
ABD’nin Venezuela’ya karşı düzenlediği geniş çaplı askeri operasyon dünya genelinde sert tepkilere yol açtı. Saldırıda Başkent Caracas bombalanmıştı. Ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro eşiyle birlikte esir alınıp ülke dışına kaçırılmıştı. Birçok ülke bu saldırıyı “egemen bir ülkeye karşı hukuksuz bir savaş eylemi” olarak nitelendirip kınadı. Ama, bazı devletler ve liderler ise Venezuela’da “demokrasinin yeniden tesisi” olarak gördükleri bu müdahaleye destek verdi. Ya da temkinli açıklamalarla süreci karşıladı.
ABD’nin yakın müttefiklerinden İsrail ve Ukrayna, Trump yönetiminin adımını açıkça destekledi. Çin, Rusya, İran, Küba ile birçok Latin Amerika ve Afrika ülkesi bunu bir “emperyalist saldırganlık” ve BM Şartı’nın ihlali olarak kınadı. Avrupa Birliği üyesi ülkeler ise uluslararası hukuka saygı vurgusu yaparak itidal ve diyalog çağrısında bulundu.
Venezuela Savunma Bakanı Orgeneral Vladimir Padrino López, ABD’nin saldırısının ardından ilk resmi açıklamayı yaptı. Padrino López, saldırıyı “suç teşkil eden askeri bir eylem” olarak niteledi. Ve emperyalizme karşı kararlılıkla direneceklerini vurguladı. Savunma Bakanı, “Topraklarımızı ve halkımızı savunmak için tüm imkânlar seferber edildi” dedi.
“BM Şartı ve uluslararası hukuk açıkça ihlal edildi”
Savunma Bakanı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bölgenin barış ve istikrarını tehdit eden bu alçakça ve korkakça saldırı karşısında, en sert şikâyetimizi iletiyoruz. ABD Hükümeti’nin Birleşmiş Milletler Şartı’nı ve uluslararası hukuku açıkça ihlal etmesi nedeniyle kınanmasını uluslararası toplum ve tüm çok taraflı kuruluşlar nezdinde talep ediyoruz.

”Ülke genelinde “dış kaynaklı kargaşa hali” ilan edildi
Padrino López, Anayasa, Olağanüstü Haller Hakkında Temel Kanun ve Ulusal Güvenlik Temel Kanunu’na dayanılarak, Venezuela Hükümeti’nin tüm ülke topraklarında “dış kaynaklı kargaşa hali” ilan ettiğini duyurdu.
Bu kapsamda FANB’ın; Kara, hava, deniz, nehir ve füze unsurlarını içeren geniş çaplı bir operasyonel hazırlık sürecine geçtiğini belirtti. López, ulusun bütünleşik savunması ve düzenin yeniden tesisi için tüm kapasitelerin seferber edileceğini söyledi.

“Onur pazarlık konusu değildir”
Bolivarcı Ulusal Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanı Padrino López, Venezuela’nın tarihsel bağımsızlık mücadelesine atıf yaptı. Ve “Onur’un pazarlık konusu yapılamayacağını ve vatanın en yüce değer olduğunu” vurguladı.
“Bu bir işgal değil, stratejik kaynaklara yönelik bir tecavüzdür”
Padrino López, saldırının “stratejik kaynaklara yönelik doymak bilmez bir açgözlülüğe dayanan, rejim değişikliğini zorlamayı amaçlayan bir tecavüz” olduğunu ifade etti.
ABD’nin saldırısı sonucu tepkiler yükselmeye başladı. Biz de kıtalar ölçeğinde ülkelerin verdiği tepkileri ve liderlerin son gelişmeye dair açıklamalarını derledik:
Kuzey Amerika

Kanada:

Ottawa hükümeti, Venezuela operasyonunun ardından “uluslararası hukuka uyulması” yönünde güçlü çağrı yaptı. Dışişleri Bakanı Anita Anand, Kanada’nın 2019’dan beri Maduro rejimini meşru görmediğini hatırlatarak bu rejimin Venezuelalılara baskı uyguladığını belirtti.
Kanada’nın demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı olduğunu vurgulayan Anand, “tüm tarafları uluslararası hukuka saygı duymaya” davet etti. Ve ülkesinin Venezuela halkının barışçıl ve demokratik bir toplumda yaşama arzusunun yanında olduğunu ifade etti.
Ayrıca Kanada, gelişmeleri müttefiklerle birlikte yakından izlediğini ve gerekirse vatandaşlarına destek sağlayacağını duyurdu.

Amerika Birleşik Devletleri (iç tepkiler):
Operasyonu bizzat emreden ABD Başkanı Donald Trump, “Venezuela’da güvenli ve uygun bir geçiş sağlanana kadar ülkeyi yönetmeye devam edeceğiz” diyerek Maduro’nun yakalanmasını savundu. Ancak ABD içinde de eleştiriler yükseldi:
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, egemen bir ülkeye tek taraflı saldırının “savaş eylemi ve ulusal/uluslararası hukukun ihlali” olduğunu belirtti.
Eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi de Maduro’nun “gayrimeşru bir rejim” lideri olduğunu kabul etmekle birlikte, Trump yönetiminin askeri güç kullanımını haklı gösterecek acil bir tehdit kanıtı sunamadığını vurguladı. Pelosi, Kongre’nin bu operasyonun amaç ve kapsamı konusunda derhal bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti. Trump’ın eylemlerini “uluslararası hukuku çiğneyen bariz bir rejim değişikliği girişimi” olarak eleştirdi

Latin Amerika

Meksika:
Latin Amerika’daki en güçlü tepkilerden biri Meksika’dan geldi. Meksika Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Venezuela’ya tek taraflı silahlı müdahalesini BM Şartı’nın 2. maddesinin açık ihlali olarak nitelendirdi ve “şiddetle kınayıp reddetti”. Açıklamada, egemen bir ülkenin topraklarına yapılan bu tür bir saldırının kabul edilemez olduğu vurgulanarak uluslararası hukuka bağlılık çağrısı yapıldı.

Brezilya:
Bölgenin bir diğer ağır toplu Brezilya da operasyona sert tepki verdi. Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, Venezuela topraklarının bombalanmasını ve devlet başkanının alıkonulmasını “kabul edilemez kırmızı çizginin aşılması” olarak tanımladı. Lula, bu eylemlerin Venezuela’nın egemenliğine yönelik ciddi bir saldırı olduğunu ve tüm uluslararası toplum için son derece tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini söyledi. “Uluslararası hukukun alenen ihlal edilerek ülkelere saldırılması, çok taraflılık yerine güçlünün hukukunun geçerli olduğu kaotik bir dünyaya atılan ilk adımdır” diyen Lula, ABD’nin adımını kınadı.

Küba:
Venezuela’nın yakın müttefiki Küba, saldırıya çok sert çıktı. Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ABD’yi “Venezuela halkına ve Amerika kıtasına karşı devlet terörü uygulamakla” suçlayarak hava saldırılarını kınadı. Díaz-Canel, “ABD’nin Venezuela’ya karşı suç teşkil eden saldırısını kınıyoruz ve uluslararası toplumdan acil tepki talep ediyoruz” diyerek tüm dünyayı dayanışmaya çağırdı. Küba lideri, barışçıl bir bölgenin vahşi saldırılara maruz kaldığını vurgulayarak bu durumu emperyalist saldırganlık örneği olarak niteledi.

Kolombiya:
Bölgenin bir diğer önemli ülkesi Kolombiya’nın solcu Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, “Latin Amerika’nın egemenliğine yönelik her türlü saldırıyı reddettiklerini” belirtti. Petro, Venezuela’daki gelişmeler sonrası bölgesel güvenlik önlemleri aldıklarını, sınırda güvenlik güçlerini artırarak mülteci akını ihtimaline karşı hazırlık yaptıklarını açıkladı. Kolombiya hükümeti, bölgeyi belirsizlik ve çatışmaya sürükleyecek müdahalelere karşı çıkarken, tüm aktörleri sükunete davet etti.


Şili, Uruguay ve Diğerleri:
Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric operasyonu kınayarak Venezuela krizine barışçıl çözüm çağrısı yaptı.

Uruguay Dışişleri ise altı ülkenin (İspanya ve beş Latin Amerika ülkesi: Brezilya, Meksika, Şili, Kolombiya, Uruguay) ortak açıklamasına katılarak “her türlü dış müdahaleye karşı” olduklarını ve BM Şartı’na tam saygı çerçevesinde demokratik çözümden yana olduklarını duyurdu.
Bu ülkeler, Venezuela’nın sadece Venezuelalılar tarafından yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak, askeri eylemlerin tehlikeli bir emsal oluşturduğunu belirttiler.

Arjantin:
Latin Amerika’daki en farklı tutumlardan biri, yeni seçilen aşırı sağcı Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’den geldi. Milei, ABD operasyonunu açıkça destekleyerek Maduro’nun devrilmesini “bir diktatörün çöküşü” ve “özgür dünya için mükemmel bir haber” olarak niteledi. Milei, “Venezuelalılar bu karanlık döngüden başka türlü çıkamazdı” diyerek Trump yönetiminin adımına “tam destek” verdiğini açıkladı ve Venezuela’da halkın seçimlerde desteklediği muhalefetin (Edmundo Gonzalez) yönetimi devralması gerektiğini savundu. Arjantin’in bu tutumu, bölgedeki sol hükümetlerin tepkisiyle tezat oluşturdu; nitekim Milei, Lula ve Petro gibi liderleri sol ideoloji uğruna diktatörlüğü kınamamakla suçladı.

