Milli Eğitim Bakanlığı’nın İstanbul’da düzenlediği Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi sırasında MESEM uygulamasını protesto eden Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi 17 öğrenciden 16’sı tutuklanmıştı. Öğrenciler, “Çocukların kanı elinizde” yazılı pankart açarak Bakan Yusuf Tekin’i protesto etmiş, “MESEM’li çocuklar isyanımızdır” ve “Katil patronlar hesap verecek” sloganları atmıştı.

Öğrenciler hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” ve “mala zarar verme” suçlamalarıyla tutuklama kararı verilmiş; kararda olay yeri görüntülerinin “somut delil” olarak değerlendirildiği belirtilmişti.
Aynı gün Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın dört üyesi —aralarında Genel Başkan Eren Edebali de var— “ters kelepçe” ile gözaltına alındı ve tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.
TİP: “Çocuklar ölürken hesap soranları tutukluyorsunuz”
TİP, tutuklamaların ardından sert bir açıklama yayımladı: “Liselileri MESEM’lerde ölüme gönderenler; işlenen suçların üzerini 16 TİP’li genci tutuklayarak örtemez. Gençler özgür olacak, MESEM tarihe karışacak.”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Bakan Tekin’e seslendi: “Patronlara emanet ettiğin çocuklar ölüyor. Bu ucube sistemi övmeye devam ediyorsun.”
Sera Kadıgil: “16 yaşındaki Arda’nın hesabını soran 18 yaşındaki Zeynep tutuklandı”
TİP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, MESEM’i “çocuk köleliği programı” olarak niteledi:
- 85 çocuk iş cinayetlerinde öldü.
- Bunların 15’i MESEM kapsamında çalıştırılıyordu.
- “Bir öğün okul yemeği yerine vergileri patronlara harçlık olarak ödüyorlar.”
- Tutuklamaların “gençleri susturma girişimi” olduğunu söyledi.
Kadıgil ayrıca Yargı Paketi’ni hatırlatarak “asıl suçlular serbest kalırken muhalif gençlerin tutuklandığını” ifade etti.
Sendikalardan sert tepkiler:
“Asıl yargılanması gereken bu düzen”
TKP:
“Öğrenciler değil, çocuk katilleri tutuklanmalı.”
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay:
“MESEM’de çocukların hayatını kaybetmesine itiraz etmek suç değil, insani görevdir.”
Eğitim-Sen:
MESEM’i “çocukları güvencesiz, denetimsiz ve tehlikeli işlere mahkûm eden bir düzen” olarak tanımladı. “Çocukların yaşam hakkını savunan gençler derhal serbest bırakılmalıdır.”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası:
“MESEM pedagojik ve insani açıdan büyük bir çöküşün işaretidir. Bu düzen işgücü piyasasına kesintisiz kaynak sağlamak için çocukları feda ediyor.”
Eleştirilerin merkezindeki MESEM nedir, neden tartışılıyor?
MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi Programı), öğrencilerin haftanın 4 günü işyerlerinde, 1 günü okulda eğitim görmesini öngören bir model. Bakanlık, bu programın “iş gücü ihtiyacını karşılayan ve meslek kazandıran bir sistem” olduğunu savunuyor.
Ancak eleştiriler çok sert:
- İSİG Meclisi’ne göre sadece 2025’in ilk 11 ayında 85 çocuk iş cinayetlerinde öldü.
- Bu çocukların en az 15’i MESEM kapsamındaki işyerlerinde hayatını kaybetti.
- Sendikalar, MESEM’in “çocuk işçiliğini meşrulaştıran, ucuz iş gücü yetiştiren bir sistem” olduğunu savunuyor.
- Muhalefet, MESEM’i “denetimsiz, riskli, pedagojik olarak sorunlu ve hayatı tehdit eden bir model” olarak nitelendiriyor.
Bakanlık ise MESEM’i savunuyor:
Yusuf Tekin: “Bu ülkenin çocuklarını en az eleştirenler kadar düşünüyoruz. Sektörle işbirliği içinde çalışmaya devam edeceğiz.” Tekin ayrıca MESEM’in ortaokullara kadar genişletileceğini açıkladı; pilot uygulamalar başlatıldı.
MESEM tartışması: Çalışma hakkı mı, çocuk işçiliği mi?
Eleştiriler üç başlıkta toplanıyor:
- Çocukların ölüm riski:
MESEM kapsamındaki işyerlerinde yaşanan ölümler “sistemsel sonuç” olarak değerlendiriliyor. - Denetimsizlik:
Fabrika, atölye ve sanayi sitelerindeki çalışma koşullarının kontrol edilemediği belirtiliyor. - Pedagojik sorunlar:
Çocukların eğitimden koparıldığı, ağır iş yüküyle psikolojik ve fiziksel olarak örselendiği savunuluyor.
Bakanlık ise programın “sigorta, harçlık ve müfredat uyumu” ile güçlendirildiğini belirtiyor.
Serbest bırakılma talepleri büyüyor
Hemen tüm muhalefet partileri, sendikalar, eğitim örgütleri ve çocuk hakları savunucuları tutuklamaların hukuksuz olduğunu belirtiyor ve şu taleplerde birleşiyor:
• Tutuklu 16 öğrencinin derhal serbest bırakılması
• Gözaltındaki öğretmenlerin serbest bırakılması
• MESEM’in bağımsız biçimde soruşturulması
• Çocuk işçi ölümleriyle ilgili kamu soruşturması açılması
• MESEM’in iptali ve güvenli eğitim modellerine dönülmesi
Sonuç: MESEM artık yalnızca bir eğitim politikası değil, ülkenin vicdan tartışması
Tartışmanın iki tarafı farklı dünyaları işaret ediyor:
- Bakanlık, MESEM’i Türkiye’nin “iş gücü vizyonu” olarak görüyor.
- Sendikalar, aileler, eğitimciler ve muhalefet, programı “çocuk emeği sömürüsü” olarak tanımlıyor.
- Toplumun geniş bir kesimi, son yıllarda artan çocuk işçi ölümleri nedeniyle sistemin kökten sorgulanması gerektiğini düşünüyor.
Tutuklanan 16 genç, bugün yalnızca bir protestonun değil, MESEM’in Türkiye’de yarattığı derin kırılmanın simgesi haline gelmiş durumda


