“Mutlak butlan” kararı Türkiye siyasetinde adeta fay hattını kırdı. CHP’nin 38. Kurultayı ve sonrasında oluşan yönetimin hukuken yok sayılmasını hedefleyen kararın ardından yalnızca CHP değil, ülkenin neredeyse bütün muhalefet dinamikleri ayağa kalktı.
AKP dışında, çok sayıda siyasi parti, sendika, meslek örgütü, baro, demokratik kitle örgütü ve insan hakları kuruluşu peş peşe açıklamalar yayımlayarak kararı “yargı darbesi”, “sivil siyasete müdahale” ve “halk iradesine saldırı” olarak tanımladı. CHP’nin il ve ilçe örgütleri, belediye başkanları ve milletvekilleri de ortak açıklamalarla Özgür Özel yönetiminin yanında olduklarını duyurdu; “Sarayın kayyum düzenini kabul etmiyoruz” mesajı verdi.
Kararın ekonomik etkileri de ilk saatlerden itibaren hissedilmeye başlandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamasına göre yalnızca ilk yarım saat içerisinde yaklaşık 10 milyar dolarlık rezerv yakıldı. Siyasi krizle birlikte piyasalarda büyük bir sarsıntı beklentisi oluşurken, gözler borsa ve döviz piyasalarında yaşanacak gelişmelere çevrildi. Muhalefet çevreleri, iktidarın siyasi müdahalelerinin yalnızca demokratik düzeni değil, ekonomik istikrarı da ağır biçimde tehdit ettiğini savunuyor.
Sokakta ise giderek büyüyen bir öfke dikkat çekiyor. Sendikaların, öğrenci hareketlerinin, demokratik kitle örgütlerinin ve çeşitli toplumsal kesimlerin yayımladığı açıklamalar, Gezi Direnişi öncesindeki toplumsal birikimi hatırlatan bir atmosferin oluştuğu yorumlarına neden oldu. Yıllardır biriken ekonomik kriz, kayyum politikaları, yargı müdahaleleri, ifade özgürlüğüne yönelik baskılar ve toplumsal kutuplaşmanın bu kararla birlikte yeni bir kırılma noktasına ulaştığı değerlendiriliyor.
CHP Genel Merkezi önünde toplanan kalabalığa seslenen Özgür Özel’in, meydandan yükselen “Genel grev, genel direniş” sloganlarına verdiği yanıt da dikkat çekti. Özel, “Gerekirse üretimden gelen gücümüzü kullanacağız” diyerek sendikal mücadele ve toplumsal direniş hattına işaret etti. CHP liderinin, “Çağrılan her yere gidin, meydanları boş bırakmayın” çağrısı ise önümüzdeki günlerde ülke genelinde kitlesel protestoların ve daha geniş bir toplumsal hareketliliğin yaşanabileceği yorumlarını güçlendirdi.
“Demokrasinin yanındayız”

Türkiye Barolar Birliği, yayımladığı açıklamada “mutlak butlan” kararını sert sözlerle eleştirdi. Açıklamada, yargının siyasal alanı dizayn etmeye yönelik araç haline getirildiği belirtilerek, “Demokrasinin, düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda sadece yaşam ve sağlık hakkı değil hiçbir temel hak ve özgürlük söz konusu edilemez” denildi. Kararın yalnızca CHP’yi değil, yurttaşların seçme ve seçilme hakkını hedef aldığı vurgulandı.
“Hukuksuzluğun kurumsallaşmasına izin vermeyeceğiz”
Yeşil Sol Parti yaptığı açıklamada kararın demokrasiye yeni bir müdahale anlamına geldiğini belirtti. Parti, “Demokrasinin en temel ilkelerinden biri, halkın ve siyasi partilerin kendi iradeleriyle özgürce karar verebilmesidir” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Kayyım politikalarının derinleşmesi” eleştirisi yapılarak muhalefeti hedef alan baskıların toplumsal barışı tehdit ettiği savunuldu.
“Mutlak butlan kararı kabul edilemez”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz imzasıyla yayımlanan açıklamada, kararın demokratik süreçlere ağır müdahale olduğu ifade edildi. TMMOB, “Cumhuriyet Halk Partisi kurultayına ilişkin ‘mutlak butlan’ kararı hukuki krizin yeni bir boyutudur” değerlendirmesinde bulundu. Açıklamada yargının siyasal iktidarın ihtiyaçlarına göre hareket ettiği savunularak, “Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz” mesajı verildi.
“Saray kayyumuna direneceğiz”

