Foton hızında AKP’ye ışınlanan “Kütlesiz Başkan’ın” ardına bakmadan terkettiği, Grup Başkan Vekili Ali Ekber Kızılkan’ın elinde patlayan bir basın açıklamasının hazin ve biraz da komik hikayesi…
Halil Özen
Bazı siyasi açıklamalar vardır, yayımlandığı gün okunur, ertesi gün unutulur. Bazıları vardır, zaman geçtikçe değer kazanır ya da kaybeder. Ama asla unutulmazlar. İyi ya da kötü hep anılırlar. Ali Ekber Kızılkan’ın açıklaması işte öyle bir açıklama. O adeta yıllandırılırken sirkeleşmiş bir şarap gibi her geçen gün daha da önemli hale gelecek, hep önümüze çıkacak ileride kitaplara girecek; ders olarak okutulacak bir siyasi belge. Çünkü zaman geçtikçe başka bir cümlesi anlam kazanıyor, başka bir iddiası hayatın gerçekleriyle çarpışıyor.

Bugün artık bu açıklamayı okumak için yanınıza biraz patlamış mısır alın; rahat bir koltuğa oturun ve tarihin mizah duygusuna teslim olun.
Her şey bizim “Hobi Bahçeleri” haberimizden sonra başladı. Çağdaş Tuzla olarak özetle dedik ki: Arkadaşlar, burada “hobi bahçesi” diye başlayan hikaye artık Tuzla halkının doğa ile baş başa kalacağı bir mutluluk hikayesi değil. “Ortada 153 villa, ticari alanlar, hatırlı kişilere satışlar, plan değişikliği, emsal artışı ve bütün bunların yeni bir planla yasallaştırılması tartışması var. CHP’li Başkan Eren Ali Bingöl, AKP’nin kendisine verdiği görevlerden birini bu teklifiyle yerine getirmeye çalışıyor. Partisini, iş bitirici “Başarılı bir başkan” olarak değiştirmek istiyor.” Ama beklentisi, namuslu CHP’li Meclis Üyelerinin direnişiyle karşılaştı.” Ve başaramadı.”
Ve kıyamet koptu.
Karşımıza kim çıktı? CHP Tuzla Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Ali Ekber Kızılkan.
Yani sokaktan geçen vatandaş değil. Belediyede olup bitenleri kahveden dinleyen biri değil. 31 Mart seçimlerinde CHP’nin 32 yıl sonra Tuzla Belediyesi’ni kazanmasının ardından Belediye Meclisi Grup Başkanvekilliği koltuğuna oturan, Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl’ün en yakınındaki siyasi isimlerden biri. Başkanın hemşerisi. Kankası. Tuzla iktidar siyasetinin ilk beşteki adamlarından biri.
Kısacası Tuzla Belediyesi’nde olup bitenler konusunda “Ben bilmiyordum” deme lüksü olmayan biri. Üstelik seçimden sonraki yaklaşık iki buçuk yıllık dönemde, 32 yıllık eski belediye yönetiminden devralınan belediyede karşılaşılan sorunlar konusunda Tuzla halkının karşısına çıkıp kapsamlı bir açıklama yaptığını da hatırlamıyoruz. Basını toplayıp “Biz belediyeyi devraldık, şu dosyalarda şunlarla karşılaştık” dediğini de…
Alanında uzman TMMOB’a bağlı odaların Mimarlarını, Şehir Plancılarını, Mühendislerini, Tabipler Odasını, Çevre Uzmanlarını çağırıp şu dosyaları bi inceleyin, bir çevre, bir imar raporu hazırlayın bi bakın bakalım bizden öncekiler neler yapmış; biz de ona göre hangi önlemleri alabiliriz; Tuzla halkını hangi tehlikeler bekliyor dediğini de duymadık.
Biz Hayali Emsal Transferleri dosyasını açarken de ortalarda yoktu; susanlar ve susturulanlar arasındaydı. Hobi Bahçeleri dosyasını yazarken de.
