Emek Partisi, Erdoğan-Trump görüşmesine dair yaptığı açıklamada “Erdoğan’ın ‘Yerli ve milli’ alışverişi: İktidarda kalabilmek için ABD desteği karşılığında daha fazla bağımlılık” dedi.
Gözde Tüzer Korkmaz / Evrensel Gazetesi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği ve sonrasında pek çok anlaşma imzalanan görüşmeye dair Emek Partisi’nden (EMEP) bir açıklama geldi. Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan imzasıyla yayımlanan açıklamada “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti, Türkiye’de iktidarını devam ettirebilmek için ‘meşruiyet’ alma uğruna yeni tavizlerin verildiği bir ziyaret oldu” denildi.
Açıklamada “Yerli ve Milli” politika söylemiyle muhalefeti sıkıştırmaya çalışan Erdoğan’ın ABD ziyaretindeki “yerli ve milli” alışverişinin, “ihtiyaç duyduğu ‘meşruiyeti’ satın alabilmek için ülkenin ABD’ye daha fazla bağımlı hale geleceği kararlara imza atmak olduğu” vurgulanırken şöyle denildi: “Türkiye işçi ve emekçilerini, kurtuluşu ABD kapılarında gören ve kendi iktidarı için ülkeyi ekonomik ve siyasi açıdan daha da bağımlı hale getirmekten çekinmeyen Saray rejimine karşı mücadeleye çağırıyoruz. “
Menderes’in 66 yıl önceki ABD ziyareti hatırlatıldı
Emek Partisi’nin açıklaması şöyle:
“Dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in 66 yıl önceki ABD ziyareti sırasında, ABD Başkanı D. Eisenhower tarafından 9 Ekim 1959’daki kabulü sırasında, Menderes’e bir de imzalı fotoğrafını vermişti. Menderes’in takipçisi olan Erdoğan için de, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack’ın, görüşme öncesinde, Türkiye’yi ‘otokrasi’ ile yöneten Erdoğan’a ihtiyaç duyduğu ‘meşruiyeti’ vereceğini ifade ederek, eğlenceli bir üslupla, kendileri açısından ‘işlerin tıkırında’ gittiği mesajını vermişti. Barrack, ayrıca ‘en fazla F-16 alan ülke’ olduğunu ve Gazze soykırımının da tedarikçilerinden Amerikan silah tekeli Lockheed Martin’i ‘ayakta tuttuğunu’ söyledi.
ABD Başkanı Trump, Erdoğan’ı Suriye’de Esad’ın devrilmesine yol açan süreçteki rolüyle bir kez daha överken, ‘Türkiye Rusya’dan petrol almayı bırakmalı’ talimatını verdi. Trump tarafından sıcak karşılanmak için görüşme öncesinde ABD mallarına ek vergiyi kaldıran Erdoğan’ın Trump ile görüşmesi sırasında, Türk Hava Yolları (THY) için 200’den fazla Boeing 737 MAX ve 787 Dreamliner tipi yolcu uçağını kapsayan anlaşma imzalandı.
BOTAŞ, ABD ile yüksek hacimli LNG alım sözleşmesi imzalarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında doğalgaz anlaşmasının imzalandığını söyledi. Bayraktar, yapılan anlaşma kapsamında ABD’den temin edilecek doğalgazın bu kıştan itibaren Türkiye’de kullanılmaya başlanacağını belirtti.
‘Karlı bir meşruiyet alışverişi’
Türkiye’de, ikinci parti durumuna düşen ve iktidarda kalabilmek için muhalefete yönelik yargı sopasını kullanarak iktidarda kalabilme hesabını yapan Erdoğan’ın ihtiyacının ABD desteği olduğunu bilen ABD yönetimi, kendileri için karlı bir ‘meşruiyet alışverişi’ yaptı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Erdoğan’ın Trump tarafından kabulü öncesinde yaptığı, ‘Gerçek şu ki, bugün bile devam eden toplantılarımız var ve liderler bu toplantıların bir parçası olmak için adeta yalvarıyor. ‘Bizi de dahil edin, beş dakika el sıkışma imkânı sağlayın’ diye arıyorlar’ açıklamasıyla da bu bağımlılık ilişkisini, aşağılayıcı ifadelerle dile getirmişti.
İç politikada yaşadığı sıkışmışlıktan çıkmak ve bölgesel açıdan da ‘rol’ sahibi olabilmek için Trump’tan destek alabilmek adına, maliyeti Türkiye’de halkın daha da yoksullaşması ve bağımlılığın derinleşmesi anlamına gelen kararlara imza atan ‘Tek adam’ yönetimi, ABD’den mutlu dönerken, bu mutluluğun bedelini yine Türkiye’nin işçi ve emekçileri ödeyecektir. Daha fazla sömürü, daha fazla bağımlılık ve daha fazla baskıyla…
‘Saray rejimine karşı mücadeleye…’
‘Yerli ve Milli’ politika söylemiyle muhalefeti sıkıştırmaya çalışan Erdoğan’ın ABD ziyaretindeki ‘yerli ve milli’ alışverişi, ihtiyaç duyduğu ‘meşruiyeti’ satın alabilmek için ülkenin ABD’ye daha fazla bağımlı hale geleceği kararlara imza atmak oldu.
Denizler’in izinde emperyalist boyunduruktan kurtarılacak bir ülke mücadelesini yükseltmek, onun içerideki iş birlikçileriyle de mücadeleden geçiyor. Türkiye işçi ve emekçilerini, kurtuluşu ABD kapılarında gören ve kendi iktidarı için ülkeyi ekonomik ve siyasi açıdan daha da bağımlı hale getirmekten çekinmeyen Saray rejimine karşı mücadeleye çağırıyoruz.”