Bolivya:
Maduro’ya uzun süre güçlü destek vermiş olan Bolivya cephesinde iç bölünme dikkat çekti. Eski Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, ABD’nin askeri operasyonunu “vahşi bir emperyalist saldırı” olarak kınayarak Venezuela halkına dayanışma mesajı yolladı. Morales, Caracas’ın bombalanmasını ülkesinin egemenliğine açık bir tecavüz olarak niteledi. Öte yandan, Kasım 2025’te iktidara gelmiş olan Bolivya’nın yeni devlet başkanı Rodrigo Paz yönetimi, operasyona yaklaşımında ABD’ye daha yakın bir çizgi sergiledi. Bolivya Dışişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamasında, “Venezuela’da gerçek bir demokratik geçiş sürecinin başlatılmasının kaçınılmaz olduğu” belirtilerek Venezuela halkının demokrasi ve hukuk düzenini yeniden tesis etme çabasına destek verildiği ifade edildi. Bu açıklamada, Maduro döneminin “suç şebekelerinin devleti ele geçirmesiyle hukukun üstünlüğünün çöktüğü bir narco-diktatörlük” olduğu ima edilerek Bolivya’nın insani yardım ve yeniden inşa çabalarında uluslararası toplumla işbirliğine hazır olduğu vurgulandı.

Diğer Latin ve Karayip Ülkeleri:
Nikaragua yönetimi, ABD saldırısını ülkenin egemenliğine bir saldırı olarak niteleyip “Venezuela halkının egemenliğine saygı” talep eden sert bir açıklama yaptı. Ekvador’un yeni devlet başkanı Daniel Noboa ise operasyonu memnuniyetle karşılayarak “kıta genelinde tüm narkochavista suç şebekelerinin çöküşe geçeceğini” iddia etti. Panama da Venezuela halkının sandıkta ortaya koyduğu iradeye (2024 seçimlerinde muhalif lider Edmundo Gonzalez’in zaferine) saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek demokratik geçişi desteklediğini açıkladı. Trinidad ve Tobago Başbakanı Kamla Persad-Bissessar, ülkesinin bu operasyonda hiçbir rolü olmadığını vurgulayarak komşu Venezuela ile barışçıl ilişkileri sürdürme niyetini duyurdu.
- 🟢 VENEZUELA’YI SAVUNANLAR
- Meksika, Brezilya, Kolombiya, Küba, Nikaragua, Bolivya.
- 🔴 ABD SALDIRISINI DESTEKLEYENLER
- Arjantin, Ekvador, El Salvador, Panama.
- 🟡 TEMKİNLİ – İKİYÜZLÜ – “HUKUK” DİYENLER“
- Şili, Uruguay, Peru.
- ⚪ BELİRSİZ / SESSİZ
- Paraguay, Honduras, Dominik Cumhuriyeti, Guatemala
Avrupa

Birleşik Krallık:
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, gelişmeler üzerine yaptığı açıklamalarda “İngiltere’nin bu operasyona hiçbir şekilde dahil olmadığını” söyledi. Starmer, öncelikle tüm gerçeklerin netleştirilmesi için Başkan Trump ve müttefiklerle görüşeceğini belirtirken, “her zaman dediğim gibi uluslararası hukuka herkes uymalı” ifadelerini kullandı.
İngiltere’nin uzun süredir Venezuela’da iktidar değişimini desteklediğini hatırlatan Starmer, Maduro’yu meşru bir lider olarak görmediklerini ve rejiminin sona ermesinden üzüntü duymadıklarını dile getirdi. Bununla birlikte Londra, uluslararası hukuka bağlı kalınması ve Venezuela halkının iradesini yansıtan barışçıl bir geçiş süreci için ABD ve diğer ortaklarla istişare içinde olacağını duyurdu. Öte yandan, İngiltere kamuoyunda da tepkiler vardı; örneğin muhalefetteki bazı isimler ABD’nin eylemlerini eleştirirken, Londra’da protesto gösterileri düzenlendi.

Almanya:
Almanya, temkinli ve çok yönlü bir tutum sergiledi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Venezuela’daki son duruma ilişkin yaptığı açıklamada “ABD müdahalesinin hukuki açıdan değerlendirmesinin karmaşık olduğunu” belirterek zamana ihtiyaç duyduklarını söyledi. Ölçütün uluslararası hukuk olmaya devam ettiğini vurgulayan Merz, bir yandan Maduro’nun ülkesini felakete sürüklediğini ve son seçimlerin hileli olduğunu öne sürerek Almanya’nın Maduro’yu meşru başkan olarak tanımadığını hatırlattı.

“Maduro bölge için sorunlu bir rol oynadı” diyen Merz, Venezuela’da siyasi istikrarsızlık oluşmaması gerektiğini, hedefin seçimlerle meşruiyet kazanmış bir hükümete düzenli geçiş olması gerektiğini ifade etti. Alman hükümeti gelişmeleri yakından izlerken vatandaşlarını Venezuela’ya seyahat etmemeleri konusunda uyardı.
Muhalefetteki Sol Parti Eş Başkanı Jan van Aken, ABD’nin Venezuela’daki saldırısını ve Maduro’nun kaçırılmasını “uluslararası hukuku ihlal eden bir devlet terörizmi” olarak niteledi.
Van Aken, “Putin’e yaptırım uygulayanlar Trump’a da uygulamalı; Alman hükümeti BM Güvenlik Konseyi ve Genel Kurulu’nda ABD saldırısını derhal kınasın” dedi. Alman hükümetini daha güçlü bir tepki vermeye davet etti.
Fransa:

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Maduro’nun ABD tarafından yakalanması sonrası Venezuelalılara “nihayet Maduro diktatörlüğünden kurtuldukları için sevinç duyduğu” mesajını verdi.
Macron, “Maduro’nun iktidarı gasbederek halkının onuruna ağır darbe indirdiğini” belirtti. Venezuela’da barışçıl, demokratik bir geçiş süreci olması gerektiğini vurguladı. Özellikle 2024 seçimlerinde Maduro’ya karşı yarışan muhalif lider Edmundo Gonzalez’in geçici liderliği üstlenmesini destekleyen Macron, Venezuela halkının iradesine saygılı bir geçişin en kısa sürede sağlanması temennisini paylaştı.
Bununla beraber, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot daha eleştirel bir tonda konuşarak, Maduro’nun yakalanmasına yol açan askeri operasyonun kuvvet kullanmama ilkesini ihlal ettiğini ve Fransa’nın “dışarıdan dayatılan kalıcı bir çözümü” doğru bulmadığını söyledi. Barrot, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden birinin (ABD’yi kastederek) sürekli bu ilkeyi ihlal etmesinin dünya güvenliği açısından ağır sonuçları olacağını belirtti. Fransa, tarihsel deneyimlerden ders çıkararak her zaman uluslararası hukukun rehber alınması gerektiğini vurguladı.

İspanya:
İspanya hükümeti, gelişmeler karşısında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu duyurarak krizin barışçıl çözümü için devreye girmeyi teklif etti. Dışişleri Bakanlığı’nın yazılı açıklamasında Madrid yönetimi, “gerilimin azaltılması, itidalin sağlanması ve her daim uluslararası hukuka ve BM Şartı ilkelerine saygı gösterilmesi” çağrısı yaptı.
İspanya, 28 Temmuz 2024’teki Venezuela seçim sonuçlarını tanımadığını ve Venezuela’da demokratik bir çözüm çabalarını hep desteklediğini hatırlatarak, “mevcut krize müzakere yoluyla barışçıl bir çözüm bulunması için arabuluculuğa hazırız” dedi. Başbakan Pedro Sánchez, ABD hava saldırısının hemen ardından “herkesi gerilimi düşürmeye, uluslararası hukuka ve BM Şartı’na saygı göstermeye” davet eden bir mesaj paylaştı. Sánchez, “İspanya Maduro rejimini tanımadı. Ancak bölgeyi belirsizliğe sürükleyen, uluslararası hukuku ihlal eden bir müdahaleyi de tanımayacaktır” diyerek ABD’nin yöntemine de onay vermediklerini vurguladı. İspanyol hükümeti tüm aktörlere sivillerin korunması, BM Şartı’na uyulması ve adil müzakere edilmiş bir geçiş için çalışma çağrısını yineledi.
Bu arada İspanya’da halk düzeyinde de hareketlilik yaşandı; Madrid ve Barselona gibi şehirlerde Maduro yanlıları ve karşıtları sokak gösterileri düzenleyerek bölündüler. Madrid’de sağ muhalefet partisi PP’nin çağrısıyla toplanan grup ABD’nin Maduro’yu devirmesini kutlarken, Barselona’da Venezuelalı topluluklar ABD müdahalesini protesto etti – bu da İspanyol toplumunun da konuya dair ikiye bölündüğünü gösterdi.

