9 Kasım 2025’te bundan altı yıl önce, bu toprakların belki de en sessiz, en çalışkan komünistlerinden biri olan Metin İlgün, Fatih Sultan Mehmet Hastanesi’nde kansere karşı verdiği uzun mücadelenin ardından aramızdan ayrılmıştı.
O günden bugüne, adı anıldığında yüzlerde hep aynı ifade beliriyor: saygı, sevgi ve derin bir özlem.

“Sıra Neferi”nin adı: Metin İlgün
Yoldaşlarının dilinde onun adı geçince, Aydın Çubukçu’nun Nazım’dan alıntıladığı sözleri yankılanıyor: “Başladı işe, bitirdi işi… Başlarken avaz avaz bağırmadı. Bitirdi ve ‘gelin seyredin’ diye dört yanı çağırmadı.”
Evet, Metin İlgün tam da bu dizelerdeki gibiydi.
Kendini öne çıkarmadan, övgü beklemeden, ama her işi sonuna kadar sahiplenerek yaşadı.
Bir “sıra neferi”ydi o — ne önde, ne arkada, hep sırada; emeğin, partinin, halkın safında.
Gazetecilikten örgütlenmeye uzanan bir hayat
1961’de Dersim’de doğan Metin İlgün, gençlik yıllarından itibaren örgütlü mücadeleye adanmış bir ömür sürdürdü. Gerçek Dergisi’nde, ardından yeni kurulan Evrensel Gazetesi’nin işçi-sendika servisinde muhabirlik ve editörlük yaptı. Kalemi, kamerası ve yüreğiyle işçilerin sesi oldu.
Zonguldak’tan Tuzla’ya, deri sanayiden tersanelere kadar her direnişte, her grev çadırında, her bildiride onun da izi vardı.
Yargılandığı TDKP davası nedeniyle 1980–1991 yılları arasında cezaevinde yattı.
Ama cezaevinden çıktığında da, “bir işten ötekine” koşmaya devam etti.
Kimi zaman hasta bir yoldaşı hastaneye yetiştiren, kimi zaman ölen işçiye mezar yeri ayarlayan, kimi zaman grev çadırında bildiriler dağıtan, kimi zaman da moral çökmüş bir yoldaşını toparlayan bir emekçiydi o.
Tuzla’nın harcında da onun eli var
Emek Partisi’nin kuruluşundan bu yana İstanbul İl ve Merkez Yöneticiliği görevlerinde bulunan İlgün, Tuzla İlçe Örgütü’nün harcına da emek verenlerden biriydi.
Tuzla Deri Sanayi, Tersaneler Bölgesi ve OSB’lerde yürütülen hemen her sınıf mücadelesinde, onun emeği, onun inadı, onun disiplini vardı.
“Partimi yedirmem leş kargalarına” diyen bir işçinin kararlılığıyla yürüdü; partisini, davasını, yoldaşlarını hep savundu.
Çağdaş Tuzla için de özel bir isimdi Metin.
Gazetemizin ilk sayılarının çıktığı günlerde kapımızı çalar, bizi ziyaret ederdi.
Tuzla’yı, tersane ölümlerini, zehirli variller dosyalarını, işçilerin yaşadığı her adaletsizliği konuşurduk.
Çağdaş Tuzla ile Evrensel Gazetesi ve Hayat Televizyonu arasında kurulan en güçlü köprülerden biri de oydu. Uzun yıllar boyunca aynı mücadelede omuz omuza yürüme onuruna erişenlerden biri olarak biliyoruz: Metin usulcuktu, sessizdi ama en kararlı, en dirençli neferdi. Maalesef çok genç yaşta aramızdan ayrıldı; bizler ise onun mütevazı ama sarsılmaz mücadelesine duyduğumuz saygı, sevgi ve özlemle, ölümünün altıncı yılında onu anıyoruz.
“Metin gibi yaşamak, Metin gibi çalışmak, Metin gibi dövüşmek”
Onu tanıyan herkesin belleğinde benzer bir imge var: Mütevazı bir gülümseme, az konuşan ama çok iş yapan bir adam. Hatalar karşısında acımasızca özeleştiri yapan, başarı karşısında sessiz kalan bir yoldaş.
En öfkeli anında bile “Yahu arkadaş…” diye başlayan, inanç yüklü bir cümleyle bitiren biri.
Bugün, onu anan yoldaşlarının dilinde şu sözler yankılanıyor: “Metin gibi yaşamak, Metin gibi çalışmak, Metin gibi dövüşmek!”
Çünkü o, devrimci disipliniyle çevresindekileri motive eden, işi bitene kadar sabırla, inatla, tutkuyla çalışan bir “parti işçisiydi.” Ne unvan peşindeydi, ne alkış… Tek gayesi vardı: sınıfsız, sömürüsüz bir dünya uğruna bir tuğla daha koymak.
“Söz istemez, yaşlı göz istemez…”
10 Kasım 2019’da, Tuzla İlçe Binası önünde yapılan törende yüzlerce yoldaşıyla uğurlandı Metin.
Ardından Dersim’in dağlarında, memleket toprağına verildi. Ama onun adı, fikirleri ve emeği, bugün hâlâ Tuzla’nın her işçi mahallesinde, her fabrika kapısında, her grevde yankılanıyor.
Aydın Çubukçu’nun yazısında kullandığı Nazım’dan dizeleriyle bitirelim:
“Söz istemez.
Yaşlı göz istemez.
Çelenk melenk lazım değil…
Susun.
Sıra neferi uyusun.”
Editör Notu – Çağdaş Tuzla
Onunla aynı kentte, aynı emek hikâyelerinde yollarımız kesişti.
Tuzla’nın belleğinde, işçilerin kalbinde, gazetemizin sayfalarında izi kaldı.
Metin İlgün, bir gazeteci, bir işçi, bir yoldaş, bir sıra neferiydi.
Sessizliğinde devrimin, mütevazılığında kararlılığın sesi vardı.
Onu saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
*****

