kez “dört göz verdi” desem mi diye düşündüm. Doğrusu dört bile çok mütevazi kalır…

Exit mobile version