İtalya:
İtalya da gelişmeleri yakından izlediğini ve önceliğinin vatandaşlarının güvenliği olduğunu açıkladı. Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, ülkedeki İtalyan vatandaşlarının durumu konusunda tetikte olduklarını ve Başbakan Giorgia Meloni’nin sürekli bilgilendirildiğini aktardı. Roma yönetimi resmi olarak çok detaylı bir siyasi değerlendirme yapmazken, Başbakanlık ofisinden sızan bilgilere göre İtalya, totaliter rejimlerin son bulmasını arzu etmekle birlikte, dış askeri müdahalelerin doğru yöntem olmadığını düşünüyor. Ancak İtalyan tarafı, “komşu ülkelerin güvenliğini tehdit eden uyuşturucu kaçakçılığı gibi durumlar söz konusuysa, savunma amaçlı müdahalelerin meşru sayılabileceği” şeklinde dikkatli bir tutum da sergiledi. Bu açıklama, İtalya’nın Venezuela konusunda ilkesel olarak demokrasi yanlısı fakat müdahale yöntemine karşı mesafeli bir çizgi izlediğini gösteriyor.
Avrupa Birliği (AB) ve Diğer Avrupa Ülkeleri:
AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Venezuela’daki durumu yakından takip ettiklerini belirterek “her koşulda uluslararası hukuka ve BM Şartı’na saygı gösterilmesi” gerektiğini vurguladı. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da büyük endişe duyduklarını ifade edip gerilimin düşürülmesi ve çözüm bulunması çağrısı yaptı. AB, Caracas’taki büyükelçiliği aracılığıyla üye ülkelerle eşgüdüm halinde vatandaşlarının güvenliği için çalışırken, barışçıl ve demokratik bir çözümü desteklediğinin altını çizdi. Diğer pek çok Avrupa ülkesi benzer tonlarda açıklamalar yaptı:
- Almanya Dışişleri, vatandaşlarını Venezuela’ya seyahat etmemeleri konusunda uyardı ve krize dair uluslararası hukuk vurgusu yaptı.
- Danimarka Başbakanı Lars Løkke Rasmussen, Venezuela’daki gelişmeleri dramatik bulduklarını, gerilimin tırmanmaması ve diyaloğa dönülmesi gerektiğini söyledi.
- İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, AB içinde koordinasyon halinde olduklarını ve Maduro’nun demokratik meşruiyetten yoksun olduğu konusunda net olunmasına rağmen barışçıl bir geçiş çağrısında bulunduklarını belirtti.
- Hollanda Başbakanı Dick Schoof, Karayipler’deki Aruba, Curaçao, Bonaire adalarının güvenliği için endişeli olduklarını, bölge liderleriyle temas halinde bulunduklarını duyurdu. Hollanda, Venezuela’daki yurttaşlarına yönelik tedbirler aldı ve “Caracas’taki durum henüz net değil, yakından takip ediyoruz” mesajı verdi.
- Yunanistan: Başbakan Kiryakos Miçotakis, Maduro rejiminin halkına büyük acılar çektiren baskıcı bir diktatörlük olduğunu belirtti. Rejimin sona ermesinin ülkeye yeni bir umut doğurduğunu ifade etti. “Şu an ABD’nin eylemlerinin yasallığını tartışma zamanı değil. Öncelik tam demokratik meşruiyete sahip yeni bir hükümete barışçıl geçiş olmalıdır.” dedi. Miçotakis, Yunanistan’ın AB ve BM Güvenlik Konseyi ortaklarıyla koordinasyon halinde olacağını belirtti. Atina’da ise çeşitli sol gruplar ABD Büyükelçiliği’ne yürüyerek saldırıyı protesto etti. Gösterilerde “Venezuela ABD’nin Latin Amerika’daki Vietnam’ı olmayacak” gibi sloganlar atıldı. Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve SYRIZA da açıklamalar yaptılar. Maduro’nun alıkonulmasıyla sonuçlanan bu saldırının uluslararası hukukun ihlali olduğunu vurgulayarak “bombardımanla demokrasi getirilemeyeceğini” hatırlattılar.
- Belarus: Avrupa kıtasındaki müttefiklerinden Belarus’un Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, ABD’nin Venezuela’ya yönelik eylemini “Amerikan saldırganlığının bir örneği” olarak gördüklerini ve şiddetle kınadıklarını açıkladı. Minsk yönetimi, bu saldırının uluslararası barış ve güvenliğe doğrudan tehdit olduğunu belirterek Venezuela’nın meşru hükümetine sarsılmaz destek verdiklerini duyurdu. Belarus ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nde acil toplantı çağrısını desteklediğini ilan etti.
- Ukrayna: Maduro’yu uzun süredir gayrimeşru sayan Ukrayna yönetimi, ABD’nin hamlesine destek veren ülkeler arasında yer aldı. Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, “Ukrayna her zaman ulusların diktatörlükten ve baskıdan uzak, özgür yaşama hakkını savunmuştur; Maduro rejimi bu ilkelerin tamamını ihlal etti” diyerek Venezuelalıların normal, güvenli ve onurlu bir yaşama kavuşması gerektiğini belirtti. Sybiha, “Venezuela’da gelişmelerin uluslararası hukuk ilkelerine uygun şekilde ilerlemesinden yanayız ve halkın çıkarlarını önceleyen adımları destekleyeceğiz” mesajı verdi.
- İsviçre, Norveç ve Diğerleri: İsviçre Dışişleri, “gerilimin azaltılması, itidal ve toprak bütünlüğüne saygı” çağrısı yaparak güç kullanımının yasaklanması ilkesine uyulmasını istedi. Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, “ABD’nin Venezuela müdahalesi uluslararası hukuka uygun değildir. Çözüm ancak barışçıl ve kapsayıcı bir demokratik geçişle sağlanabilir” diyerek açık bir hukuksuzluk vurgusu yaptı. Çekya Dışişleri Bakanı Petr Macinka, ABD’nin Maduro’nun gayrimeşru eylemlerine karşı defalarca uyarıda bulunduğunu belirterek, şimdi tüm tarafların katılımıyla diplomatik müzakere başlatılmasının önemli olduğunu söyledi. Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ise “ABD’nin kararlılığının etkisini anlıyoruz” diyerek Trump’a desteğini iletti ve Venezuela halkının yanında olduklarını aktardı.
- AVRUPA/ABD’nin Venezuela saldırısı karşısında ülkeler
🟢 YEŞİL
ABD saldırısını açıkça kınayan / uluslararası hukuku esas alanlar
Bu ülkeler: ABD’nin eylemini egemenlik ihlali olarak gördü. “Rejim değişikliği bombardımanla olmaz” dedi. BM Şartı vurgusu yaptı
Belarus, Sırbistan, Bosna-Hersek, Karadağ, Moldova
Siyasi hat: ABD karşısında egemenlik ve hukuk vurgusu yapan çevre ülkeler
🔴 KIRMIZI
ABD çizgisine açık destek verenler
Bu ülkeler: Maduro’nun devrilmesini olumladı. ABD müdahalesini “demokrasi”, “özgürlük”, “diktatörlükle mücadele” söylemiyle meşrulaştırdı.
Birleşik Krallık, Polonya, Litvanya, Letonya, Estonya, Çekya, Ukrayna
Siyasi hat: ABD–NATO güvenlik mimarisinin ön cephe ülkeleri.
🟡 SARI
Temkinli / iki yüzlü / “hukuk” deyip ABD’ye alan açanlar
Bu ülkeler: Açık kınama yapmadı. “Uluslararası hukuk”, “itidal”, “barışçıl geçiş” dedi.
Fiilen ABD’nin fiili durumunu kabullendi
Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Belçika, İrlanda, Norveç, Danimarka
İsveç, Finlandiya
Siyasi hat: “Değerler” söylemi + ABD’yle açık çatışmadan kaçınma.
⚪ GRİ
Sessiz kalan / pozisyon almayan / teknik açıklamalarla geçiştirenler
Bu ülkeler: Resmî, net bir tutum almadı. Krizi “uzak bir mesele” olarak gördü. Diplomatik sessizliği tercih etti
Avusturya, İsviçre, Portekiz, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Slovakya, Slovenya, Hırvatistan, Macaristan. - “Avrupa’da ikiyüzlü denge: ABD’nin ön cephe müttefikleri kırmızıda, büyük güçler sarıda, sessiz kalanlar grid
- ASYA ve ORTA DOĞU
- Çin: Pekin yönetimi, ABD’nin eylemlerine en sert tepki veren büyük güçlerden biri oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin hegemonik eylemlerinin uluslararası hukuku ve Venezuela’nın egemenliğini ihlal ettiğini, Latin Amerika bölgesinde barış ve güvenliği tehdit ettiğini belirten bir açıklama yayınladı. “Çin, egemen bir ülkeye ve onun devlet başkanına güç kullanılması karşısında şok içindedir ve bunu güçlü şekilde kınamaktadır” diyen Pekin, Washington’a BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine uyma, başka ülkelerin egemenliğine saldırıya son verme çağrısı yaptı.
- Rusya: Moskova, Maduro’nun müttefiki olarak operasyona çok olumsuz yaklaştı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin bu silahlı saldırısının son derece endişe verici ve kesinlikle kınanması gereken bir durum olduğunu açıkladı. Rus açıklamasında, böyle bir eylemi haklı çıkarmak için öne sürülen gerekçelerin temelsiz olduğu vurgulandı ve “ideolojik düşmanlığın, iş odaklı pragmatizm ve güvene dayalı ilişkilerin önüne geçtiği” belirtildi. Kremlin, özellikle ABD tarafından zorla ülke dışına çıkarılan Maduro ve eşinin durumunun derhal açıklığa kavuşturulmasını talep ederek olayı yakından takip ettiğini duyurdu.
- İran: Tahran yönetimi de Washington’ı sert dille eleştirdi. İran Dışişleri Bakanlığı, yazılı açıklamasında ABD’nin Venezuela’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine yönelik askeri saldırısını kınadığını bildird. Bu saldırının BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine aykırı olduğunun altını çizen İran, Birleşmiş Milletler’den de ABD’yi kınamasını talep etti. İran ayrıca BM Güvenlik Konseyi’ni acilen devreye girerek bu gayrimeşru saldırıyı durdurmaya ve sorumluları hesap vermeye çağırdı.
- Türkiye: Operasyon sonrasında Türkiye temkinli bir tutum benimsedi. Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada Venezuela’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Venezuela’nın istikrarı ile halkının huzur ve esenliğine önem atfettiğini belirtti. Ankara, mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmaması için “tüm tarafları itidalli davranmaya” çağırdı. Türkiye, krizin uluslararası hukuk çerçevesinde çözümü için yapıcı katkı sunmaya hazır olduğunu ve Caracas Büyükelçiliği üzerinden Türk vatandaşlarıyla sürekli iletişim halinde olduğunu da vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Maduro ile kişisel dostluğu bilinmekle beraber, bu olayda Türkiye resmi olarak diplomatik çözüm ve diyalogdan yana tavır aldı.
- İsrail: Orta Doğu’da İsrail, ABD’ye en net destek veren ülke oldu. Dışişleri Bakanı Gideon Saar, sosyal medyadan yaptığı açıklamada ABD’nin Trump önderliğinde “özgür dünyanın lideri gibi hareket ettiğini” savunarak Maduro’nun devrilmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. “İsrail acı çeken Venezuela halkının yanındadır” diyen Saar, Maduro sonrası Venezuela ile dostane ilişkiler kurma ümidini dile getirdi. İsrail hükümeti zaten uzun süredir Maduro’yu eleştiriyor; hatta 2025 Nobel Barış Ödülü’nün Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado’ya verilmesini memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı.
- Diğer Orta Doğu Ülkeleri: Katar, mevcut durumu yakından takip ettiğini belirterek “tüm tarafların gerginliği tırmandıracak adımlardan kaçınması, sorunların barışçıl yollarla çözülmesi” çağrısı yaptı. Doha yönetimi, acil ve barışçıl bir çözüme yönelik her türlü çabaya katkı sunmaya hazır olduğunu duyurdu. Suriye ve Filistin gibi ABD karşıtı tutumuyla bilinen aktörler de perde arkasından Maduro’ya destek açıklarken, resmi düzeyde “egemenlik ihlali” vurgusu yaptılar. Hindistan, gelişmeleri “derin endişe konusu” olarak niteleyip tüm tarafların diyalog yoluyla barışçıl çözüm bulması gerektiğini vurguladı. Yeni Delhi yönetimi, “Venezuela’daki son gelişmelerden derin endişe duyuyoruz” diyerek bölge istikrarının önemine dikkat çekti ve Venezuela halkının iyiliğini desteklediğini belirtti. Ayrıca Hindistan’daki sol partiler, ortak bir bildiriyle ABD’nin Maduro’yu kaçırmasını ve saldırganlığını kınayarak bunun BM Şartı’nın ihlali olduğunu duyurdu.
- Japonya ve Güney Kore: Asya-Pasifik bölgesinde ABD müttefiki ülkeler daha temkinli açıklamalar yaptı. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, hükümetinin “Venezuela’da demokrasinin yeniden tesis edilmesi ve durumun istikrara kavuşturulması için ilgili ülkelerle diplomatik çabaları sürdüreceğini” açıkladı. Tokyo, Japon vatandaşlarının güvenliğine öncelik verdiklerini, gelişmeleri yakından izleyip G7 ve bölge ortaklarıyla çalıştıklarını belirtti. Güney Kore Dışişleri de “bölgedeki gerginliğin yatıştırılması ve sorunun diyalogla çözülmesi” yönünde çağrı yaparak durumu yakından takip ettiğini iletti. Seul, Venezuelalıların görüşlerine saygı gösterilerek demokrasinin bir an önce tesis edilmesini umduğunu ifade etti.
- Avustralya ve Okyanusya: Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, ülkesinin Venezuela’daki gelişmeleri dikkatle izlediğini belirterek “tüm tarafları gerilimi tırmandırmaktan kaçınmaya, diyalog ve diplomasiyi desteklemeye” çağırdı. Albanese, uluslararası hukuka bağlılık ve Venezuelalıların iradesine saygılı barışçıl bir geçiş vurgusu yaptı. Yeni Zelanda da benzer şekilde olaylardan endişe duyduğunu, her türlü çözümün hukuka uygun ve barışçıl olması gerektiğini dile getirdi. Bu bölgede genel olarak ABD’nin gerekçelerine anlayış gösterilmekle birlikte kuvvet kullanımı konusunda çekinceler olduğu görülüyor.
ASYA ve ORTA DOĞU

🟢 YEŞİL / Venezuela’yı savunan / ABD saldırısını açıkça kınayanlar.
Bu ülkeler: ABD’yi egemenlik ihlali, BM Şartı ihlali, emperyalist saldırganlık ile suçladı. Çok kutuplu dünya vurgusu yaptı.
Rusya, Çin, İran, Suriye, Kuzey Kore, Irak, Filistin, Yemen
Siyasi hat: ABD karşıtı blok – egemenlik, çok kutupluluk, emperyalizm karşıtlığı
🔴 KIRMIZI / ABD çizgisine açık destek verenler
Bu ülkeler: Maduro’nun devrilmesini olumladı. ABD müdahalesini “istikrar”, “diktatörlükle mücadele” söylemiyle meşrulaştırdı İsrail, Ukrayna, Japonya, Güney Kore. Siyasi hat: ABD–NATO–Batı güvenlik mimarisi
🟡 SARI / Temkinli / “hukuk–diyalog” diyerek muğlak kalanlar
Bu ülkeler: Açık kınama yapmadı. “Tüm taraflara itidal”, “barışçıl çözüm” dili kullandı. Fiilen ABD’ye alan açan bir pozisyon aldı Türkiye, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Malezya, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün Siyasi hat: Dengecilik, ikili oynama, büyük güçlerle çatışmama
⚪ GRİ Sessiz kalan / pozisyon almayanlar
Bu ülkeler: Resmî açıklama yapmadı. BM’de pasif kaldı veya gündeme girmedi. Suudi Arabistan, Mısır, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Ermenistan, Nepal, Sri Lanka Siyasi hat: Sessizlik, bekleme, güç dengelerini kollama
“Asya ve Orta Doğu’da saflaşma açık: ABD karşıtı blok yeşilde, ABD’nin askeri müttefikleri kırmızıda,
denge oyunları sarıda, suskunluk gride.”
Afrika
“Afrika’da tablo net: Emperyalizme direnenler yeşilde, susanlar gride,
Batı’ya yaslananlar kırmızıda, denge oyunları sarıda.”

