Yargı Paketinden Adalet Çıkmadı
Soma ve Ermenek’te katiller dışarıda, işçilerin avukatları içeride
11. Yargı Paketi, Meclis’ten “infazda eşitlik” iddiasıyla geçti. Resmî Gazete’de yayımlandı, tahliyeler başladı. Ancak ortaya çıkan tablo, bir kez daha gösterdi ki Türkiye’de eşitlik söylemiyle adaletsizlik kurumsallaştırılıyor. Bu paketle yaklaşık 55 bin hükümlüye tahliye yolu açıldı. Deprem suçları kapsam dışı bırakıldı denildi. Ama işin aslı çok daha karanlık
Soma ve Ermenek: Toplu ölümlerin failleri serbest
Soma’da 301 madencinin, Ermenek’te 18 işçinin göz göre göre ölmesine neden olanlar bu düzenlemeden yararlanıyor. Çünkü yasa, bu ölümleri “depremde yıkılan bina” kadar net ve doğrudan tanımlamıyor.
İş cinayetleri, “taksir”, “ihmal”, “kusur” gibi teknik kavramların arkasına gizleniyor.
Sonuç şu: Maden katliamlarının sorumluları, inşaatlarda işçileri ölüme gönderen patronlar, MESEM’lerde çocukları işçileştirip ölümlerine yol açanlar ceza indirimi alıyor, serbest kalıyor.
Ama içeride kimler var?
Aynı ülkede: Soma ve Ermenek davalarında işçilerin avukatlığını yapanlar, Depremzedelerin, emekçilerin, çocukların hakkını savunanlar, Gazeteciler, insan hakları savunucuları bu paketin kapsamı dışında.
Örneğin Can Atalay.
Toplu iş cinayetlerinde mağdurların yanında durmuş, Soma’dan Çorlu tren faciasına kadar adalet mücadelesi vermiş bir avukat. Bugün hâlâ cezaevinde. Bu paketten yararlanamıyor. Bu bir “teknik eksiklik” değil. Bu bilinçli bir siyasal tercihtir.
Deprem maddesi: Kağıt üzerinde adalet
Mağdurların verdikleri mücadele sonucunda deprem suçlarının kapsam dışı bırakıldığı söylendi. Ama T24 yazarı Gökçer Tahincioğlu’nun da işaret ettiği gibi, yasa devasa boşluklar içeriyor: Bina yıkıldı ama “ölüm kayda geçmediyse” indirim var. Bilirkişi “mevzuata uygundu” dedi, mahkeme kabul ettiyse indirim var. Ölüm ile deprem arasındaki bağ net kurulmadıysa indirim var. Yani adalet, ölünün kaydına ve raporun cümlesine bağlı. Oktay Rifat’ın şiirin söylediği yerden bakarsak
Elleri var özgürlüğün,
Gözleri, ayakları;
Silmek için kanlı teri,
Bakmak için yarınlara…
Bu ülkede özgürlüğün elleri, madenlerde koparıldı. Gözleri, şantiyelerde karardı. Ayakları, enkazların altında kaldı. Ama bugün özgürlük, o elleri ezenlere, o gözleri karartanlara, o ayakları toprağa gömenlere tanınıyor.
Sınıfsal ve siyasal adaletsizlik!
Kasıtla ya da ihmalle yüzlerce insanın ölümüne yol açanlar serbest. O ölümlerin hesabını soranlar tutuklu. Buna hukuk denemez. Buna reform hiç denemez. Bunun adı sınıfsal ve siyasal adaletsizliktir
“Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz, Düşünmek yasak, İşgücünü savunmak yasak!” (…) “Yiğit sürücüleri tarihsel akışın, İşçiler, evren kovanının arıları; Bir kara somunun çevresinde döndükçe Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler, O somunla doğrulur uykusundan akıl, Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz; O güneşle bağımsızlığa erer kişi.” Oktay Rifat
Soma’nın, Ermenek’in, Çorlu’nun, Aladağ’ın, MESEM’de ölen çocukların hesabı sorulmadan; Can Atalaylar, gazeteciler, avukatlar özgür olmadan bu ülkede özgürlük sadece bir şiir dizesi olarak kalır.
11. Yargı Paketi, yargının yükünü değil, vicdanın yükünü artırdı. Toplumsal barışı değil, öfkeyi derinleştirdi. Şimdiden konuşulan 12. Yargı Paketi için tek bir ölçüt olmalı: İnfazda adalet, mağdurdan değil failden yana bozuluyorsa, o düzenleme adaletsizdir.