Türkiye İşçi Partisi ise kararı “Saray rejiminin yeni müdahalesi” olarak değerlendirdi. Açıklamada, “Bu karar hukuki terimlerle açıklanamayacağı gibi mevcut siyasi partiler düzenini tamamen kaosa sürükleyebilecek niteliktedir” denildi. TİP, muhalefete yönelik baskıların demokratik siyaseti tasfiye etmeyi amaçladığını savunarak tüm toplumsal kesimleri dayanışmaya çağırdı.
“Muhalefeti bölüp parçalamaya çalışıyorlar”
SOL Parti açıklamasında kararın yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’deki demokratik mücadeleye yönelik olduğunu belirtti. Parti, “Saray rejimi ve aparatlarının kirli operasyonları, hile ve tuzakları milyonların iradesi karşısında ezilip gidecektir” ifadelerini kullandı. Açıklamada, toplumsal muhalefetin ortak mücadele zemininde birleşmesi çağrısı yapıldı.
“Faşizmin inşasına karşı birleşik mücadele”
Emek Partisi Ankara İl Örgütü tarafından yapılan açıklamada ise CHP Genel Merkezi önünde mücadele çağrısı yapıldı. “CHP’ye mutlak butlan” başlıklı açıklamada, yaşanan sürecin yalnızca bir partiye değil, halkın siyasal iradesine dönük olduğu ifade edildi. Emek Partisi, demokrasi güçlerinin ortak direniş hattı oluşturması gerektiğini savundu.
“Demokrasinin yanındayız”

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi de “mutlak butlan” kararına sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, Türkiye’nin demokrasi tarihinin darbeler, muhtıralar ve kayyum uygulamalarıyla defalarca yara aldığı belirtilerek, son kararın da siyasal iradeye yönelik yeni bir müdahale olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Sandıkla gelen irade, mahkeme kararlarıyla siyaset dışı ilan edilmek istenmektedir. Bu durum sadece siyasete değil, halkın tercih hakkına yapılmış bir müdahaledir” denildi. TTB ayrıca, düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda hiçbir temel hakkın güvende olmayacağını ifade ederek, antidemokratik müdahalelere karşı demokrasi safında olduklarını duyurdu.
“Siyasal hayata yargı müdahalesi kabul edilemez”

İstanbul Barosu da CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararına ilişkin sert bir açıklama yayımladı. Baro, kararın yalnızca bir siyasi partiye yönelik hukuki işlem olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun “doğrudan demokratik anayasal düzene yönelik açık bir müdahale” olduğunu vurguladı. Açıklamada, siyasi partilerin kongre ve kurultay süreçlerinin seçim hukukunun ayrılmaz bir parçası olduğu hatırlatılarak, seçim kurullarının denetiminden geçmiş siyasal iradenin sonradan “mutlak butlan” kavramıyla hükümsüz sayılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi.
İstanbul Barosu ayrıca, bu kararın yalnızca CHP’nin değil, Türkiye’deki çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliğinin ve seçme-seçilme hakkının geleceğini tehdit ettiğini belirterek, “Yargının siyasal alanı dizayn etme aracına dönüştürülmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” mesajı verdi.
“Mutlak butlan kararı açık bir darbedir”

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu da CHP kurultayına ilişkin “mutlak butlan” kararına tepki gösterdi. KESK’in sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, iktidarın muhalefeti etkisizleştirmek ve toplumsal muhalefeti sindirmek amacıyla bir kez daha yargı sopasına sarıldığı belirtildi. Açıklamada, “İstinaf mahkemesinin bugün CHP kurultayına yönelik ‘mutlak butlan’ kararı, demokratik siyasete vurulmuş açık bir darbedir” denildi.
KESK ayrıca, kararın halk iradesini gasp eden kayyum politikalarının yeni bir örneği olduğunu savunarak, “Yargının siyaseti tasarlama çabalarına, irade gasplarına ve antidemokratik müdahalelere karşı demokrasi, adalet ve halkın iradesini savunmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Bugün yan yana durmaktan başka seçenek yok”

Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) de CHP kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına karşı kapsamlı bir açıklama yayımladı.
Sendika, kararın yalnızca CHP’nin iç meselesi olmadığını, tüm toplumsal muhalefeti hedef alan daha geniş bir siyasal müdahalenin parçası olduğunu belirtti. Açıklamada, iktidarın seçim tekrarları, kayyum atamaları, OHAL uygulamaları ve yargı müdahaleleriyle iktidarını korumaya çalıştığı savunularak, “Kontrol edemediği muhalefeti zor yoluyla sindirmek isteyen tek adam iktidarının saldırısı; sendikaları, emek güçlerini ve mücadele eden tüm kesimleri kapsamaktadır” denildi.
BİRTEK-SEN ayrıca işçi hareketi, sendikalar ve demokratik kamuoyuna “yan yana ve birleşik mücadele” çağrısı yaparak, baskılara karşı ortak direnişin büyütülmesi gerektiğini vurguladı.
“Mesele Türkiye’nin demokrasi meselesidir”

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu da CHP kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına tepki gösterdi. Parti açıklamasında kararın, “hukuk ve adaletle bağdaşmayan, siyaseti yargı eliyle dizayn etmek isteyen bir siyasi baskı operasyonunun parçası” olduğu belirtildi.
DEM Parti, demokratik siyasete yönelik müdahalelere karşı halk iradesinin yanında olduklarını vurgulayarak, kararın toplumsal barışı ve demokratik toplum sürecini gölgelediğini ifade etti. Açıklamada ayrıca, “Toplumda kutuplaşmayı artıran, iç barışı tahrip eden uygulamalar güven bunalımını artırır” denilerek, yaşanan sürecin yalnızca CHP’yi değil Türkiye’deki demokrasi ve hukuk düzenini ilgilendirdiği kaydedildi. DEM Parti, “Bu hukuk ve adalet dışı uygulamalara derhal son verilmelidir” çağrısında bulundu.
“Kayyumları da butlanları da tanımıyoruz”

Çağdaş Hekimler de yayımladığı görselle “mutlak butlan” kararına tepki gösterdi. “Kayyumları da butlanları da tanımıyoruz” sloganının yer aldığı paylaşımda, yargı müdahaleleriyle siyasal alanın yeniden dizayn edilmek istendiğine dikkat çekildi.
TTB bayrağının yoğun gaz bulutu içinde taşındığı görselle verilen mesajda, demokratik iradeye yönelik müdahalelere karşı toplumsal direniş ve dayanışma vurgusu öne çıktı. Çağdaş Hekimler, paylaşımında kayyum politikaları ile “mutlak butlan” kararını aynı antidemokratik çizginin parçası olarak değerlendirdi.
“Mutlak butlan kararı sivil siyasete yapılmış bir darbedir”
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi de CHP kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına sert tepki gösterdi. İHD, kararın sivil siyasete, seçme-seçilme hakkına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale olduğunu belirterek, “Halkın iradesiyle seçilmiş yöneticilerin mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılması, seçme ve seçilme hakkına vurulmuş ağır bir darbedir” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, kararın yalnızca CHP’nin iç meselesi olmadığı, seçim hukukunun temel güvencelerini de tartışmalı hale getirdiği vurgulanırken, YSK kararlarının fiilen yok sayıldığı belirtildi.
İHD ayrıca, otoriter yönetimin artık yargı eliyle siyasal partileri dizayn etmeye yöneldiğini savunarak, siyasi partilerden sendikalara kadar tüm seçilmiş yapıların tehdit altında olduğunu ifade etti ve yargıyı “bu büyük yanlıştan dönmeye” çağırdı.
“Yargı eliyle siyasi alana müdahale kabul edilemez”
Türkiye Barolar Birliği de CHP kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına karşı açıklama yayımladı. TBB, kararın yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye’deki çoğulcu demokratik düzeni doğrudan etkilediğini belirterek, “Yargı eliyle siyasi alana doğrudan müdahale görüntüsü ortaya çıkmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamada, devam eden ceza yargılamaları sonuçlanmadan siyasi sonuç doğuracak tedbir kararları verilmesinin hukuk devleti ilkesini zedelediği vurgulandı.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan da yaptığı paylaşımda, siyasi partiler arasındaki rekabetin dış müdahalelerden uzak ve demokratik esaslara uygun işlemesi gerektiğini belirterek, “Yargısal tasarrufların serbest rekabeti şekillendirecek bir fonksiyon görmesi anayasal sistemimize onarılması güç zararlar verir” ifadelerini kullandı.
“Birleşik demokrasi mücadelesini büyütmeliyiz”
Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) da CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararını “yargı darbesi” olarak nitelendirdi.

