Türkiye’nin sosyalist düşünce geleneğinde iz bırakan isimlerinden Prof. Dr. Yalçın Küçük, 87 yaşında hayatını kaybetti. Bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden Küçük’ün Ankara’da yaşamını yitirdiği öğrenildi. Cenaze programına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Küçük’ün vefatı, siyaset, akademi ve medya dünyasında geniş yankı uyandırırken; ardında onlarca kitap, tartışma ve keskin bir düşünsel miras bıraktı.
Bir ömre sığan mücadele: Mülkiye’den cezaevlerine
1938 yılında İskenderun’da doğan Yalçın Küçük, eğitim hayatına Kabataş Lisesi’nde başladı, ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi.
1960’lı yıllarda Devlet Planlama Teşkilatı’nda görev aldı, ardından Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalıştı.
Ancak Türkiye’nin darbeler tarihiyle paralel ilerleyen bir yaşamı oldu: 12 Mart 1971 Muhtırası sonrası üniversiteden uzaklaştırıldı, 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında yeniden görevinden alındı, farklı dönemlerde toplam yaklaşık 7 yıl cezaevinde kaldı
Küçük, yalnızca akademik üretimiyle değil, aynı zamanda politik duruşu ve muhalif kimliğiyle de öne çıktı.

“Aydın olmak uyumsuz olmaktır”
Yalçın Küçük, Türkiye’de sosyalist düşüncenin en özgün ve en tartışmalı isimlerinden biri olarak kabul edildi. Türkiye İşçi Partisi ile ilişkisi, sol yayıncılık faaliyetleri ve çıkardığı dergilerle siyasal alanda aktif rol aldı.
Aziz Nesin ile birlikte örgütlediği “Aydınlar Dilekçesi”, darbe sonrası Türkiye’de aydınların kolektif itirazının simgelerinden biri oldu. Küçük’ün düşünce dünyası; Marksizm, Türkiye’nin yakın tarihi ve özellikle “isim-bilim” çalışmaları etrafında şekillendi.
Kimi zaman sert eleştirilerin hedefi oldu, kimi zaman da yeni tartışmaların kapısını aralayan bir figür olarak görüldü.
Davalar, tartışmalar ve kırılma anları
Yalçın Küçük’ün yaşamı, Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki kritik davalarla da iç içe geçti: Ergenekon Davası kapsamında yargılandı ve hapis cezası aldı, Odatv Davası sürecinde tutuklandı, daha sonra beraat etti
Bu süreçler, onun hem destekçileri hem de eleştirmenleri açısından farklı yorumlanan bir miras bırakmasına neden oldu.
“Yaşasın emekçi cumhuriyet”
Silivri Cezaevi’nden tahliye edildiği gün söylediği sözler, onun siyasi çizgisini özetler nitelikteydi: Yaşasın emekçi cumhuriyet, yaşasın aydın cumhuriyet…” Bu sözler, ölümünün ardından da sosyal medyada en çok paylaşılan ifadelerden biri oldu.

Çok yönlü üretim: Onlarca kitap, yüzlerce tartışma
Yalçın Küçük, ekonomi-politikten tarihe, edebiyattan ideolojiye uzanan geniş bir yelpazede eserler verdi. Öne çıkan bazı eserleri:
Türkiye Üzerine Tezler , Bir Yeni Cumhuriyet İçin, Aydın Üzerine Tezler, Sırlar, Gizli Tarih….
Eserleri kadar, kısa ve çarpıcı aforizmaları da hafızalarda yer etti. “Mizahı kurumuş bir toplum aptallaşmaya mahkûmdur” gibi ifadeleri, onun düşünce tarzını yansıtan örnekler arasında sayılıyor.
Ardında ne bıraktı?
Yalçın Küçük, Türkiye’de düşünce hayatının en keskin kalemlerinden biri olarak anılacak. Kimi için bir “usta”, kimi için “tartışmalı bir entelektüel”di. Ama herkes için ortak bir gerçek vardı: Onun fikirleri, Türkiye’nin siyasal ve entelektüel tartışmalarında iz bırakmaya devam edecek.
