Silivri’de görülen “Evrakta Sahtecilik” davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, yargı eliyle kurulan kumpasları ve “19 Mart Siyasi Darbe Girişimi” olarak adlandırdığı süreci sert bir dille eleştirdi: “Ben gerçeğim, sahtekârlar beni anlayamaz!”
16 Şubat 2026 tarihinde Silivri’de görülen duruşmada, dördüncü kez hâkim karşısına çıkan Ekrem İmamoğlu, Türkiye siyasi tarihine geçecek bir savunmaya imza attı. Ramazan ayının arifesinde gerçekleşen duruşmada İmamoğlu; diploma davasından, İBB operasyonlarına, “ahmak” davasından “casusluk” iddialarına kadar tüm sürecin tek bir merkezden, “korku” ile yönetildiğini vurguladı.
“12 Metrekarelik Hücreden Geliyorum”
İmamoğlu, savunmasına tarihte eşi benzeri görülmemiş bir tecrit altında olduğunu belirterek başladı: “Didik didik ettiler, hücrelerime kadar. 12 metrekarelik hücreden geliyorum buraya. Öyle bir tecrit ki, birbirimize merhaba bile diyemiyoruz. Ama mikrop hapishanede değil, mikrop aranızda!” diyerek iktidar zihniyetine seslendi.
“19 Mart Darbesinin Maliyeti 250 Milyar Dolar!”
İktidarın “koltuk hırsı” nedeniyle ülkenin büyük bir ekonomik ve demokratik yıkıma uğradığını söyleyen İmamoğlu, “Koltuk hırsı için yürütülen 19 Mart darbesinin maliyeti 250 milyar doları aşmıştır. Milletimiz daha da fakirleşmiş, işsizlik artmıştır” dedi. Davaların hukuki değil, siyasi bir mühendislik ürünü olduğunu ifade eden İmamoğlu, hedefte sadece kendisinin değil, milletin iradesinin olduğunu belirtti.
Kan Donduran Komplo: “İtirafçı Olmazsan Öldürtme Senaryosu Yazarız”
İmamoğlu’nun savunmasındaki en sarsıcı bölüm ise İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’e yönelik kurulduğu iddia edilen kumpas hikayesi oldu. İmamoğlu, iki avukatın (Recep Seyhan ve Hamza Uçar) cezaevine giderek Keleş’i “itirafçı” olması için tehdit ettiğini, reddedilince de “Aziz İhsan Aktaş’ı öldürtme senaryosu” hazırladıklarını ve bu kurgunun 12 gün sonra Sabah Gazetesi’nde manşet yapıldığını detaylarıyla anlattı.
“Benim Referansım Alın Terimdir”
Kendi hayatının şeffaf ve gerçek olduğunu vurgulayan İmamoğlu, çocukluğundan iş yaşamına kadar her aşamanın helal olduğunu söyledi: “Ben Trabzon’un Sidiksa köyündenim. 33 yıllık iş yaşamımda amelelik de yaptım, bulaşık da yıkadım. 2511 konut ürettim. Alın terimle çalıştım. Ben sahteci değilim, ben gerçeğim. Ama ruhunda sahtekârlık olanlar beni anlayamaz!”
“Gong Çalacak, Bu Fetret Devri Bitecek”
Savunmasını Türk yargısına ve millete seslenerek bitiren İmamoğlu, adalete olan inancın yerle bir edildiğini ancak sandığın yakında geleceğini belirtti: “Sandık gelecek, gong çalacak, bu fetret devri sona erecek. 86 milyon kazanacak. Siz kaçacaksınız ama Türk milletinin adaleti peşinizi bırakmayacak. Yaşadıklarınız sahtedir, asıl makam milletin gönlündeki makamdır.”
Çağdaş Tuzla Notu: Silivri’deki bu tarihi haykırış, sadece bir savunma değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratik geleceğine dair bir manifesto niteliğindedir. Davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.
******
Ekrem İmamoğlu’nun bugünkü konuşmamın tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:


