
Kayyım Atamasının Ardından İlk Açıklamalar
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla CHP’nin 8 Ekim 2023 tarihli İstanbul İl Kongresi iptal edilip seçilmiş yönetim görevden alınınca, mahkeme Gürsel Tekin başkanlığında 5 kişilik bir geçici kurul (kayyım heyeti) atadı. Uzun yıllar CHP’de çeşitli kademelerde görev yapmış bir isim olan Gürsel Tekin, bu atama sonrasında ilk açıklamasında şaşkınlığını dile getirdi.
Tekin, “Benim için de sürpriz oldu. Partimizin adliye koridorlarından kurtulması için elimi taşın altına koyacağım. Partimizi kayyuma bırakacak değiliz. CHP’yi birlik beraberlik içinde kongreye götüreceğiz” diyerek görevi kabul ettiğini belirtti. Tekin ayrıca “CHP bizim evimiz, yuvamız… CHP’yi CHP’liler yönetecek” diyerek partililere güvence verdi.

Bu uzlaşmacı ifadelerle birlikte, Tekin’in kayyım olarak atanması kamuoyunda tartışma yarattı. Zira Tekin, daha birkaç ay önce T24’e verdiği bir röportajda, partiye kayyım atanması ihtimaline karşı “Hakiki hiçbir CHP’linin kayyımı kabul etmesi mümkün olabilir mi? Hele Kemal Bey hiç kabul etmez bunu, mümkün değil” sözlerini dile getirmişti. Bu sözler, Tekin’in şimdi mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Örgütü’ne kayyım olarak gelmesiyle birlikte yeniden gündeme taşındı.
Öte yandan Tekin, geçmişte CHP’den istifa ettiğini beyan etmiş olsa da, mahkeme kararı onun resmen istifa etmemiş olduğunu ortaya koydu. Ancak kayyım heyetinde yer almayı kabul etmesi üzerine CHP yönetimi Gürsel Tekin’i partiden ihraç ettiğini duyurdu. Tüm bu gelişmeler, Tekin’in “evimiz, yuvamız” dediği partisine kayyım sıfatıyla geri dönmesini, parti içi bir kriz ve tartışma konusu haline getirdi.

Parti Binasında Gerginlik ve “Kayyım Değiliz” Çıkışı
Gürsel Tekin ve geçici kurul üyeleri, atanmalarından birkaç gün sonra CHP İstanbul İl Başkanlığı binasına gitmek istediklerinde, parti tabanından ciddi bir dirençle karşılaştılar. Tekin’in geleceğinin duyulması üzerine çok sayıda partili gece boyunca Sarıyer’deki il binasında nöbet tuttu; emniyet güçleri de bina çevresinde güvenlik önlemleri aldı.
8 Eylül 2025 günü Tekin, kalabalık bir çevik kuvvet polis koruması eşliğinde il binasına ulaştı. Bina önünde toplanan partililer, mahkeme kararıyla gelen kayyım heyetini “Özgür Başkan gururumuz” sloganları atarak ve “Defol Gürsel!” diye bağırarak protesto ettiler. Tekin açıklama yaparken kalabalıktan su şişeleri fırlatıldı; hatta Tekin korumaları tarafından şemsiye ile korunmak zorunda kaldı. Polis, bina içinde Tekin’e direnç gösteren partililere biber gazıyla müdahale edip binayı boşalttı; bu esnada bazı partililer gazdan etkilenirken Tekin 5.000 polis, polis kalkanları ve gaz bombaları arasında binaya girebildi. Yaşanan arbedede içerideki partililerin Tekin’i yuhalayıp “Yazıklar olsun” diye tepki gösterdikleri izlendi.
Bu gergin ortamda Gürsel Tekin’in üslubu sert ve meydan okuyucu oldu. Basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Biz kayyım falan değiliz. Kayyım Beşiktaş’ta, Şişli’de” diyerek kendilerinin parti içi bir “çağrı heyeti” olduğunu, CHP’yi kongreye götürmek dışında bir amaç taşımadıklarını savundu. Tekin, kayyım heyetindeki tüm isimlerin CHP’li olduğunu vurgulayarak “Bizim tarafsızlığımıza hiçbir arkadaşımızın itirazı olamaz” dedi ve “Hiçbir arkadaşımızı ayrıştırmadık” ifadesini kullandı. Kendisini protesto eden partililere yönelik ise oldukça sert bir çıkış yaparak, “CHP’lilerin bana tepkisi olmaz. Şu bağıranların bir tanesi CHP’li değil” diye konuştu. Tekin, kendisine yönelen tepkilerin parti tabanından değil, provokatörlerden geldiğini iddia etti.

Tekin ayrıca partinin içine düştüğü durumu “ortada bir cenaze var” benzetmesiyle açıklamaya çalıştı. “Kimseyi üzmek istemem. Partiyi bu duruma ben getirmedim. Ortada bir cenaze var, o cenazeyi kaldırmayalım da koksun mu?” diyerek CHP İstanbul örgütündeki kriz ortamını devraldığını, sorunu çözümsüz bırakmanın partiye zarar vereceğini söyledi. Görev süresince CHP tüzüğünün ve hukukun gerektirdiği adımları atacaklarını belirten Tekin, “Derdimiz partimize düşen ateşi söndürmek. Görevi sonlandırılan arkadaşlarımızın da haklarını, hukuklarını sonuna kadar korumaya kararlıyız” diyerek hem partiyi kaostan çıkarma hem de görevden alınan il yöneticilerinin mağduriyetini giderme iddiasında bulundu. Bu açıklamalar, Tekin’in parti krizini “yangın söndürme” misyonuyla üstlendiği mesajını vermeyi amaçlıyordu.
Sert Söylemler: “Hakkımı Haram Ediyorum” Tehdidi

Gürsel Tekin, kayyım olarak görevine başlamasının ilk günlerinde sadece tabandan değil, parti üst yönetiminden de tepki gördü. Özellikle CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Tekin arasında medya üzerinden bir polemik yaşandı. Özgür Özel’in, Tekin’in polis eşliğinde binaya gelmesini eleştirerek “Ben gelince kaçıyor” minvalinde sözler sarf ettiği iddia edildi.
Bunun üzerine Tekin, 14 Eylül 2025 tarihinde kameralar önünde son derece ağır ifadeler kullandı. Özgür Özel’i ve kendisini eleştiren çevreleri hedef alan Tekin, “Özgür Özel’e yakıştırmadım… Ben Özgür Özel’in abisiyim, yol arkadaşıyım. … Bir yere de kaçmam, kaçmayacağımı bütün yedi düvel bilir” diyerek Özel’in sözlerini reddetti. Ardından Özel ile görüşmeyi düşünüp düşünmediği sorulduğunda Tekin’in verdiği cevap parti kamuoyunda şok etkisi yarattı: “Dünkü laftan sonra [Özel’le görüşme] olmayacak. Hakkımı hepsine haram ediyorum, beni kürsüde yuhalattınız. Kimi yuhalattınız? Partinin tertemiz insanlarını, beni ve arkadaşlarımı. Ayıptır, günahtır kardeşim” diyerek tepki gösterdi. Tekin burada, Özgür Özel’in bir gün önce katıldığı bir toplantıda kalabalığın kendisini yuhalamasına engel olmadığını ima ediyor ve bunu organize bir itibarsızlaştırma olarak görüyordu.
“15 yıldır aynı alanda mesai yaptık. Şimdi böyle bir canavarlaşma, insanları ötekileştirme… Kimsiniz siz? Çok ayıptır” sözleriyle parti içindeki belirli grupların kibirli ve dışlayıcı tutum sergilediğini öne sürdü. Hatta bu tutumu, “Sizin bu kafalarınızın yüzünden AK Parti iktidardır… Bu faşist kafalardan dolayı… bundan vazgeçin” diyerek, CHP’nin iktidar olamayışına bağladı. Tekin’in bu çıkışı, doğrudan parti genel başkanını ve çevresini hedef alan benzeri görülmemiş sertlikteydi.
Ayrıca Tekin, aynı günlerde Sarıyer’deki il binasında yaptığı bir başka açıklamada, parti içindeki muhaliflerine gözdağı veren ifadelere de başvurdu. “Tartışmaların içine çekmeyin. Biz de insanız, bırakın işimizi yapalım. İşimizi engellerseniz üzerim” diyen Tekin, görevine mani olunması durumunda karşılık vereceğini söyledi.

Partililere seslenirken “Biz Aziz İhsanlara yenilmeyiz” ifadesini kullanan Tekin’in burada neyi kastettiği tam anlaşılamasa da, CHP’yi bölmek isteyen “hain” figürlere atıf yaptığı yorumları yapıldı. Tüm bu açıklamalar, Tekin’in ilk hafta söyleminin oldukça kavgacı ve suçlayıcı bir hal aldığını gösteriyor. Kayyım başkanı, kendisine yönelik tepki ve engellemelere karşı hak etme, hesap sorma diline başvurdu; hatta parti içindeki üst düzey isimlere hakkını helal etmediğini ilan edecek kadar ileri gitti.
Söylemlerde Yumuşama ve Birlik Mesajları
İlk günlerdeki çatışmacı üslubun ardından, Gürsel Tekin’in söylemlerinde kısa süre içinde belirgin bir yumuşama gözlendi. 9 Eylül 2025, CHP’nin 102. kuruluş yıldönümünde Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda düzenlenen törende Tekin’in verdiği mesajlar, önceki sert çıkışlara kıyasla daha uzlaşmacıydı. Tekin, törende yaptığı konuşmada Atatürk ve silah arkadaşlarını anarak başladığı açıklamasında, “Savaş meydanlarında kurulmuş bir siyasi partiyiz. Geleneklerimize uygun davranacağız. Türkiye’nin gerçek gündemi ile meşgul olacağız” diyerek parti içi kavga yerine ülke meselelerine odaklanma vurgusu yaptı.
Özellikle il binası konusunda süren tartışmaya değinen Tekin, “Bina tartışmasının parçası olmayız. Öfkemizi içimize gömdük. CHP’ye uygun davranışta bulunacağız” sözleriyle tansiyonu düşürme niyetini ortaya koydu. “Üstünde 6 ok bulunan her yer bizimdir” diyen Tekin, mevcut durumda Sarıyer’deki binanın resmi il başkanlığı olduğunu ancak bina meselesini büyütmeyeceklerini ifade etti.
Ayrıca “Parti yöneticilerimiz ile kucaklaşacağız, düşmanları çatlatacağız” diyerek parti içi birlik görüntüsü verme gayreti sergiledi. Bu söylem, birkaç gün önce protestocu partililer için “CHP’li değiller” diyen Tekin’in, artık tüm parti yöneticileriyle kucaklaşmaktan bahsetmesi bakımından dikkate değerdir.

En kayda değer geri adım ise 15 Eylül 2025 tarihinde geldi. Gürsel Tekin, yine Sarıyer’deki eski il binasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken bir gün önce Özgür Özel ve ekibine yönelik sarf ettiği “Hepsine hakkımı haram ediyorum” sözlerinin hatırlatılması üzerine geri adım attı. Tekin bu soruya, “Onu dün söyledim bitti. Rahmetli Demirel’in dediği gibi ‘Dün dünde kaldı’” diyerek tepki çeken sözlerini geride bıraktığını açıkladı.
Kendi ifadeleriyle, parti içindeki kızgınlığını “abi-kardeş ilişkisi içinde biraz sitem” olarak nitelendiren Tekin, “Bizim hakkımızın, hukukumuzun teslim edilmesini istiyoruz. Biraz sitem de bir abi kardeş ilişkisi içinde olur. Bitti gitti” diyerek konuyu kapattığını belirtti. Bu açıklama, Tekin’in önceki gün “hakkımı helal etmiyorum” düzeyine varan sert üslubunu yumuşatarak, abilik-kardeşlik söylemine evrilttiğini gösterdi.
Tekin ayrıca, artık önlerine bakmak istediklerini ve yoğun bir çalışma yürüttüklerini dile getirdi. “Çok şeyler yapıyoruz, çok şeyler yapmaya çalışıyoruz… Ne kadar sorun, sıkıntı varsa yavaş yavaş çözmeye çalışıyoruz” diyen Tekin, yaklaşık 3-4 gündür ciddi bir mesai harcadıklarını vurguladı. “Bir an önce bu işleri bitirip yolumuza devam edeceğiz” ifadesiyle de kayyım heyetinin amacının en kısa sürede olağanüstü kongre sürecini tamamlayıp normalleşmek olduğunu ima etti.
Nitekim Ankara’daki 21. Olağanüstü Kurultay’ın iptali talebiyle açılan davanın 24 Ekim’e ertelenmesini de “Partimiz için hayırlı uğurlu olsun. İnşallah bir an önce bu mahkemelerden kurtulup yolumuza devam edeceğiz” sözleriyle değerlendirdi. Bu mesaj, hem İstanbul il örgütündeki hem de genel merkezdeki hukuki süreçlerin partiyi oyalamaması gerektiği yönünde bir temenniydi.
Sarıyer’deki il binasının geleceğiyle ilgili sorulara da artık daha esnek yaklaşan Tekin, “Burası şu anda hukuken İstanbul İl Binası; ama yarın değişecekse hiç sorun yok. Şu anda Genel Başkanımız da burada çalışabilir, fiilen de bizim merkezimiz burası” diyerek binanın “baba ocağı” olduğunu ancak mesele yapılmaması gerektiğini söyledi. Hatta basın mensuplarına ve partililere seslenerek “Arkadaşlar, ne olursunuz… Ben sizin mahallenin çocuğuyum. Beş dakika beni çıkarın, meramımı anlatayım” diyerek kendini ifade etme isteğini vurguladı.
Tekin, protestolar sırasında ağlayan bir kadın partilinin yüreğinde dert olduğunu belirterek kimseyi üzmek istemediğini tekrarladı. Bu tutum, ilk günlerde “beni konuşturmayın, yoksa her gün konuşurum” diyen Tekin’in artık uzlaşmacı bir dil benimsemeye çalıştığını ortaya koydu.
İki Hafta İçinde 180 Derecelik Dönüş

