Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN), Gaziantep’ten Van’a uzanan hatta yürüttüğü saha çalışmalarıyla, tekstil sektöründeki krizin yükünü kimlerin taşıdığını gözler önüne serdi. “Kriz bahanesiyle yüz binlerce işçi kapı önüne konuluyor, hakları gasp ediliyor; ama patronlar hâlâ kâr ediyor” denilen 17 sayfalık raporun özeti kamuoyuyla paylaşıldı.

Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Urfa, Mardin, Batman, Van ve Maraş’taki tekstil atölyelerinde çalışan işçilerle birebir görüşmelerin, medya taramasının ve resmi verilerin harmanlanmasıyla hazırlanan raporda; krizin sadece bir ekonomik mesele değil, sınıfsal bir sefalet siyaseti olduğu vurgulandı.

“Bu kriz, patronlar için daha çok teşvik, işçiler için daha az hak demek”

BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, raporun sunumunda çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Bir yanda patronlar istihdam kaybı edebiyatı yaparak devletten yeni teşvikler alıyor, diğer yanda binlerce işçi kıdemsiz, tazminatsız, ‘ahlaksız kod’ denilen hukuksuz yöntemlerle işten atılıyor. Ücretler düşüyor, koşullar ağırlaşıyor, işsizlik fonu bile işçiye değil patrona akıyor.”

Rapora göre, son bir yılda tekstil sektöründe yaklaşık 110 bin kişi işsiz kaldı. Ancak bölgede ihracatta kayda değer bir düşüş yok; tersine, bazı illerde ihracat artışı gözlemleniyor. “Yani üretim devam ediyor, ama daha az işçiyle, daha düşük ücretle, daha fazla sömürüyle” deniliyor.

Devlet teşvikli kölelik düzeni

2019–2023 arasında bölgedeki tekstil firmalarına 400’e yakın teşvik verildiği belirtilen raporda, bu teşviklerin arsa, sigorta primi, vergi, kredi faizi, makine desteği gibi kalemleri içerdiği; ancak bu teşviklerin işçiye değil sermayeye yaradığı ifade edildi. Urfa’daki pek çok fabrikanın ise gerçekte üretim yapmadığı, “sıfır maliyetle kurulan, teşvikle depo görüntüsü verilerek iflas ettirilen işletmeler” olduğu belirtildi.

Raporda dikkat çeken çarpıcı tespitlerden bazıları şöyle:

  • Patronlar, Mısır gibi daha ucuz işgücü sunan ülkelere yatırım yaparak Türkiye’deki işçilere tehdit uyguluyor.
  • Antep’teki Ünaldı Sanayi Sitesi’nde 20 bin civarında işçinin çoğu göçmen ve çocuk işçi statüsünde çalışıyor.
  • Asgari ücretin altında maaşlar, sigortasızlık ve merdiven altı üretim yaygın.
  • Fabrikalarda sendikal faaliyetlere tahammül yok; işten atmalar, gözaltılar ve yasaklarla yanıt veriliyor

Hatırlıyoruz: Nasıl ki Tuzla’da işçiler taşeron cehennemine, ölümcül kazalara ve işsizlik tehdidine karşı direndiyse; bugün Antep’te, Urfa’da, Adıyaman’da konfeksiyon işçileri aynı kararlılıkla direniyor. Bu rapor, sadece mevcut sefaletin tespiti değil; bir isyan çağrısıdır.

BİRTEK-SEN’in 4 Acil Talebi

Sendika, Meclis ve kamuoyuna şu 4 temel talebi duyurdu:

  1. Kıdem tazminatının gasbına son verilmelidir. Kod ile işten atmalar yasaklanmalı, tazminat aynı gün ödenmelidir.
  2. İşsizlik fonu işçilere aittir. Patronlara aktarılması engellenmeli, kapsamı genişletilerek tüm işsizlerin yararlanması sağlanmalıdır.
  3. Sendika ve grev hakkı fiilen tanınmalıdır. Barajlar, yetki engelleri, baskılar kaldırılmalıdır.
  4. Kod 29 başta olmak üzere ‘ahlaksız kodlar’ kaldırılmalı; sendikal nedenlerle işten çıkarmalar suç sayılmalıdır.

“Patronlarla aynı gemide değiliz”

Genel Başkan Mehmet Türkmen’in şu sözleri raporun ruhunu özetliyor: “Patronlar bu krizden kârlarını koruyarak çıkmanın yolunu ararken, işçiler açlık ve çaresizlikle baş başa bırakılıyor. Biz aynı gemide değiliz.”

Exit mobile version