Metin İlgün Kimdir?
“Kanser tedavisi gördüğü Fatih Sultan Mehmet Hastanesi’nde çok genç yaşta 9 Kasım 2019 yılında 58 yaşında kaybettiğimiz Metin İlgün, Gerçek Dergisi’nde ve Evrensel Gazetesi’nin ilk kurulduğu dönemde işçi-sendika servisinde muhabirlik ve editörlük görevlerini yapmış, Emek Partisi’nin de kuruluşundan bu yana İstanbul il ve merkez yöneticiliği görevlerini yürütmüştü.
Yargılandığı TDKP davasında aldığı ceza nedeniyle 1980 ile 1991 yılları arasında cezaevinde yatan Metin İlgün, çalışkanlığı ve işçi sınıfı mücadelesine bağlılığıyla örnek bir komünist olarak Emek Partisi saflarında mücadelesini sürdürdü.
Daha ilk gençlik yıllarında örgütlü mücadeleye katılan İlgün, bütün yaşamı boyunca, başta işçi sınıfı olmak üzere sömürülen ve ezilen halk kitlelerinin sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurma mücadelesinin neferi oldu.
Emek Partisi’nin Tuzla İlçesinin harcını karanlardan da biri olan Metin İlgün, Tuzla Deri Sanayi, Tuzla Tersaneler Bölgesi, Tuzla Jip ,Tuzla OSB’ler deki tüm sınıf mücadelelerinin içinde oldu.
Metin İlgün’ün cenazesi 10 Kasım 2019 günü saat 11.00’de Emek Partisi Tuzla İlçe Örgütü binası önünde yapılan törenin ardından memleketi Dersim’e götürülmüştü.
Ölümünün 6. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.


Geçen yıl, Emek Partisi Tuzla İlçe Örgütü’nce düzenlenen Metin İlgün anmasına Emek Partisi milletvekili İskender Bayhan ve yoldaşları katılmıştı.


