Tuzla Belediye Meclisi’nin 7 Eylül 2026 tarihli oturumunda CHP Grup Başkanvekili Ali Ekber Kızılkan, kürsüye çıkıp AKP’ye transfer olan Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl’e sözde hesap sordu, sözde fırtınalar kopardı. Kızılkan kürsüde esip gürlerken, “Bize yalan söyledin, bizi oyaladın, suç duyurularını göster de görelim, 2,5 yıldır bizi uyuttun” tiratlarıyla muhalefet destanı yazdığını zannetti. Ancak bu “gecikmiş”, “göstermelik” ve siyasi basiretsizlikle malul sahte öfke, yakın geçmişin belgeleri yan yana konulduğunda sadece tek bir kavrama karşılık geliyor: Kızılkan’ın Siyasi Sefaleti!

Dün “Akıl ve Vicdandan Uzak” Dediğin Haberin Bugün Sözcüsü Mü Oldun?
Gelin hafızaları tazeleyelim… Çağdaş Tuzla, BirGün ve T24 gibi basın kuruluşlarının Tuzla’daki imar usulsüzlüklerini, Tepeören Hobi Bahçeleri üzerindeki kaçak villaları ve Meclis’e getirilen meşrulaştırma tekliflerini belgeleriyle haberleştirerek ortaya koyduğu günlerde Ali Ekber Kızılkan ne yapıyordu?
Kızılkan, bizzat basılı açıklama yayımlayıp; kendi grubunu da kışkırtıp kamuoyunu bilgilendiren gazetecileri hedef alıyor; “Haberler tamamen gerçek dışıdır, akıl ve vicdandan uzaktır” diyerek Eren Ali Bingöl’e siper oluyordu. Dahası da var! “Başkanımız Eren Ali Bingöl ile Meclis Grubumuz arasında görüş ayrılığı ve gerilim yoktur, büyük bir uyum içerisindedir” “Zaten imar artışı teklifini de kendisi geçirtmedi” duyurusuyla o meşum uygulamaların altına imzasını basıyordu.
Şimdi sırası, sormak hakkımız değil mi Sayın Kızılkan:
- Dün basının kamuoyunu uyandırmak için kaleme aldığı belgelere “Akıl dışı, yalan” derken mi doğruyu söylüyordunuz, yoksa bugün kürsüde “Bizimle grup toplantılarında bunu konuştun, bizi oyaladın, yalan söyledin” derken mi?
- Gazeteciler Tuzla halkının hakkını savunurken siz Eren Ali Bingöl’ün noterliği ve koruma kalkanlığı görevini yürütüyordunuz. O günlerde akıl ve vicdandan bahsederken, kendi grup başkanvekilliği sorumluluğunuzun gereği olan denetim görevini ne yaptınız?
- Hadi siz yapmadınız. Bu görevi el yordamıyla yapmaya çalışan biz gazetecilere her şeyi bilmenize rağmen akılsızlık, yalancılık ve vicdansızlık ile rahatça “hangi vicdanla” suçlayabildiniz. Ve dahası kamuoyunu da kendinize inandırmaya çalıştınız?

—-Biz ne diyorduk 2.5 senedir? Bizi uyutuyor bu başkan diyorduk!
2,5 Yıl “Korkuluk” Muydunuz, Grup Başkanvekili Mi?
Kürsüdeki konuşmasında “45 günde çözeceğim dedin, 2 ay sonra çözeceğim dedin, bizi uyuttun Sayın Başkan” diye sitem eden bir Grup Başkanvekili profilinden daha trajikomik bir şey olamaz!
Siz muhalefetin veya iktidarın grup başkanvekili olarak mecliste korkuluk olarak mı oturdunuz, yoksa halkın iradesini temsil eden bir meclis üyesi olarak mı? İki buçuk yıl boyunca bir belediye başkanı sizi adım adım uyuturken, dernek dernek gezip partinizin altını oyan adımlar atarken, “suç duyurusu yapıyorum” deyip hiçbir evrak sunmazken siz neredeydiniz?
O günlerde soru sormayan, “Nerede bu suç duyuruları Sayın Başkan?” demeyen, aksine haberi yapan gazetecilere “akıl dışı” yaftası vuran siz; Başkan AKP’ye geçip koltuğu elinizden kaydırınca mı “suç duyurusu” takipçisi olmaya karar verdiniz? Bu durum, basiretsizliğin ve denetim görevini sıfırlayan bir siyasi iş bilmezliğin açık bir resmidir.