Ama ne zaman biz Eren Ali Bingöl’ü sorgulamaya başladık, Ali Ekber Kızılkan birden kamuoyunun karşısına cevval bir siyasetçi olarak çıktı. Hem de gazetecilik tarihimize geçecek şu ağır ifadelerle: Çağdaş Tuzla’yı, “Tamamen gerçek dışı, akıl ve vicdandan uzak iddialar…” taşıyan yani yalan haberler yapmakla suçladı.
Vay arkadaş! Vay ki ne vay!
Biz de bir an düşündük. “Acaba aklımızı ve vicdanımızı nerede düşürdük?” diye her yerimizi yokladık. Meğer ikisi de yerindeymiş. Asıl kayıp eşya başka yerdeymiş.
Meğer 153 villa da “rutin faaliyet”miş!
Kızılkan açıklamasında hobi bahçeleri meselesini şöyle tarif ediyordu: “İlgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmek üzere Belediye Meclisi’nin gündemine alınmış bir planlama çalışmasından ibarettir.” Bak sen şu işe! “Bir planlama çalışmasından ibaret.” Ne kadar huzur verici bir cümle. Hele bir de bu cümleyi Kızılkan söylemişse…Tertemiz, pırıl, pırıl…

153 villa mı? Planlama çalışması. / Hobi bahçesinden konut alanına geçiş mi? Planlama çalışması. / Emsal artışı mı? Planlama çalışması. / Yapılmış yapıların yeni planla uyumlu hale getirilmesi tartışması mı? O da herhalde “ilgili mevzuat”.
Bu “ilgili mevzuat” denilen şey gerçekten büyük nimet. Türkiye’de hangi tartışmalı imar dosyasını açsanız içinden çıkıyor.
Bir sabah kalkmışsınız yeşil alan gitmiş: İlgili mevzuat. / Emsal büyümüş: İlgili mevzuat. / Plan değişmiş: İlgili mevzuat. / Tuzla’nın bağrına 10.000 yasadışı konut saplanmış: İlgili mevzuat / Hobi bahçesinden villa sitesi çıkmış: İlgili mevzuat.
Zaten çok az kalmıştı; Tuzla’nın üzerine gökdelenler dikmeye onun da açıklaması Ali Ekber Kızılkan için hazırdı: “Arkadaşlar panik yapmayın. İlgili mevzuat çerçevesinde gökyüzünün değerlendirilmesinden ibarettir.” Başkanımız ve biz birlik, beraberlik, bütünlük ve anlayış birliği içindeyiz. Partimiz güçlüdür.Kimse bize toz konduramaz. Siz bakmayın o yalancı gazetecilere, Tuzlanın mutluluğu için vardık; varız; varolacağız!!!
Reddedecektiniz de niye getirdiniz?
Fakat açıklamanın şaheseri biraz sonra geliyor: “Söz konusu teklif bizzat Belediye Başkanımızın talebi doğrultusunda Belediye Meclisi’nde reddedilmiştir.” İşte burada insanın zihninde küçük bir zil çalıyor. Ding!
Bir dakika Ali Ekber Bey… Bu teklif Belediye Meclisi’ne nasıl geldi? Başkanın bilgisi dışında mı geldi? Madem Başkan Eren Ali Bingöl bu teklifin reddedilmesini istiyordu, teklif niçin kendi oluruyla belediye mekanizması içinde hazırlanıp gündemini kendisinin belirlediği meclis’in önüne kadar gelebildi?
İnsan istemeden düşünüyor: Lokantaya gidip garsona, “Bana bir İskender getir ama sakın getirme” demek gibi bir şey bu. Sonra İskender masaya gelince de “Gördünüz mü, ben zaten yemeyecektim!” Hayır, biz gördük de lokantaya kadar neden gidildi, İskender niye sipariş edildi, onu anlayamadık.
Üstelik bizim haberimizin asıl konusu zaten teklifin reddedilmiş olması değildi. CHP’li Meclis üyelerinin önemli bölümünün bu teklife yani o lokantaya gidilmesine, İskender siparişi verilmesine karşı çıkması ve grup içinde yaşanan tartışmalardı. Yani Kızılkan, bizim haberimizin doğruluğunu çürütmek yerine reddedilmiş olmasını kanıt diye önümüze koyuyordu. Oysa bizim söylediğimiz de zaten buydu: CHP’li Meclis üyeleri karşı çıktı; ona eşlik edip lokantaya iskender yemeye gitmedi. Grup kararı aldılar ve teklif meclisten geçemedi. Çünkü tek başına kalmıştı.
