Türkiye’nin müzik tarihinde silinmez izler bırakan, halk müziğini çok sesli bir anlayışla yeniden yorumlayarak geniş kitlelerle buluşturan usta sanatçı Ruhi Su, aramızdan ayrılışının 41. yılında İstanbul’da düzenlenen iki kapsamlı etkinlikle anılıyor.
İBB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ile Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği iş birliğiyle 20 Eylül 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek anma programı, sanatçının hem düşünsel hem de müzikal mirasını yeniden gündeme taşıyor.
Anma Programı: Kabri Başında Tören ve Anma Konseri
Anma programının ilk durağı, saat 12.00’de Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki Ruhi Su Anıt Mezarı olacak. Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği öncülüğünde düzenlenen törende; sanatçı dostları, sevenleri ve kültür-sanat dünyasının temsilcileri bir araya gelerek usta sanatçının yaşamını, mücadelesini ve kültür dünyamıza kattıklarını hatırlayacak.
Günün ikinci etkinliği ise saat 20.00’de Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde müzikseverlerle buluşacak. İBB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’nın düzenlediği Ruhi Su Anma Konseri kapsamında, sanatçının kurucusu olduğu ve onun müzik geleneğini yarım asra yakın süredir yaşatan Ruhi Su Dostlar Korosu sahne alacak.
Şef Nursel Dinler Yazman yönetiminde gerçekleşecek konserde; Erdem Oral, Özgür Kıyat ve Ferda Ereren konuk sanatçı olarak yer alacak. Konserde, Ruhi Su’nun unutulmaz eserlerinin yanı sıra halk müziğimize kazandırdığı çok sesli düzenlemeler de seslendirilecek.
Anadolu Folklorunu Çok Seslilikle Buluşturan Bir Öncü
1912 yılında Van’da doğan ve zorlu bir çocukluk döneminin ardından Ankara Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü’nü bitiren Ruhi Su, opera tatbikatlarında yer almasının yanı sıra yönünü her zaman Anadolu’nun köklü sözlü kültürüne çevirdi. Yunus Emre’den Pir Sultan Abdal’a, Karacaoğlan’dan Köroğlu’na kadar bu toprakların ozan geleneklerini bas bariton sesi ve bağlamasıyla harmanlayan Ruhi Su; Türk halk müziğini batı müziğinin harmonik disipliniyle buluşturarak çok sesli halk müziği anlayışının Türkiye’deki en önemli mimarı oldu.
Sadece bir yorumcu değil, aynı zamanda derlemeci ve eğitmen olan sanatçı, 1975 yılında kurduğu Dostlar Korosu ile imza attığı imece usulü müzik üretimi sayesinde onlarca genç müzisyenin yetişmesine öncülük etti.
Sol Hafıza ve Toplumsal Mücadelesi
Ruhi Su, yalnızca müzikal çizgisiyle değil, sınıfsal ve sosyalist kimliğiyle de Türkiye’de işçi sınıfının ve sol kültürün simge isimlerinden biri haline geldi. 1950’li yıllarda Türkiye Komünist Partisi (TKP) davası kapsamında tutuklanan ve Sansaryan Han’da ağır işkencelerden geçerek yıllarca hapis yatan usta sanatçı, türkülerini toplumsal mücadelenin sesi kıldı.
İlerleyen yıllarda Türkiye İşçi Partisi (TİP) çizgisinde ve sol kulvarda aktif tutum alarak, işçi mitinglerinde, grev alanlarında ve demokratik kitle örgütlerinin buluşmalarında yer aldı. Söz ve müzikleriyle geniş kitleleri sürükleyen marş ve ağıtları —özellikle Dostlar Korosu ile seslendirdiği kitle marşları— Türkiye’deki sol ve emek mücadelesinin tarihsel repertuarını oluşturdu.
Sansür, Pasaport Engeli ve Bir Ölüme Terk Ediliş Hikâyesi
12 Eylül 1980 askeri darbesinin getirdiği ağır baskı ortamında Ruhi Su’nun kasetleri yasaklandı ve radyolarda sesi susturuldu. Bu karanlık dönemde prostat kanserine yakalanan usta sanatçı, yurt dışında tedavi görebilmek için defalarca pasaport başvurusunda bulundu.
Ancak askeri cuntanın yönetimindeki idare, hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin pasaport talebini uzun süre reddetti. Yurt içinden ve yurt dışından gösterilen tepkiler ile yürütülen imza kampanyaları sonucunda, bürokratik engeller “yalnızca bir defaya mahsus tedavi” kılıfıyla kaldırıldığında ise ne yazık ki artık çok geç kalınmıştı. Ruhi Su, 20 Eylül 1985’te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Pasaport engeliyle tedavi imkânının geciktirilmesi, kültür-sanat camiasında ve toplumsal hafızada usta sanatçının “ölüme terk edilmesi” olarak anıldı.
12 Eylül Sonrasının İlk Büyük Kitle Gösterisi: Görkemli Cenaze Töreni
Ruhi Su’nun 22 Eylül 1985’te gerçekleşen cenaze töreni, darbenin üzerindeki ağır baskı ve korku iklimini yıkan tarihi bir dönüm noktasına dönüştü. Şişli Camii’nden kaldırılıp Zincirlikuyu Mezarlığı’na götürülen cenazeye, askeri rejimin yarattığı sinmişliğe rağmen binlerce insan katıldı.
Bu tören, 12 Eylül darbesinden sonra Türkiye’de gerçekleşen ilk kitlesel eylem ve protesto niteliğini kazandı. Güvenlik güçlerinin barikatlarına ve müdahalesine rağmen yürüyüşünü sürdüren kalabalığın içinden 160’tan fazla kişi gözaltına alındı. Buna rağmen o gün Zincirlikuyu’da toplanan binler, usta ozanın türkülerini hep bir ağızdan söyleyerek baskılara karşı seslerini yükseltti.
Vefatının 41. yılında düzenlenen bu anma etkinlikleri, Ruhi Su’nun yalnızca geçmişte kalmış bir ses olmadığını; ürettiği eserler, eğilmeyen duruşu ve bıraktığı zengin gelenekle bugün de toplumsal hafızada yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.



