Atatürk Görseli
CUMHURİYETİMİZİN 102. YILI KUTLU OLSUN!

LeMan Dergisi önünde 30 Haziran’da düzenlenen gösteri sırasında dergi binasına yönelik saldırıya tepki gösterdiği gerekçesiyle 4 Temmuz’da tutuklanan akademisyen Aslı Aydemir, 195 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmişti. Aydemir, olaydan 223 gün sonra ilk kez hâkim karşısına çıktı.

“Görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya çok sayıda gözlemci, akademisyen ve Aydemir’in yakınları katıldı.

“Şikâyetçi polis memurunu ilk kez burada görüyorum”

Savunmasına kimliğini ve mesleğini anlatarak başlayan Aydemir, psikoloji alanında akademisyen ve terapist olduğunu, farklı üniversitelerde ders verdiğini, tutuklandığı sırada İstinye Üniversitesi’nde çalıştığını, yakın zamanda kamu personeli olarak Dicle Üniversitesi’nde göreve başlayacağını söyledi.

Şikâyetçi polis memurunun yüzünü ilk kez duruşma salonunda gördüğünü belirten Aydemir, polis olduğunu bilerek kasten yaralama suçlamasını kabul etmediğini ifade etti.

Olay gecesi ne oldu?

Aydemir, 30 Haziran akşamı eşiyle Taksim’de buluştuklarını, Mis Sokak’ta LeMan Dergisi’nde yayımlanan bir karikatür nedeniyle dergi binasına saldırı olduğunu o sırada öğrendiklerini anlattı.

Saldırgan grubun kendilerini “Müslümanlar” diye tanımlayarak slogan attığını söyleyen Aydemir, buna karşılık “Filistin’e gidin, yanlış yerdesiniz” dediğini, amacının İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına verilen tepkilerdeki çelişkiye dikkat çekmek olduğunu ifade etti.

Aydemir, sözlerinin ardından hakarete uğradığını, üzerlerine yüründüğünü ve linç girişimi yaşandığını öne sürdü.

“Bardağı değil, içeceği savurdum”

Kendini ve eşini korumak amacıyla elindeki birayı kalabalığa doğru savurduğunu belirten Aydemir, özellikle bardağı değil içindeki içeceği savurduğunu vurguladı: “Kimseyi hedef almadım, kimseyi yaralamaya niyet etmedim. Böyle bir riski saldırıya uğrayan biri olarak öngöremezdim.”

Eşinin darp edildiğini, üzerlerine şişeler atıldığını ve olayın görüntülerle sabit olduğunu savunan Aydemir, şikâyetçi polis memurunun yaralanmasını “talihsiz bir iş kazası” olarak değerlendirdi.

“Tutukluluğumun hakikatle ilişkisi yok”

Aydemir, tutuklandıktan sonra polis memurunun şikâyet dilekçesini okuduğunu ve dilekçedeki bazı ifadelerin gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürdü.

Şikâyetçi polis memurunun ifadesinde “alkol” vurgusu yaparak olayın çerçevesini değiştirmeye çalıştığını savunan Aydemir, şunları söyledi: “En temel ilkelerinden biri ‘önce zarar verme’ olan bir mesleği icra ederken böyle bir suçlamayla karşılaşmak ağır bir yük. Vicdanen çuvaldızı kendime batırabilirim ama şikâyetçi polis memurunun kendisine toplu iğneyi bile çevirmediğini görüyorum.”

Aydemir, suçlamaları kabul etmediğini belirterek beraatini talep etti.

Polis memuru: “Bardak kolumda patladı”

Şikâyetçi polis memuru Mustafa Ö. ise olay tarihinde Güvenlik Şube Müdürü olduğunu belirterek, Aydemir’in bira bardağını kaldırmasının ardından olayın büyüdüğünü, araya girdiği sırada bardağın kolunda patladığını söyledi.

Elinde işlev kaybı oluştuğunu ifade eden polis memuru, davaya katılma talebinde bulundu.

Mahkemeden ara karar

Mahkeme heyeti: Müştekinin davaya katılma talebini kabul etti. Elinde kalıcı işlev kaybı olup olmadığının tespiti için adli rapor alınmasına karar verdi. Olay anına ait görüntülerin bilirkişiye gönderilmesine hükmetti.

Dosyadaki eksiklerin tamamlanması için duruşma 23 Haziran saat 11.40’a ertelendi.

Süreç ne anlama geliyor?

Aydemir’in 195 günlük tutukluluğu ve ilk duruşmanın 223 gün sonra yapılması, ifade özgürlüğü ve tutukluluk tedbirinin ölçülülüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Dava, hem akademik çevreler hem de basın ve ifade özgürlüğü alanında çalışan hukukçular tarafından yakından izleniyor.

Exit mobile version