Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

Kürt sorununda 40 yılı aşkın silahlı çatışma döneminin ardından, PKK, lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla bugün Süleymaniye’nin Raperin ilçesinde düzenlenen sembolik bir törenle silah bırakma sürecini başlattı. Tören, Kürt siyasetinde ve Türkiye’de yeni bir dönemin eşiği olarak değerlendirilirken; siyasi aktörlerin tutumları, Meclis’e düşen rol ve toplumsal beklentiler de gündemin merkezine yerleşti.

Tören Süleymaniye’de, Katılım Sınırlı

Sabah saatlerinde başlayan törende, ilk etapta 33 ila 44 PKK üyesi, örgütün elindeki bazı hafif silahları belirlenen bir noktada sembolik olarak teslim etti. Tören, güvenlik gerekçesiyle kamuoyuna açık yapılmazken, canlı yayın planı da son anda iptal edildi. Kamera ve fotoğraf alınmasına izin verilmedi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Barışa tanıklık için buradayız” diyerek törenin, barışçıl çözüm sürecinin kalıcı ve yapısal bir dönüşümle sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Öcalan: “PKK’nin tarihi rolü tamamlandı”

Silah bırakma kararının dayandığı temel metin, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” oldu. Öcalan, 9 Temmuz’da yayınladığı videolu mesajda, PKK’nin ayrı devlet kurma amacını terk ettiğini ve “pozitif entegrasyon” sürecini benimsediğini duyurdu: “Varlık tanınmış, dolayısıyla ana amaç gerçekleşmiştir. Miadını doldurma bu anlamdadır.”

Öcalan’ın 1999’dan bu yana ilk kez görüntülü mesaj yayımlaması dikkat çekerken, bu mesajın hem örgüt tabanında hem Kürt kamuoyunda geniş yankı uyandırdığı bildirildi.

Kimler Katıldı, Kimler Katılmadı?

Törene DEM Parti eş genel başkanları, bazı milletvekilleri, DBP, HDK ve sol-sosyalist parti temsilcileri katıldı. Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni temsilen Başkan Neçirvan Barzani’nin özel temsilcisi Dilşad Şahab, KYB temsilcileri, Irak ve IKBY içişleri yetkilileri, KDP’den Hemin Hawrami hazır bulundu.

Ancak Türkiye’den hükümet ve ana muhalefet partileri törene katılmadı. DEM Parti tüm partilere davet göndermişti. CHP, iç toplantısında “devlet kanadı davet ederse katılırız” görüşü ağır bastığı için daveti geri çevirdi. AKP ve MHP ise davete yanıt vermedi.

Sürecin Yol Haritası: Barış Yasası ve Meclis Komisyonu

Törenin ardından gözler, sürecin yasal altyapısına çevrildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un, önümüzdeki hafta parti grup başkanvekilleriyle bir araya gelerek barış süreci komisyonunun kurulması için girişimlerde bulunacağı bildirildi.

Komisyonun görevleri arasında:

  • Silahsızlandırma sürecinin denetlenmesi
  • Topluma dönüş programlarının hazırlanması
  • Yurt içi ve yurt dışındaki PKK’lilerin entegrasyonu
  • İnfaz düzenlemeleri ve cezaların gözden geçirilmesi yer alacak.

Tutukluların Durumu ve Öcalan’ın Koşulları

DEM Parti kaynakları, barış süreciyle birlikte siyasi tutukluların durumunun da ele alınmasını istiyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ gibi isimlerin serbest kalması için AİHM ve AYM kararlarına işaret ediliyor.

Öte yandan, Abdullah Öcalan’ın koşullarında kısmi iyileştirmeler yapılmış olsa da, akademisyen, hukukçu ve gazetecilerle görüşme taleplerinin henüz karşılanmadığı bildirildi. Parti kaynakları, ilerleyen süreçte “umut hakkı” tartışmasının da gündeme gelebileceğini söyledi.

Süreç Nasıl İlerleyecek?

Törenle birlikte sembolik silah bırakma başladı. Ancak sürecin tamamlanmasının birkaç ayı bulacağı öngörülüyor. Ankara, Erbil ve Bağdat arasında yürütülen diplomatik temaslarla silah teslim noktaları oluşturulacak. Sürece dahil olan PKK’lılar, bu noktalarda teslim olacak ve kimlik taraması sonrası topluma kazandırma sürecine alınacak.

Sabotaj ve Provokasyon Endişesi

Silah bırakma sürecinin güvenliğini sağlamak üzere IKBY ve Irak iç güvenlik güçleri bölgede önlem alırken, Türk yetkililer ise gelişmeleri “temkinli iyimserlik” ile takip ediyor. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki operasyonları sırasında yaşanan can kayıplarının, süreci sabote etmemesi için diplomatik arka kanal görüşmelerinin sürdüğü ifade ediliyor.

Toplumsal Beklenti: Kalıcı Barış ve Adalet

Barış sürecinin sahici, kapsayıcı ve adil bir temele oturtulması, yalnız Kürt halkı değil Türkiye’de barış ve demokrasi isteyen tüm kesimler için bir talep haline geldi. İnsan hakları örgütleri, sivil toplum, baro başkanları ve akademisyenler, yeni sürecin “tek yanlı reformlarla değil, halkı dahil eden şeffaf bir toplumsal mutabakatla yürütülmesi” gerektiğini vurguluyor.

Exit mobile version