BAŞSAĞLIĞI MESAJLARI,
Yalçın Küçük’ün vefatı, siyaset, akademi, medya ve sanat dünyasında derin üzüntü yarattı. Uzun yıllar boyunca fikirleri, eserleri ve tartışmalarıyla kamuoyunda önemli bir iz bırakan Küçük için birçok isim başsağlığı mesajı paylaştı.
Vatan Partisi Genel Başkanı Genel Başkanı Doğu Perinçek: 60 yıllık arkadaşım Yalçın Küçük’ü kaybetmenin derin acısı içerisindeyiz. Türkiye İşçi Partisi Bilim Kurulundan, Ergenekon davasına kadar sınıfsız bir dünya için mücadeleyi paylaştık.
Uzun yıllar Aydınlık Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptı. Ergenekon Davasında dik duranlardandı.
Haymana cezaevinde altı metrekare bir odada derinlemesine bir fikir hayatımız oldu. Türkiye’nin entelektüel hayatında unutulmaz bir yeri olmuştur. Kalpağı ve kırmızı atkısıyla her zaman mevziisi belliydi, coşkulu, verimliydi.
Temren’e, Devrim’e, bütün sevenlerine ve Bilimsel Sosyalizm davasına bağlı olan bütün kardeşlerime baş sağlığı diliyorum.
Gazeteci-yazar Ersin Eroğlu: Türkiye en büyük aydınlarından birini kaybetti. Yalçın Küçük’ün fikirlerine en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyorduk. Sağlık sorunları nedeniye bir süredir sesini bile duyamadık. Meslektaşım Caner Taşpınar ile yazdığımız “Gölge Ordu- SADAT’ın Sır Perdesi Aralanıyor” kitabını yazarken aklımızda hep o vardı. Bitirirken de onu andık. Belki konuşamıyorduk ama bir ütopyamız vardı. Kendisi, “Ütopya, aklın egemen duvarlarını yıkabilmektir” diyordu. Bizim hâlâ bir ütopyamız var hocam, hâlâ yaşıyor. Biz bıraktığın yerdeyiz, “Doğru peşinde koşmak, bir savaşa razı olmak anlamındadır” diyordunuz. Razıyız. Hoşça kalın hocam. Kitaplarınızla yaşayacaksınız.
Gazeteci-yazar Bahadır Özgür: Yazar Yalçın Küçük hayatını kaybetti… Her yönüyle etkikeyici, renkli, tartışmalı, çağının tüm çelişkilerini taşıyan bir entelektüeldi. Silivri’den tahliye olduğu gün yaptığı konuşmada, coşkuyla, “Yaşasın emekçi Cumhuriyeti” demişti. Bir okuru olarak onu bu sözleri ile hatırlayacağım…
Yazar Fatih Yaşlı: Çok okuduk, çok şey öğrendik, çok sevdik. okumaya, öğrenmeye, sevmeye devam edeceğiz.
Sanatçı Orhan Aydın: Gövdesi Anadolu, yüreği dünya… işçilerin, emekçilerin dostu, yoldaşı Yalçın Küçük yaşamını yitirdi….üzgünüm çok.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan: Türkiye en üretken, özgün, tutkulu ve devrimci aydınlarından birini yitirdi. Ufuk açtı, heyecan verdi. Tutarsızlıkları bile devrimci bir arayışın ürünüydü. “Ondan çok şey öğrendim” diyecek binlerce kişi vardır. Biri de benim. Ve iyi ki…
Gazeteci-yazar Barış Terkoğlu: Bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden Yalçın Küçük’ü kaybettik. Yalçın Hoca’yı eserleriyle fikirleriyle anılarıyla hep yaşatmaya devam edeceğiz.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik: Sol siyasetin büyük fikir insanı, Yalçın Küçük hocamızın vefatını üzüntüyle öğrendim. Kumpas davalarına karşı zindanlarda ve mahkeme salonlarında verdiği mücadeleye yakın tarihimizden şahidiz. Ruhu şad olsun, başımız sağ olsun.
Gazeteci Recep Erçin: bu fotoğrafı hiç unutmam. Yalçın Küçük hocam, eşi Temren Hanım (ben hiç tanışma şerefine erişemedim ama çok müstesna ve çok saygıdeğer biri olduğunu biliyorum) ve Doğan Yurdakul…
*****
Prof Dr. Yalçın Küçük’ün, Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili söyledikleri izleyin!