Yapılan açıklamada, CHP yönetimini görevden alan ve eski yönetime dönüşü hedefleyen hukuki adımların yalnızca bir partiye değil, toplumsal muhalefetin bütününe yönelik olduğu belirtildi.
SODAP, yargı eliyle siyasal alanın yeniden dizayn edilmek istendiğini savunarak, “Bu hamle karşısında kafa karışıklığına düşen ve demokrasinin savunulması görevinden imtina eden iktidar ve tek adam rejimi karşısında zayıf bir görüntü sergilemektedir” ifadelerini kullandı.
Açıklamada ayrıca, baskı ve kayyum politikalarına karşı birleşik demokrasi mücadelesinin büyütülmesi çağrısı yapılarak, “Faşizmin oyunlarını bozabilecek tek güç birleşik demokrasi mücadelesidir” denildi.
“Bu karar demokrasi ve hukuk nezdinde yok hükmündedir”

Haber-Sen de CHP kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına sert tepki gösterdi. KESK’e bağlı sendika tarafından yapılan açıklamada, iktidarın ekonomik kriz ve toplumsal muhalefet karşısındaki zayıflığını gizlemek için yargıyı yeniden “sopa” olarak kullandığı belirtildi. Açıklamada, “Mutlak butlan kararı yalnızca bir siyasi partiye değil, bu ülkedeki demokratik siyasete ve özgürlüğe vurulmuş açık bir darbedir” denildi.
Haber-Sen, kayyum politikaları ile yargı müdahalelerinin aynı vesayetçi anlayışın ürünü olduğunu savunarak, “Sipariş davalarıyla, talimatlı kararlarla halkın iradesi zincire vurulamaz” ifadelerini kullandı. Sendika ayrıca, basının susturulmasına, sendikal örgütlenmenin engellenmesine ve halk iradesine yönelik müdahalelere karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” mesajı verdi.
“Demokrasiye ve halkın iradesine yönelik müdahaleyi kabul etmiyoruz”

Birleşik Metal-İş Sendikası da CHP kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına tepki gösterdi.
Sendika tarafından yapılan açıklamada, yargının siyasi iktidarın aracı haline getirilmesinin demokratik siyasetin tasfiyesi anlamına geldiği belirtildi. Birleşik Metal-İş, “Mutlak butlan kararı halkın iradesine yönelik antidemokratik bir müdahaledir” ifadelerini kullanarak, kayyum anlayışına ve irade gasplarına karşı demokrasi ve halkın seçme hakkını savunmaya devam edeceklerini duyurdu. Açıklamada ayrıca, yargı eliyle siyaseti dizayn etme girişimlerinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.
“Mutlak butlan kararı demokrasiye indirilmiş darbedir”

Eğitim-İş Genel Merkezi de CHP kurultayına ilişkin verilen “tedbirli mutlak butlan” kararına sert tepki gösterdi. Sendika açıklamasında, iktidarın siyaseti halk iradesinin tecelli ettiği meşru bir alan olmaktan çıkarıp yargı eliyle dizayn edilen bir zemine dönüştürdüğü savunuldu.
Eğitim-İş, kararın doğrudan demokrasiye ve halkın iradesine yönelik bir müdahale olduğunu belirterek, “Siyaset meydanında yenemeyen iradeyi mahkeme salonlarında boğma girişimidir” ifadelerini kullandı.
Açıklamada ayrıca, belediyelere yönelik kayyum atamaları, siyasi yasak girişimleri ve yargı operasyonlarının aynı siyasal hattın parçaları olduğu belirtilirken, “Yargı sopasıyla yaratılmak istenen korku iklimine rağmen demokrasi mücadelesinden geri adım atmayacağız” denildi.