“Hiçbir baskı yoktu!”
Kızılkan devam ediyordu: “Teklifin geçirilmesi yönünde ne Meclis Grubumuza ne de diğer Meclis Üyelerine herhangi bir ısrar, yönlendirme veya baskı söz konusu olmamıştır.” İşte bizim özellikle itiraz ettiğimiz yer burası. Çünkü bizim haberimizin kaynağı Mars değildi. CHP’li Meclis üyelerinin kendi aralarında yaşadığı tartışmalardı.
Kimlerin karşı çıktığını, kimlerin ne söylediğini, teklifin doğrudan reddedilmesi halinde 1 yıl tekrar gündeme alınmaması seçeneğinin Kızılkan tarafından nasıl bertaraf edilmeye çalışıldığını; buna kimlerin çok sert tepki gösterdiğini biliyorduk. Hatta grup toplantısında yaşanan tartışmaların ayrıntılarını sandığınızdan biraz fazla biliyorduk.
Ama Ali Ekber Bey belli ki şunu düşündü: “Grup toplantısı kapalı. Halk bilmiyor. Gazeteci nereden bilecek?” İşte gazeteciliğin bazen siyasetçileri rahatsız eden tarafı burada başlıyor. Bazen biliyor. Üstelik kelimesi kelimesine biliyor.
“Büyük uyum”un küçük bir sorunu vardı
Sonra açıklamanın bugün okuyunca insanı sandalyesinden düşürebilecek bölümüne geliyoruz: “Başkanımız Eren Ali Bingöl ile Meclis Grubumuz arasında iddia edildiği gibi herhangi bir görüş ayrılığı ve gerilim söz konusu değildir.”
Yetmiyor: “Meclis Grubumuzun çalışma usulleri; hukuka, parti içi demokratik işleyişe, meclis teamüllerine uygun şekilde ve büyük bir uyum içerisinde yürütülmektedir.” Büyük bir uyum!
Hakikaten büyükmüş. O kadar büyükmüş ki Eren Ali Bingöl bu büyük sözleri henüz yankılanırken, CHP’den ayrılıp AKP’ye geçti. Üstelik yalnız da gitmedi. CHP’li bazı Belediye Meclis üyelerini de götürdü.
Ali Ekber Bey’in “büyük uyum” dediği şey meğer bir çeşit siyasi havaalanı bekleme salonuymuş. Bir kısmı kalkış kapısındaymış, kimsenin haberi yokmuş!
Daha açıklamanın mürekkebi kurumadan Başkan Eren Ali Bingöl, üzerindeki CHP rozetini silkeleyip, adeta foton hızında AKP’ye ışınlandı. Einstein mezarında doğrulsa, “Ben izafiyet teorisini bunun için yazmadım arkadaşlar.” derdi.
“Siyaset bilimi henüz bu hızı tanımlayamadı. Fizikçiler ‘foton hızı’ diyor, ama Tuzla halkı buna kısaca ‘göz açıp kapayıncaya kadar rozet değiştirme sanatı’ diyor. Kızılkan ‘Aramızda muazzam bir uyum var’ açıklamasını yaparken, arkasından rüzgar gibi geçen başkanının tozunu yutmuş meğer!”
Biz şimdi Ali Ekber Bey’e soralım: Madem görüş ayrılığı yoktu, madem gerilim yoktu, madem büyük bir uyum vardı… Bu adamlar niye gittiler? Yoksa AKP’ye geçiş de mi “ilgili mevzuat çerçevesinde rutin bir siyasi planlama çalışmasından ibaretti?”
Karizmanın ilk çiziği kendi grubundan geldi / Bir çizik de başkanından!
“Grup Başkanvekilisin, bir metin hazırlıyorsun, ‘Paylaşın’ diye gruba atıyorsun… Mavi tıklar peş peşe geliyor ama paylasan yok! WhatsApp grubundaki o derin sessizliğin sesini Tuzla’dan bile duyduk Ali Ekber Bey. Siyasi karizma o gün grupta sessize alındı, sonra da tamamen silindi.”

