Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Hatay’ın seçilmiş milletvekili Can Atalay, 6 Şubat depremlerinde Hatay’da 269 kişinin hayatını kaybettiği Rönesans Rezidans davasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Atalay, davanın yalnızca teknik bir yargılama süreci olmadığını belirterek, “Rönesans Rezidans Davası, insan yaşamına verilen değerin sınavıdır” dedi.
“Ertelenen her duruşma yeni yıkımlara sessizce izin vermektir”
Atalay’ın sosyal medya hesabından paylaşılan açıklamada, dava dosyasının ülkenin hukukla, sorumlulukla ve toplumsal hafızayla kurduğu ilişkinin bir göstergesi olduğu ifade edildi. Deprem yargılamalarında sorumlulukla yüzleşmenin hâlâ yeterli düzeye ulaşmadığını belirten Atalay, ertelenen duruşmaların ve geciken kararların yeni yıkımların önünü açtığını vurguladı.
Atalay açıklamasında, “Rönesans Rezidans Davası, teknik raporların ve usul kurallrının ötesinde ele alınmalıdır. Ertelenen her duruşma, geciken her karar, bir başka binanın yıkılmasına sessizce izin vermektir” ifadelerini kullandı.
“Sayıya indirgenen hayatlar cinayettir”
Açıklamasında deprem davalarında kullanılan dile de dikkat çeken Atalay, müteahhitlerin mahkeme salonlarında kullandığı ifadelerin yargılamaların özeti niteliğinde olduğunu söyledi. Atalay, “Bir müteahhidin ağzından dökülen ‘iki tane, üç tane ölü’ sözleri, sayıya indirgenen hayatların nasıl istatistiğe dönüştürüldüğünü gösteriyor” dedi.
Depremde yakınlarını kaybeden ailelerin mücadelesinin yalnızca bir hak arayışı değil, sevdiklerine karşı yerine getirilmek istenen son bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Atalay, deprem davalarında verilecek kararların yalnızca geçmişin değil, gelecekte yaşanabilecek yeni yıkımların da ölçütü olacağını ifade etti.

“Olası kast talebi”
Atalay, bilirkişi raporlarında yapı sürecindeki ihlallerin ve öngörülebilir risklerin açıkça yer almasına rağmen “olası kast” talebinin gerekçesiz biçimde reddedilmesinin, ailelerde yalnızca hayal kırıklığı değil, adaletin yönüne dair derin bir belirsizlik yarattığını kaydetti. “Duruşmaların uzak tarihlere ertelenmesi, zaten enkazın altında kalmış olan güven duygusunu daha da derine gömmektedir” diyen Atalay, Rönesans Rezidans davasının insan hayatının değerini ölçen bir terazi olduğunu vurguladı: “Terazinin kefesi şaşarsa, toplumun vicdanı da dengesini yitirir.”
Çağdaş Tuzla’nın notu:
Seçilmiş Hatay milletvekili cezaevinde: Ya dışarıda olsaydı?
Can Atalay Hatay’ın seçilmiş milletvekili olması ve hakkında AYM tarafından verilen pek çok ihlal kararı bulunmasına rağmen hala cezaevinde tutuluyor. Depremin merkez üslerinden Hatay’ı Meclis’te temsil etmesi gereken Atalay’ın, bugün deprem davalarını yakından izleyip kamu adına denetleme görevinden alıkonulmaya çalışıldığı gerçeği, bir kez daha gün yüzüne çıkıyor.
Şu soru ister istemez gündeme geliyor: Can Atalay, Hatay milletvekili olarak deprem yargılamalarının her duruşmasına girebilseydi, dosyaların peşini arkadaşlarıyla birlikte bırakmasaydı,- ki bunu Soma, Çorlu, Adapazarı, Aladağ da ispatladılar- bugün bu davalar aynı şekilde mi ilerlerdi? İktidar, deprem bölgelerinde bu denli rahat “at koşturabilir” miydi? Yargı süreçleri bu kadar ertelenir, “olası kast” talepleri bu kadar kolay reddedilebilir miydi?
Deprem davalarında kamu görevlilerinin sorumluluğu ve “olası kast” tartışmaları sürerken,
Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Hatay’ın seçilmiş milletvekili Can Atalay da
bu yargılamaların yalnızca hukuki değil, vicdani bir sınav olduğuna dikkat çekmişti.
Atalay, Rönesans Rezidans davasına ilişkin cezaevinden yayımladığı açıklamada,
ertelenen her duruşmanın ve geciken her kararın yeni yıkımlara sessizce izin vermek
anlamına geldiğini vurgulamıştı.
Atalay’ın sözleri, yalnızca Rönesans Rezidans dosyasına değil, tüm deprem davalarına yöneltilmiş bir uyarı niteliği taşıyor. Nitekim; 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan Adıyaman’daki İsias Otel davası otel sahiplerine de “olası kast” yerine ‘bilinçli taksir’ suçundan düşük hapis cezaları verildi.
Depremde 269 kişiye mezar olan Rönesans Rezidans davasında da mahkemenin “olası kast” talebini reddetmesi, bu sözlerin neden bu kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.


