
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan kriz dördüncü gününde bölgesel sınırları aşan bir boyuta ulaştı. Ortadoğu’daki çatışmalar Lübnan sınırına yayılırken, Uzak Doğu’dan gelen bir açıklama tansiyonu daha da yükseltti.
Kim Jong Un: “İran isterse füze veririz”
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, İsrail ve ABD’nin saldırıları altındaki İran’a açık destek verdi. İran’ın talep etmesi halinde füze tedarik edebileceklerini belirten Kim, “Onları (İsrail’i) yok etmek için tek bir füze yeterli” ifadelerini kullandı.
Pyongyang yönetimi daha önce de İran’a yönelik saldırıları “yasa dışı saldırganlık” ve “egemenlik haklarının ihlali” olarak nitelendirmişti. Açıklamada, ABD’nin uzun süredir devam eden tehditlerinin ardından yaşananların “öngörülebilir” olduğu savunuldu.
Bu sözler, bölgesel çatışmanın küresel bir cepheleşmeye dönüşme ihtimalini güçlendiren en sert çıkışlardan biri olarak değerlendiriliyor.
İran’dan misilleme: Riyad ve Dubai iddiası
İran Devrim Muhafızları, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki ABD Büyükelçiliği ile Dubai’de ABD askerlerinin bulunduğu bir bölgenin kamikaze İHA’larla hedef alındığını duyurdu.
Dubai’deki saldırıda 40 Amerikan askerinin hayatını kaybettiği, 70’inin yaralandığı iddia edildi. ABD ordusunun ise İran’da 1250’den fazla hedefi vurduğu öne sürülüyor.
Bu iddialar henüz bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil.
Çatışma Lübnan’a sıçradı
Israel Defense Forces (IDF), gece saatlerinde başkent Tahran’a yönelik yoğun bombardıman başlattığını açıkladı.
İsrail ile Hizbullah arasında Lübnan sınırında başlayan karşılıklı ağır ateş sonrası Lübnanlı yetkililer en az 52 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.
Husilerin de sürece dahil olabileceğine dair açıklamalar ve Kuzey Kore’nin sert çıkışıyla birlikte cephe hattı Ortadoğu’dan Uzak Doğu’ya uzanan geniş bir gerilim hattına dönüştü.
Küresel risk büyüyor

Sahadan gelen bilgilere göre İran’da hayatını kaybeden Amerikan askeri sayısının 6’ya yükseldiği belirtiliyor. Sivil ve askeri kayıpların binlerle ifade edildiği iddiaları uluslararası kamuoyunda ciddi endişe yaratmış durumda.
Washington ve Tel Aviv’in, Kuzey Kore’nin tehdidine nasıl yanıt vereceği merak konusu. Diplomatik kanalların devreye girip girmeyeceği ise önümüzdeki saatlerde netleşecek.
Kriz, yalnızca bölgesel bir askeri gerilim değil; enerji hatları, küresel ticaret yolları ve büyük güç dengeleri açısından da dünya siyasetini derinden sarsabilecek bir eşiğe dayanmış durumda.