Üstelik Kızılkan’ın açıklamasını bütün CHP’li Meclis üyelerinin paylaşmasını istediğini biliyoruz.
Ama küçük bir problem çıktı. Paylaşmayanlar paylaşanlardan fazla oldu.
-Muhtemelen paylaşanlarda o paylaşımdan utanıyorlardır. Belki de kaldırmışlardır! Ya da bu yazıyı okuduktan sonra kaldıracaklar ve kendi tarihlerinde bir iftiranın ortağı olmayacaklardır-
Daha Eren Ali Bingöl AKP’ye gitmeden önce Kızılkan’ın açıklaması kendi grubunda fire vermişti. Bir Grup Başkanvekili düşünün. Gazete haberine “gerçek dışı” diyor. Başkanını savunuyor. Grubunun açıklamayı paylaşmalarını istiyor. Grubun önemli bir bölümü de sessizce, “Yok, biz almayalım” diyor.
Hala sosyal medya paylaşımlarında bu metinleri tutan Kızılkan’a, Harun Akkoyun isimli yurttaş sanki sonrasındaki olacakları hissetmiş gibi çok güzel ve zamanında sormuş? Davut Aydöner isimli yurttaş da bu soruların mantıklı olduğunu ve cevaplanmasını istemiş. Neden hepinizin ortak imzası yok!
Sonraki gelişmeler neden imzalarının olmadığını anlattı sanırım. Böylece soru soran yurttaşlarda cevaplarını almış oldular. Ancak tabi düşündürücü olan bu paylaşımın 95 kişi tarafından beğenilmiş olması. Bu da politik açıdan içler acısı durumumuzu göstermesi bakımından önemli.
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için: “CHP Grup Başkanvekili ne diyor; biz ne anlayalım!” mimvalinde bir sözlüğü de yazımızda bulunduralım:
Ali Ekber Kızılkan Sürümü – 2026 / Güncel siyaset ve mevzuat sözlüğü
- İlgili Mevzuat: Ne olduğunu, hangi kanunun kaçıncı maddesi olduğunu kimsenin bilmediği; ama 153 lüks villayı, kaçak yapıları ve hayali emsal transferlerini aklamaya yarayan sihirli değnek.
- Büyük Uyum: Siz basının karşısına geçip “Aramızda en ufak bir pürüz yok!” açıklaması yaparken, belediye başkanınızın arka odada diğer meclis üyeleri ile birlikte gizlice iktidar partisine transfer bavulunu toplaması durumu.
- Planlama Çalışması: Emsal Transferi, Hobi bahçesi diye yola çıkıp lüks villalara dönüşen rant projelerinin halka “Rutin faaliyet canım, abartmayın” diye yutturulma çabası.
- Rutin Faaliyet: Basının ve halkın gözünün içine baka baka “Biz safız, siz de safsınız, hep birlikte inanalım” tiyatrosunu sahneleme sanatı.
- Mavi Tık Sessizliği: Hazırladığınız yalanlama bildirisini WhatsApp grubuna atıp “Paylaşın” talimatı verdikten sonra meclis üyelerinizden aldığınız o buz gibi, derin ve karizma çizici sessizlik.
- Canlı Yayın Münazarası: İki buçuk yıl boyunca 32 yıllık eski yönetimin usulsüzlüklerine susup, başkanınız karşı kıyıya ışınlandıktan sonra akla gelen en parlak, ama en geç kalınmış çocuk oyunu.
- Mevzuat Hazretleri: Siyasette sıkışınca sığınılan, vicdan ve aklı tatile çıkaran en yetkili merci. Çok da uzatmadan Serhan Kural’a geçelim.

Sonra Serhan Kural çıktı, Bi Çizik de Ondan! Etti üç çizik!
Fakat hikâyenin en tuhaf bölümü daha sonra geldi.
Eski AKP’li Belediye yönetiminin önemli isimlerinden Şadi Yazıcı’nın kara kutusu Serhan Kural, Kızılkan’a öyle bir soru yöneltti ki bizim yazabileceğimiz hiçbir hiciv onun birkaç kelimesi kadar etkili olamazdı:
“Ali Ekber Bey ses ver, bilmeden mi paylaştın?”