Gürsel Tekin’in kayyım olarak atanmasından bugüne kadarki kısa sürede sergilediği söylem değişimi dikkat çekici. İlk günlerdeki küstah ve meydan okuyan üslup, yoğun tepkiler ve sahada karşılaştığı direnç sonrasında yerini daha temkinli ve barışçıl mesajlara bırakmış görünüyor. Tekin, göreve gelir gelmez verdiği demeçlerde protestocuları CHP’li saymamak, parti liderliğine ağır ithamlarda bulunmak, “hakkını helal etmemek” gibi parti içi gerilimi tırmandıran ifadeler kullanmıştı. Oysa birkaç gün içinde aynı Tekin, öfkesini içine gömdüğünü, geçmişi geride bıraktığını, CHP’nin birlik beraberliği için çalışacağını vurgulamaya başladı.
Bu dönüşümün arkasında, CHP tabanından ve kamuoyundan gelen tepkilerin Tekin’i daha uzlaşmacı bir çizgiye zorlaması ve CHP’nin verdiği mücadele yatıyor olabilir. Nitekim “kayyım” sıfatıyla, üstelik binlerce polisin desteğiyle parti binasına girmek zorunda kalmak, CHP’yi AKP iktidarının güdümünde dizayn etme ithamlarına yol açmış ve Tekin açısından zor bir sınav olmuştur. Kendi deyişiyle “baba ocağı”na sahip çıkmak isteyen Tekin, dışarıdan atanmış imajını silmek ve gerçek bir CHP’li olduğunu kanıtlamak için söylem değiştirmek durumunda kaldı.
Geldiği gün için muhaliflerince “mehter marşıyla geldi” (iktidarın zor gücüne dayanarak geldi) diye eleştirilen Tekin, sonunda “devrimci marşlarla uğurlanacak” bir noktaya gelmiştir. Son olarak “Söz konusu CHP ise gerisi teferruattır” diyen Tekin’in, gelinen aşamada kişisel kırgınlıkları bir kenara bırakıp partinin çıkarını önceleyen yapmacık bir dil tutturduğu görülüyor.
Kayyım Gürsel Tekin vakası, CHP içerisinde kayyımla yönetilme girişiminin ne denli sancılı olabileceğini gösterdiği gibi; Tekin’in de birkaç gün içinde “U dönüşü” yaparak sert söylemlerden vazgeçip partiyi toparlayıcı bir pozisyon almaya yöneldiğini ortaya koydu. Özetle, Gürsel Tekin ilk başta çatışmacı ve küstah bir tavır sergilese de, süreç ilerledikçe CHP’nin direnişi her kademede arttıkça söylemlerini yumuşatarak parti içi birlik vurgusuna ağırlık vermeye başlamıştır.
Bu değişim, CHP tabanının kayyım yönetimine gösterdiği direnç ve partinin geleneklerine bağlı kalarak çözüm üretme zorunluluğunun bir sonucudur. Tekin’in “dün dünde kaldı, bitti gitti” sözleriyle eski sert çıkışlarını geride bırakması da, nihayetinde partide çatlak değil, uzlaşı görüntüsü verme çabasının ağır bastığını göstermektedir.


