Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ, cezaevinde olmasına rağmen Gebze’de 4 kişinin hayatını kaybettiği bina çökmesine ilişkin bilirkişi raporuna ulaştı. Resmi rapora göre binanın yıkımında metro inşaatının etkisi belirleyici oldu.

Gazeteciliğin en zor koşullarında bile gerçeğin izini sürmek… Tutuklu bulunan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, bu kez Gebze’de yaşanan ve dört kişinin yaşamını yitirdiği bina çökmesine ilişkin kritik bir belgeye ulaştı.

29 Ekim 2025’te Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan 7 katlı Arslan Apartmanı’nın çökmesi sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetmişti. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu, facianın nedenine ilişkin çarpıcı tespitler içerdi.

Bilirkişi raporu: “Metro inşaatının etkisi var”

Sekiz kişilik uzman heyet tarafından hazırlanan ve 20 Aralık 2025’te dosyaya giren 65 sayfalık raporda, binanın çökmesine neden olan temel unsurun altından geçen metro inşaatı olduğu belirtildi.

Raporda şu tespitlere yer verildi: Göçen binanın altında Darıca–Gebze metro hattına ait tüneller bulunuyor. Bina, özellikle P7 orta tünelinin tam üstüne denk geliyor. Metro kazısı sonrası zeminde gevşeme ve boşluk oluşumu tespit edildi.

Uzmanlar, zemindeki bu zayıflamanın doğrudan metro inşaat faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu vurguladı.

“Yüksek risk” uyarısı yapılmış

Raporda ayrıca, Kocaeli Üniversitesi tarafından çökmeden aylar önce hazırlanan teknik değerlendirmeye de dikkat çekildi. Söz konusu değerlendirmede, aynı bölgede bulunan metro hattının “yüksek risk” kategorisinde olduğu belirtilmişti.

Buna rağmen binanın tahliye edilmemesi ve gerekli önlemlerin alınmaması, ihmal tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Sorumluluk kimde?

Bilirkişi raporunda, çökmeden şu kurum ve yapıların sorumlu olabileceği ifade edildi: Metro inşaatını gerçekleştiren şirket, Ulaştırma Bakanlığı, Gebze Belediyesi. Raporda, metro kazı süreci ile yurttaşların yaptığı şikayetlerin zamanlamasının örtüştüğüne de dikkat çekildi.

Tutuklu ama gazetecilik yapmaya devam ediyor

Alican Uludağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamalarıyla tutuklu bulunuyor.

Ancak Uludağ’ın bu haberi, gazeteciliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir kamu görevi olduğunu bir kez daha gösterdi.

Cezaevinde olmasına rağmen kamu yararını ilgilendiren bir dosyaya ulaşılması, Türkiye’de basın özgürlüğü tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.

Gerçekler yerin altından çıkıyor

Bir bina çöktü. Altından bir metro hattı geçtiği ortaya çıktı.
Ama asıl mesele şu: Gerçekler, bazen en çok örtülmek istendiği yerde, en yüksek sesle konuşur.

Ve o sesi duyurmak… İşte gazetecilik tam olarak budur.

Exit mobile version