Halil Özen
CHP saflarından AKPye Tuzlalıları uyutarak, ışık (foton*) hızıyla transfer olduktan sonra Belediye Meclisi’nin 7 Eylül 2026’daki ilk birleşimine başkanlık eden Eren Ali Bingöl, salona adım attığı andan itibaren adeta “Mazeretim var, asabiyim ben!” şarkısını canlı icra eder gibiydi.
“Karşı mahalleye geçmiş ve kendisine iktidar güvencesi sağlamış olmanın verdiği ‘göstermelik özgüvenle,’ CHP’li üyelerin elini sıkmayışı, zoraki gülümseyen yüzü, çatık kaşları ve yüksek tansiyonuyla dikkat çeken Başkan Bingöl, oturumun başında meclis salonunu zapturapt altına almak için dahiyane bir strateji geliştirdi: Kişi sınırlaması! “7 meclis üyesine söz verirsek sabahlarız, kararım kesindir!” diyerek konuşmaları tırpanlamaya çalıştıysa da, karşısında duran CHP grubu adeta bir duvar ördü.
Kendinden emin üsttenci bakış ve tavırlarını, İBB ve Tuzla Belediyesi Meclis Üyesi Ülkü İnanlı, Birsen Tuğsel, Filiz Akyol Akar, Kenan Albayrak, Kubilay Yıldız, CHP Grup Başkanvekili Ali Ekber Kızılkan ve diğer meclis üyeleri bir çırpıda püskürtünce, Başkan Bingöl’ün koltuğunda İstim üzerinde çaresizce oturarak, tetikte, büyük bir tedirginlik içinde durumu idare etmeye çalıştığı görüldü. Bu ruh haliyle zaman zaman kendini kaybederek hakkındaki çok ağır ama maalesef -hepsi belgeli- eleştirileri dinlemek zorunda kaldı.
“Genç Bir Siyasetçi Olarak Bittiniz Sayın Başkan!”
Toplantının fitilini Ülkü İnanlı ateşleyerek başkanın konuşmacıların sınırlandırılması isteğine: “Çok çabuk AKP’li oldunuz Sayın Başkan, biz ne dersek o olur anlayışına çabuk alıştınız!” diyerek açılışı yaptı. Bingöl’ün gözlerinin içine bakarak “84 bin seçmeni arkasında bırakıp gittiniz, karşı mahalleden koruma istiyorsunuz. Kimi kurtardınız, kendinizi mi Tuzlalıları mı? Genç bir siyasetçi olarak siyasi hayatınızı bitirdiniz, şu an o kadar komik durumdasınız ki sizin adınıza üzülüyorum!” füzelerini birbiri ardına fırlattı.
Hayali Emsal, Hobi Bahçeleri ve parti değiştirme eleştirilerinin sert bombardıman etkisi karşısında adeta raydan çıkan Başkan Bingöl, demokratik olgunluğunu bir kenara bırakıp bağırarak siper aldı. “Haddinizi bilin! İftira atıyorsunuz, ben bu ülkeden giderim!” naraları atan Bingöl, öfkesine hakim olamayarak “Alnını karışlarım, benim de onurum var! İftira atan karşılığını bulur” üslubuyla meclisi bir anda mahalle kavgası atmosferine sürüklemek istedi ancak, CHP’liler kendisine uymayınca bunda başarılı olamadı.
“Ne Kullanıyorsun Sen, İyi Misin?”
Konuşmacıların insicamını bozmak adına sürekli araya giren, sorular soran ve meclisi adeta bir sorgu odasına çeviren Bingöl’ün asabiyet katsayısı, özellikle CHP’li Meclis Üyesi Kenan Albayrak’ın konuşması ile tavan yaptı.
Albayrak’ın, Hobi Bahçeleri sürecindeki bizzat tanıklığını dile getirmesi ve “ünlü bir gazeteciye ve kendileriyle yaptığı toplantılarda da: ” Abi burada büyük bir imar çetesi var.” sözünü söylediğini yüzlemesine:
—E.A. Bingöl: “Ne zaman söyledim. Ben öyle bir şey söylemedim. Kanıtla!” diye müdahale etti.
