SOL Parti, Ankara’da düzenlediği buluşmada emperyalizme, siyasal İslamcı rejime ve neoliberal düzene karşı kapsamlı bir deklarasyon açıkladı. Laikliğin tartışmasız temel olduğu vurgulanırken, Kürt sorununun demokratik çözümü, yurttaşlık geliri, kamulaştırma, tarikatların kapatılması ve NATO’dan çıkış başlıkları öne çıktı.
SOL Parti’nin “Emperyalizme, Şeriata ve Faşizme Karşı – Laiklik ve Demokratik Türkiye için Bir Arada Mücadele” başlıklı etkinliği, 31 Ocak’ta Ankara’daki Makine Mühendisleri Odası (MMO) Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Buluşmada parti,“Türkiye’nin Çıkış ve Değişim Yolu Programı”nı kamuoyuna sundu.
“Halklar bir avuç zorbadan büyüktür”
Açılış konuşmasını yapan SOL Parti MYK üyesi Göksu Cengiz, 2025 yılının emperyalist saldırganlığın Ortadoğu’da yoğunlaştığı bir dönem olduğuna dikkat çekti. Tek adam rejiminin bu saldırganlığı arkasına alarak Türkiye’yi gerici bir karanlığa hapsetmeye çalıştığını belirten Cengiz, 19 Mart direnişinin halkın bu düzene teslim olmadığını açıkça gösterdiğini söyledi.
Düzen muhalefetinin halkı seyirci konumuna iten siyaset anlayışına karşı SOL Parti’nin, halkın siyasetini ve birliğini örgütlemeyi hedeflediğini vurgulayan Cengiz, Fatsa’dan Uşak’a, Eskişehir’den Türkiye’nin birçok kentine uzanan eylemlerle halkın taleplerini birleştirmeye çalıştıklarını ifade etti. Cengiz, “Uzlaşmayla değil mücadeleyle kazanılır. Halklar bir avuç zorbadan ve barbardan büyüktür” dedi.
“Geleceğimiz saldırı altında”

SOL Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul, konuşmasında birleşik muhalefetin anti-emperyalist bir mücadele ile örülmesi gerektiğini vurguladı. Amerikan emperyalizminin Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya kadar yarattığı yıkımlara dikkat çeken Tombul, derinleşen eşitsizliklerin, yoksulluğun ve adaletin ortadan kaldırılmasının toplumsal çürümeyi büyüttüğünü söyledi.
MESEM’lerde çocuk emeğinin sermayeye teslim edildiğini, gençlerin tarikat ve çete ağlarında tüketildiğini belirten Tombul, Türkiye’nin yalnızca ekonomik bir krizle değil, topyekûn bir geleceksizlik haliyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Eğitim ve sağlığın özelleştirmeler yoluyla piyasaya teslim edildiğini vurgulayan Tombul, şehir hastaneleriyle kamusal sağlık hizmetlerinin tasfiye edildiğini, eğitimin ise tarikat ve cemaatlerin etkisine açıldığını söyledi. Tombul, bu düzen sürdükçe ne adaletin ne de insanca yaşamın mümkün olacağını belirtti.
“Kürt sorunu demokratik bir Türkiye’de çözülebilir”

SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer, konuşmasına şeriat karşıtı pankart açtıkları için üç SOL Parti üyesine verilen ev hapsi cezalarını hatırlatarak başladı. Türkiye’nin demokratik dönüşümünün ancak laiklik temelinde mümkün olduğunu vurgulayan Başer, tarikat ve cemaatlerin devlet ve toplum üzerindeki etkisinin tümüyle ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.
Kürt sorununun Türkiye’deki demokratikleşme sorununun ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Başer, sorunun çözümsüzlük üzerinden yönetildiğini ve iktidarın bu meseleyi kendi gücünü tahkim etmenin aracı haline getirdiğini ifade etti. Kalıcı çözümün, tek adam rejiminden kurtulmuş, demokratik bir yeniden kuruluşla mümkün olacağını vurguladı.
Başer, demokrasinin sandıkla sınırlanamayacağını belirterek; sendikaların, meslek örgütlerinin ve halk meclislerinin karar süreçlerine doğrudan katıldığı gerçek bir halk demokrasisi çağrısı yaptı.
Yurttaşlık geliri ve kamulaştırma vurgusu

SOL Parti Sözcüsü Gizem Özden ise Türkiye’nin emek açısından bir “cehenneme” dönüştüğünü söyledi. Çalışma saatlerinin ücretler düşürülmeden kısaltılması, güvencesiz çalışmanın sona erdirilmesi ve çocuk emeğinin yasaklanması gerektiğini vurgulayan Özden, yurttaşlık gelirinin hayata geçirilmesini savundu.
Özden ayrıca, özelleştirilen kamu varlıklarının geri alınmasını, enerji, ulaşım ve iletişim başta olmak üzere stratejik sektörlerin yeniden kamulaştırılmasını ve tarikat–cemaatlere aktarılan tüm kamu kaynaklarının geri alınmasını talep etti.
“Türkiye emperyalizmin tehdidi altında”
Kapanış konuşmasını yapan SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, laiklik pankartı açtıkları için hedef gösterilen parti üyelerine sahip çıkarak, “Bu toprakların gerçek sahibi devrimcilerdir” dedi. İşleyen, ABD emperyalizminin Türkiye’ye yönelik en büyük ve tehlikeli müdahalelerden birini yürüttüğünü belirtti.

Cumhuriyetin, emperyalizmin kuşatması altında yarım yüzyılı aşkın süredir çürütüldüğünü ifade eden İşleyen, 12 Eylül’den AKP iktidarına uzanan sürecin ABD ve NATO politikalarıyla şekillendiğini söyledi. Liberal çevrelerin emperyalizmin barbarlıklarını meşrulaştırdığını belirten İşleyen, özgürlük ve kurtuluşun ancak Kürt’üyle Türk’üyle, Alevisiyle Sünnisiyle halkların birleşik mücadelesiyle mümkün olduğunu vurguladı.
NATO Zirvesi öncesi mücadele çağrısı
SOL Parti, açıklanan deklarasyonla birlikte yaklaşan NATO Zirvesi öncesinde bir mücadele süreci başlatacağını duyurdu. NATO’nun Türkiye tarihindeki darbeler ve katliamlarla olan ilişkisine dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’nin NATO’dan çıkması ve üslerin kapatılması çağrısı yapıldı.
SOL Parti, deklarasyonunu şu çağrıyla tamamladı:
“Şeriata, faşizme ve emperyalizme karşı bir arada mücadele ederek demokratik ve bağımsız bir Türkiye’yi birlikte kuracağız.”