“Uyum İçindeyiz” Bildirilerinden; Kürsüdeki Tiyatroya…
Kızılkan mecliste, “Sana inanan 84 bin seçmenden bir özür dahi dilemedin, geldin bizi dövmeye kalktın” cümleleriyle hepimizin duygularını kasıyor. Oysa Tuzla halkına ve 84 bin seçmene en büyük özür borcu olanlardan biri de Ali Ekber Kızılkan’ın kendisidir!
Başkan’ın her attığı adıma “büyük bir uyum içindeyiz” diye kefil olan, kamuoyuna yanlış bilgi pompalanmasına ortaklık eden, imar usulsüzlüklerine karşı uyaran basını “yalancılıkla” itham eden bir grup başkanvekili, Başkan karşı mahalleye geçince sütten çıkmış ak kaşık olamaz.
Günün sonunda tablo net: Ali Ekber Kızılkan, dün basının uyarılarına bile bile kulak tıkamış, Eren Ali Bingöl’ün önünde kalkan olmuş, bugün ise o kalkanın altında ezilmiş bir siyasetçinin trajedisini sergilemektedir. Bu saatten sonra kürsülerde yükseltilen sesler ve sorulan “Nerede suç duyurusu?” soruları, geçmişteki o utanç verici aklama bildirisinin üzerini örtmeye yetmez!

Ülkü İnanlı, Filiz Akyol Akar, Birsen Tuğsel, Gamze Munzur, Kubilay Yıldız, Hakan Keleş, Ekin Gökmen ve Kenan Albayrak’ın İlkeli Duruşu Karşısında Kızılkan’ın Sefaleti!

Meclis salonunda CHP meclis üyeleri Ülkü İnanlı, Filiz Akyol Akar, Birsen Tuğsel, Kenan Albayrak, Kubilay Yıldız, Ekin Gökmen, Hakan Keleş ve diğer CHP’li meclis üyelerinin sergilediği tavır ile Ali Ekber Kızılkan’ın duruşu arasındaki zıtlık, hakiki bir muhalefet anlayışı ile kişisel koltuk kaygısının farkını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Filiz Akyol Akar kürsüden “Hizmet için parti değiştirilmez, kamu hakkı iktidarın babasının malı değildir” diyerek imar rantının ve Hobi Bahçeleri’ndeki kaçak villaların hesabını sorarken; Birsen Tuğsel: “Seçildiğiniz ilk gün kapı kapı dolaşan gençlerin, helal oyların hakkını hiçe saydınız, bu koltuk şahsi mülkünüz değildir” haykırışıyla halkın iradesini tavizsiz şekilde savunuyor.
Aynı şekilde Kenan Albayrak ve Ülkü İnanlı meclis sıralarında ve komisyonlarda imar yolsuzluklarının, 154 kaçak villanın ve halkın gasp edilen hakkının takipçisi olarak ilkesel, net ve omurgalı bir muhalefet yürütüyor.

Buna karşın CHP Grup Başkanvekili Ali Ekber Kızılkan’ın yaklaşımı, arkadaşı olan bu meclis üyelerinin dik duruşunu adeta etkisizleştiren bir “eski dost sitemine” dönüşüyor. Diğer üyeler rantı ve parti değişimini doğrudan sorgulayıp halk adına hesap sorarken, Kızılkan’ın Eren Ali Bingöl ile kurduğu girift ilişkileri açığa vuran “uzlaşmacı“, pasif ve zamanında gerekli uyarıları yapmadığını hissettiren tavrı, ilkeli muhalefet yapan meclis üyelerinin emeğini de gölgeliyor.

