

Biz de Çağdaş Tuzla Gazetesi olarak bu veda sözlerine inanıyor ve altına imzamızı atıyoruz.
Tekerlek hep ileriye doğru dönecek! Sen hiç merak etme…Biz geride kalanlar hep o tekerleğin ileriye doğru, daha hızlı dönmesinin kavgasını vereceğiz. Biz istediğimiz için değil; tarihin akışı böyle olduğu için tekerlek ileriye doğru dönecek. Ama biz de görevimizi asla ihmal etmeyeceğiz. Hem de, ancak sıra kendilerine gelince feveran eden sahte demokratlardan olmadan.
Sırrı Süreyya; Kızın Ceren’in deyimiyle, “Artık dinlen turna kuşu”. Çektiğin bunca eziyet, bunca işkence yeter. Rahat etmeyi hem burda, hem de öbür tarafta en çok hakedenlerden birisin. Arkanda bıraktığın torunun ve kızın, onları merak etme… Onlar hepimize senin emanetin!
Sırrı Süreyya Önder ve Metin İlgün – sizin sağınızdaki – kolkola, (Ali Doğan’ın arşivinden.)

Gideceğin yerde yoldaşlarınla buluş. Seni orda Mahir, Deniz, İbo bekler; İlhami Aras, İbrahim Çeşmecioğlu, Metin İlgün, Sedat Göçmen, Çörtüğün İsmet ve diğer yoldaşların bekler. Sen, oraya da renk katarsın; anlatacak çok şeyin var. Onları güldürür ve düşündürürsün. Ülkemizin içinde bulunduğu ve senin çok inandığın onurlu barış beklentisini anlatırsın. Maya aynı maya. Seni anlarlar. Çünkü onlar bizimkiler.
Bir de seni orda hepimizin ustaları, üstatları bekler. ‘Tekerlek’ alıntısı yaptığımız Marks bekler; Engels, Lenin bekler; ve ülkelerinde muhteşem devrimler gerçekleştiren diğer ustalar bekler. Castro’dan çok, yeni devrimler peşinde koşan dünyanın kurutuluşunu sağlamadan rahat edemeyecek olan Çhe ile iyi anlaşacağına kuşkum yok. Ho Şi Minh’tense bence sen Mao Zedung ile ayrıntılı ve uzun sürecek bir tartışma sürdürürsün. Milyarlık nüfusa sahip ülkede kimsenin açlıktan ölmemesi için, O’nun uzun yürüyüşünde gık demeden, hiçbir itirazda bulunmadan hayatının sonuna kadar yürürsün!
Onlarla “mavra” yaparsın! Onlara dünyayı ve bizi anlatırsın. Bu ülkede hiç bir şeyin değişmediğini, daha doğrusu “tarihin tekerleğinin, ülkemizde, iyiye doğru ‘çok yavaş’ döndüğünü” hala işkencelerin, ayrımcılığın, eziyetlerin, katliamların sürdüğünü, kaybedilenlerin akibetlerinin hala öğrenilemediğini, ömürlerin boşa tüketildiğini anlatırsın.
Bir ülkeninin nasıl hem iktidar, hem de muhalefet eliyle 23 yıldır iğdiş edildiğini anlatırsın belki. Yoksullaştırılan milyonlarca emekçinin alınterinin nasıl sermaye sınıfına göz göre göre aktarıldığını, ülkemizde solcularla birlikte üvey evlat muamelesi görenlerin iktidara geldikten sonra nasıl gaddar, nasıl hak, hukuk tanımaz, sermayeden yana bir despotik yönetim oluşturduklarını anlatırsın!
Muhalefettekilerin, Baykalı’ndan, Kılıçdaroğlu’na 23 yıldır nasıl iktidar ile her alanda, ilçelerde çıkar ve TBMM’de kanunlar aracılığı ile işbirliği yapıp; ya da “majestelerinin muhalefeti” anlayışıyla gerekli tepkileri vermeyip ve gerekli örgütlenmeleri gerçekleştirmeyip sessiz kalarak; bazen de onları alenen destekleyerek ülkemizi artık içinden çıkılması çok zor bir duruma soktuklarını anlatırsın.
Dokunulma sırası şimdi kendilerine gelince, nasıl feryat, figan demokrat kesildiklerini, herkesten, solun her kesiminden ama özelliklede gençlerden nasıl yardım istediklerini anlatırsın! İktidara geldikleri yerel yönetimlerde sanki hiçbir yolsuzluk yokmuş gibi, kendilerini seçen halka hiçbir açıklamada bulunmadan, onları bilgilendirmeden, mahkemelere suç duyurularında bulunmadan, imar yolsuzlulukları yapan, halkın varlıklarına çökmüş müteahhit ve işadamlarını şimdi kendilerinin gerçekleştirdiği belediye etkinliklerine sponsor olarak seçtiklerini ve bu bağlamda, Hz. Ali’nin “gavurunun ekmeğini yiyen onun kılıcını sallar” deyişinin ne anlama geldiğini ve önemini anlatırsın belki…
Neyse çok şey var anlatacak. Ama şimdilik boşver bunları…Özlem gider yoldaşlarınla…
Sırrı Süreyya. Seni çok sevdik, sevmeye devam edeceğiz. Tabi eleştirdiğimiz sözlerin de olmadığı değil. Ama yine de sen en azından bu satırları yazan benim kahramanlarımdan birisin. “Halkların kardeşliğine ve emeğin mücadelesine” inandın ya tüm yaşamın boyunca…” O ağaçların da vekiliyim dedin” ya, Gezi Parkı’nda… “Tapu ve para benim ailemin düşmanı” dedin ya, televizyon ekranlarında… Gezi’ye sahip çıktın ya…TBMM’de AKP’lilere, “Allahın yeryüzündeki gölgesi misiniz? Siz kimsiniz ya, ne zannediyorsunuz kendinizi, milletin ekmeğiyle oynuyorsunuz.” diye hesap sordun ya… Av. Can Atalay’la birlikte Gezi Parkı’nda İş Makinelerine karşı gövdelerinizi ağaçlara siper ederek koşturdunuz ya…
Bizler de tarihin tekerleğini ileriye ve iyiye doğru ‘daha hızlı’ döndürmek için elimizden geleni yapacağız. Sen rahat uyu Sırrı yoldaş! Oradaki çok sevdiklerimize, yoldaşlarımıza hepimizin selamlarını ilet! Seni de, onları da çok seviyoruz. Ve hiçbir zaman unutmayacağız.