Düşünün. Bizim “gerçek dışı, akıl ve vicdandan uzak” haber yaptığımızı söyleyen CHP Grup Başkanvekiline bu kez eski AKP’li yönetimin önemli bir ismi hesap soruyor: “Bilmeden mi paylaştın?” İnsan böyle bir soru karşısında en azından, “Bir dakika kardeşim, sen kiminle konuşuyorsun?” der. Biz bekledik. Bir gün geçti. İki gün geçti. Hafta geçti. Hem hobi bahçeleri hem de emsal tranferleri konusunda aba altından sopa gösteren ve bunları sosyal medyasında aleni paylaşan Serhan Kural’a yöneltilmiş bir söz bulamadık. Neden acaba?

Serhan Kural tekrar seslense belki yankı gelecek:
“Ali Ekber Beyyy…”
Dağlardan cevap:
“…Ekber Beyyy…”
“Serhan Kural ‘Bilerek mi paylaştın?’ diye soruyor, Ali Ekber Bey’den ses yok. Sanırsın telefon çekmiyor, sanırsın uzay boşluğundayız. İnsan hiç değilse ‘Yanlışlıkla gruba attım kardeş’ der, onu bile diyemedi!”
Ama Ali Ekber Bey’den hâlâ ses yok.
Peki Çağdaş Tuzla’dan özür nerede?
İşin artık gırgırı bir yana, asıl mesele burası. Çünkü zaman geçti. Eren Ali Bingöl AKP’ye geçti. Üstelik birlik ve beraberlik içinde bulunduğu dört meclis üyesini de yanında götürdü. Hobi bahçeleri ve villa tartışmaları CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in ve milletvekili Deniz Yavuz Yılmaz’ın açıklamalarına kadar taşındı. Eren Ali Bingöl’ün niyeti bizzat onlar tarafından da açıklandı. Hayali emsal transferleri konusunda İBB incelemeleri ve raporları ortaya çıktı.

Bizim aylarca yazdığımız meseleler artık Çağdaş Tuzla’nın tek başına ortaya attığı iddialar olmaktan çıktı. Peki Ali Ekber Kızılkan ne yaptı? Bizden özür diledi mi? Hayır. Tuzla halkına, “Arkadaşlar, o gün sahip olduğum bilgilerle yanlış değerlendirme yaptım” dedi mi? Hayır.
Kendi grubundaki itirazları neden kamuoyuna açıklamadığını anlattı mı? Hayır. İki buçuk yıl boyunca eski yönetimden devralınan belediyede karşılaştıkları sorunlar hakkında neden Tuzla halkına kapsamlı bir açıklama yapmadıklarını anlattı mı? Hayır.
İki buçuk yıl sonra bulunan parlak fikir
Şimdi Ali Ekber Kızılkan ne öneriyor?
Eski başkanla yeni başkan halkın önünde tartışsın! Muhteşem. İki buçuk yıl sonra siyaset yeniden keşfedildi. İnsan sormadan edemiyor: Ali Ekber Bey, bu parlak fikir 31 Mart seçimlerinin hemen ardından niye aklınıza gelmedi?
Madem eski dönemin hesabının halka verilmesini bu kadar önemsiyordunuz, neden o gün çıkıp, “Gelin kardeşim, belediyenin bütün dosyalarını açalım. Kim ne yaptıysa Tuzla halkı öğrensin” demediniz?
Neden belediyeyi devraldığınızda kamuoyunun karşısına geçip tek tek anlatmadınız?
Belki bunu zamanında yapsaydınız kendi belediye başkanınızı bile korurdunuz. Belki bazı dosyaların devam ettirilmesinin önüne geçerdiniz. Belki bugün “Biz nerede hata yaptık?” diye düşünmek zorunda kalmazdınız. Çünkü siz sıradan bir seçmen değildiniz. CHP Grup Başkanvekiliydiniz. Sorumluluğunuz tam da buydu.