Albayrak’da tamam: “Perşembe günkü toplantıya getireceğim.” dedi.
Ardından Kenan Albayrak’ın, Cübbeli Ahmet’in dünürünün sahibi olduğu Vesen Villalarına ne zaman ve nasıl iskan verildiğine dair nokta atışı sorusu üzerine Başkan Eren Ali Bingöl adeta çıldırdı.
Önce usulca, “Girmeyelim oraya!” diyerek konuyu kapatmaya çalışan Bingöl, soruların ardı arkası kesilmeyince meclis nizamını tamamen unutup “açtı ağzını yumdu gözünü” mikrofonlara haykırdı:
“Sen iyi misin? Ne kullanıyorsun sen ya? Amacın ne senin?”
“Asrın Yolsuzluğu” Manifestosu
Ülkü İnanlı’nın yarattığı deprem dalgası durulmadan bu kez sahneye CHP’li Kubilay Yıldız çıktı. Birlikte yola çıktıkları günleri hatırlatan Yıldız, “Sayın Başkan, ‘Tuzla’da asrın yolsuzluğu var, sonuna kadar peşinden gideceğim’ diyen sizin teknik başkan yardımcınızdı. Şimdi soruyorum: Bu asrın yolsuzluğunu yapanlarla kol kola mı yürüyorsunuz?” sorusunu meclis salonuna bomba gibi bıraktı.
Ardından 300 Spartalı’nın “Gölgede savaşırız” sözleriyle adeta meclis tarihine geçecek bir demokrasi dersi verirken; İlhan Berk’in:
“Bu dünyada en güzel şey zulmün üstüne seferdi…/ Cihanda en güzel şey kulluğu yok etmekti.’ dizeleri ile konuşmasını çok çarpıcı bir şekilde sonlandırdı.
Zapturapt Tutmadı, Kapanışa 10 Dakika Kala “CE-E” Operasyonu!
Tartışma fitilini Ülkü Sakalar ile ateşleyen Başkan; hızını alamayıp Birsen Tuğsel, Kenan Albayrak, Kubilay Yıldız, Ali Ekber Kızılkan, Ekin Gökmen ve Filiz Akyol Akar’a da tek tek müdahale ederek gerilimi tırmandırdı. Her lafa bir karşılık veren, herkesi susturmaya çalışan ancak, kendisi konuşurken yapılan müdahalelere adeta çıldıran ve ağza alınmaması gereken sözler kullanan Eren Ali Bingöl CHP sıralarından yükselen dalgayı bir türlü dindiremedi. Çareyi bir sonraki birleşimde “taktiksel geri çekilmede” buldu.
İlk birleşimde muhalefetin yönelttiği ağır eleştirilere ve yolsuzluk sorularına “Perşembe günkü birleşimde tek tek cevap vereceğim” diyerek söz veren E.A. Bingöl, Perşembe günkü oturuma ise neredeyse bir Ce-e ( bebeklerle oynanan klasik bir bebek oyununda çıkarılan neşeli ses ) dışında hiç uğramadı! Meclis üyeleri cevap beklerken salon bomboş kaldı; derken Başkan Bingöl, oturumun kapanışına tam 10 dakika kala kapıda göründü. Bir Ce-e yaptı. Balyoz gibi gelen eleştirilerin hiçbirine tek kelime cevap vermeden, verdiği sözleri tutmadan tokmağı vurup meclisi kapattı!
Böylece E.A. Bingöl, usulsüzlükler, hayal transferler ve hobi bahçeleri sorularından Ekim ayı toplantılarına kadar “kazasız belasız” sıyrılmayı başardı. Ne diyelim;
Gülmüyor yüzüm hayat zor oldu
“güller susuz kurudu soldu,
soru soruldu,
mazeretim var
asabiyim ben! “