“Sert Muhalefet” Maskesi Altında Siper Olmanın ve Çaresizliğin İtirafı
Meclis kürsüsünde esip gürlemeye çalışan Ali Ekber Kızılkan’ın ses tonuna ve kullandığı ifadelere bakıldığında, ilkeli bir muhalefet duruşundan ziyade derin bir çaresizlik göze çarpıyor. “Bize bu kadar sert davranma, akşam evde videoyu bir izle” veya “32 yıl sonra bir irade teslim edilmiş, bizi de anlayın, bizim elimizi sıkmadın.” sözleriyle sergilediği sitemkâr tavır; halkın kandırılmasına duyulan hakiki bir öfkeyi değil, koltuğu kaybetmiş olmanın getirdiği bir “eski dost” ezikliğini ele veriyor.

Bingöl’ün AKP’ye geçiş sürecini baş başa görüşmelerde öğrendiğini, ” Yanımda kimseyi götürmüyorum. 45 günde bu işi çözüp siyaseti bırakacağım dedin” diyerek başkanın kendisiyle bir “helalleşme” gerçekleştirdiğini ve başkanın dernek dernek dolaşıp hazırlık yaptığını kendi ağzıyla itiraf eden Kızılkan, bu kirli pazarlıklara vaktinde seyirci kalıp partisini ve kamuoyunu uyarmayarak yaşanan siyasi kırılmanın en büyük pasif aktörlerinden biri olduğunu tescilliyor.
*****
Çağdaş Tuzla Notu:
Bizi, yalan haber yapmakla suçladığı basın duyurusundan dolayı bir küçük özür beklerken, bir de baktık ki; eski AKP’li Belediye yönetiminin önemli isimlerinden Şadi Yazıcı’nın 15 yıl imardan sorumlu kara kutusu Serhan Kural, Kızılkan’a öyle bir soru yöneltti ki bizim yazabileceğimiz hiçbir hiciv onun birkaç kelimesi kadar etkili olamazdı:
“Ali Ekber Bey ses ver, bilmeden mi paylaştın?”

Düşünün. Bizim “gerçek dışı, akıl ve vicdandan uzak” haber yaptığımızı söyleyen CHP Grup Başkanvekiline bu kez eski AKP’li yönetimin önemli bir ismi hesap soruyor: “Bilmeden mi paylaştın?” İnsan böyle bir soru karşısında en azından, “Bir dakika kardeşim, sen kiminle konuşuyorsun?” der. Biz bekledik. Bir gün geçti. İki gün geçti. Hafta geçti. Hem hobi bahçeleri hem de emsal tranferleri konusunda aba altından sopa gösteren ve bunları sosyal medyasında aleni paylaşan Serhan Kural’a yöneltilmiş bir söz bulamadık. Neden acaba? Neden Serhan Kural Ali Ekber Kızılkan’a aba altından sopa gösteriyor? Biz anlayamadık? Anlayan bize anlatsın!

Serhan Kural tekrar seslense belki yankı gelecek:
“Ali Ekber Beyyy…”
Dağlardan cevap:
“…Ekber Beyyy…”
“Serhan Kural ‘Bilerek mi paylaştın?’ diye soruyor, Ali Ekber Bey’den ses yok. Sanırsın telefon çekmiyor, sanırsın uzay boşluğundayız. İnsan hiç değilse ‘Yanlışlıkla gruba attım kardeş’ der, onu bile diyemedi!”
Ama Ali Ekber Bey’den hâlâ ses yok.
Biz de ondan saf saf hangi hatırlı kişilere ” Hobi Villalarını” satmışlar; listesini açıklamasını bekliyoruz?