“Ben de kandım” demek bile bir başlangıçtır
Yanlış yapmak mümkündür. İnsan güvendiği birinin yanlışını göremeyebilir. Partisini koruma içgüdüsüyle acele davranabilir. Arkadaşını savunabilir. Kandırılabilir. Bunların hiçbiri dünyanın sonu değildir. Siyasette ya da boşverin siyaseti iyi insan olmakta asıl sorun yanlış yapmak değil, yanlış ortaya çıktıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam etmektir.
Hele bir de “Nasıl olsa millet unutur” diye düşünmek… İşte o kötü bir siyasi yatırımdır. Çünkü bazen millet unutabilir. Ama arşiv unutmaz. Gazete hiç unutmaz. Hele bizim arşiv biraz huysuzdur. Ve Tuzla’nın bütün tarihini arşivleme iddiasındadır. Biz hiç unutmayız; unutturmayız da…
Şimdi “Kamuoyuna Duyuru” sırası yine sizde
Sizin o meşhur açıklamanız şu cümleyle bitiyordu: “Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla bu açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.” İşte sonunda anlaştığımız bir nokta!
Bizce de kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla yeni bir açıklamanın yapılması artık gerekli görülmüştür. Başlığı da hazır:
Kamuoyuna Duyuru – 2 (Taslak)
“Değerli Tuzlalılar, İki buçuk yıl boyunca eski yönetimin tek bir usulsüzlüğünü göremedim, meğer gözlüklerimin derecesi yanlışmış. Başkanımızın ışık hızıyla karşı kıyıya geçeceğini çok yakınıyken anlayamadım, meğer ben ‘büyük uyum’ derken o bavulunu topluyormuş. Meclis üyelerim metnimi paylaşmadığında ‘herhalde internetleri bitti’ sandım. Çağdaş Tuzla haberlerine ‘akıl dışı’ derken asıl aklın kimde olduğunu şimdi ancak anladım. Üzgünüm, fena kandırıldım!”
İşte Ali Ekber Bey, sizden beklenen açıklama tam olarak bu mimvaldedir. Çok zor değil, alt tarafı birkaç cümle! Ama siz hâlâ ‘Başkanlar münazara yapsın’ diyerek topu taca atmaya çalışıyorsunuz. Siz iyisi mi o tarihi duyuru metnini çerçeveletip evinizin en güzel yerine asın. Altına da yazın: “Gazetelere-hem de Çağdaş Tuzla, Birgün ve T24’e- nasıl iftira atılır; sonra da nasıl Rezil Olunur? / Eser: Ali Ekber Kızılkan”
******
Çağdaş Tuzla Notu:
Ali Ekber Kızılkan’ın bu paylaşımını yapan diğer belediye meclisi üyesi arkadaşlarımıza da sesleniyorum. Artık o yalan hale gelmiş Ali Ekber Kızılkan’ın basın duyurusunu sosyal medya hesaplarınızdan kaldırmak gerekir. Aksi takdirde bu doğruya hakaret ve doğruya karşı bir tavır demektir. Eğer Kızılkan haklı çıksaydı ve haberimiz yalan çıksaydı– ki keşke öyle olsaydı- tabi söylenecek bir söz yoktu.
Ama başkan AKP ye geçmiş, hobi bahçeleri en yetkili olan Özgür Özel, Özgür Çelik ve Deniz Yavuz Yılmaz gibi siyasiler tarafından gündeme bizim iddialarımız çerçevesinde getirilmişken, artık o açıklama kontürpiyede kalmış; ve bizim haberimize iftira niteliği kazanmış bir açıklamadır.
Kaldırmamak habere, haberciye, Çağdaş Tuzla, Birgün, T 24’e haksızlık yapmak demek olacaktır. “Yalan denilen ve akla mantığa vicdana aykırı haber” denilen her şey gerçekleşmiş; ve bizim öngörülerimiz biz istemesek, -çok üzülsek- bile gerçek olmuştur. Onun için sevgili meclis üyelerimizin Ali Ekber Kızılkan’ın şu anda yalan hale gelmiş olan basın duyurusunu kendi sosyal mecralarından kaldırmalarını istirham ediyoruz.
Ve tabi bu konunun takipçisi olacağımızı ve yaptığımız haberlerde bu konuyu işleyeceğimizi de kim olursa olsun parti ayırımsız dosta düşmana ilan ediyoruz.