- Afrika Birliği (AfB): Kıta genelinde, ilkesel bir tutumla, Afrika Birliği ABD’nin eylemlerini kaygıyla karşıladı. AfB’den yapılan açıklamada Maduro’nun ülkesinden çıkarıldığı ve Venezuela kurumlarına yönelik askeri saldırı haberlerinin derin endişe yarattığı belirtildi. Afrika Birliği, devletlerin egemenliği, toprak bütünlüğü ve halkların kendi kaderini tayin hakkı gibi uluslararası hukukun temel ilkelerine bağlı olduklarını vurgulayarak “Venezuela’daki karmaşık sorunların ancak Venezuelalılar arasında kapsayıcı bir diyalogla kalıcı şekilde çözülebileceğini” ifade etti. AfB, Venezuela halkıyla dayanışma içinde olduğunu ve tüm taraflara gerilimi tırmandırmaktan kaçınma, uluslararası hukuka saygı gösterme çağrısı yaptı.

Güney Afrika: Kıtanın sözcüsü konumundaki Güney Afrika, en net tepkilerden birini verdi. Pretorya hükümeti, ABD’nin geniş çaplı askeri müdahalesini ve Maduro’nun eşiyle birlikte yakalanıp ülke dışına çıkarılmasını büyük endişeyle karşıladığını açıkladı. Bu eylemin BM Şartı’nın 2. maddesini açıkça ihlal ettiğini vurgulayan Güney Afrika Dışişleri, “egemen devletlere yönelik tek taraflı askeri müdahalelerin sadece istikrarsızlık ve derin krizlere yol açtığını” belirtti. Açıklamada “ABD’nin yasadışı ve tek taraflı güç kullanımının uluslararası düzenin istikrarını ve devletlerin eşitliği ilkesini zedelediği” ifade edildi. Güney Afrika, küresel çifte standartlara da dikkat çekerek, benzer saldırganlıklara karşı ilkesel tutum alınması gerektiğini ima etti.
Diğer Afrika Ülkeleri:
Çad Dışişleri Bakanı, Venezuela Dışişleri ile telefon görüşmesi gerçekleştirip Venezuela’daki son durumu ele aldıklarını duyurdu. Çad’ın açıklamasında uluslararası hukuka saygının mutlak gereklilik olduğu vurgulanarak Venezuela’nın barış ve toprak bütünlüğünün korunmasının halkın daha fazla acı çekmemesi için hayati önemde olduğu belirtildi.
Zimbabve, Namibya, Cezayir gibi ABD karşıtı çizgideki Afrika ülkelerinin de saldırıyı kınayan açıklamalar yaptıkları, egemenlik ilkesini savundukları bildirildi. Genel olarak Afrika kıtasında, bir ülke liderinin zorla kaçırılması ve bombardımanla rejim değişikliği girişimi, tarihsel emperyalizm tecrübeleri nedeniyle tepkiyle karşılandı ve “yeni bir sömürgecilik yöntemi” olarak eleştirildi.
AFRİKA KITA TABLOSU ABD’nin Venezuela’ya saldırısı karşısında ülkeler
🟢 YEŞİL/Venezuela’yı savunan / ABD saldırısını kınayanlar
Bu ülkeler egemenlik ihlali, BM Şartı, emperyalist müdahale vurgusu yaptı.
Güney Afrika, Cezayir, Namibya, Zimbabve, Mozambik, Mali, Burkina Faso, Nijer, Çad
Eritre, Siyasi hat: Anti-emperyalist, çok kutuplu dünya savunusu.
🔴 KIRMIZI/ABD çizgisine açık/dolaylı destek verenler
Açık kınama yok; “demokrasi”, “istikrar”, “geçiş” diliyle ABD’ye alan açıldı.
Kenya, Ruanda, Somali, Fas
Siyasi hat: ABD–AB güvenlik mimarisine entegre ülkeler.
🟡 SARI/Temkinli / “hukuk–diyalog” diyerek muğlak kalanlar
Ne açık kınama ne açık destek; çekingen diplomasi.
Mısır, Etiyopya, Nijerya, Tunus, Gana, Senegal
Siyasi hat: “Denge politikası”, büyük güçlerle ters düşmeme refleksi.
⚪ GRİ/Sessiz / belirsiz / pozisyon almayanlar
Resmî açıklama yok ya da tamamen teknik ifadeler.
Fildişi Sahili, Uganda, Tanzanya, Kamerun, Gabon, Zambiya, Botsvana, Malavi
Uluslararası Kuruluşlar ve Genel Değerlendirme
- Birleşmiş Milletler (BM): BM Genel Sekreter Sözcülüğü, ABD’nin askeri eylemiyle Venezuela’da gerginliğin tırmanmasından derin endişe duyulduğunu açıkladı. Genel Sekreter António Guterres, uluslararası hukuka ve BM Şartı’na bağlı kalmanın önemini vurgulayarak “bu eylemin bölge için endişe verici sonuçları olabileceği” uyarısında bulundu. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de “ABD’nin Venezuela’ya müdahalesinden endişe duyduğunu” belirtti ve herkesin itidalli olup BM Şartı ile uluslararası insan hakları hukukuna tam saygı göstermesini istedi. BM yetkilileri, Venezuela’daki sivillerin korunmasının her şeyden önemli olduğunu vurgulayarak sonraki adımlarda bu hassasiyetin gözetilmesi çağrısı yaptı.
- Genel Eğilim: Venezuela krizinde dünya genelinde belirgin bir kutuplaşma oluştu. ABD ve yakın müttefikleri (İsrail, İngiltere, Kanada, Avustralya, Kosova vb.) Maduro’nun “diktatörlüğünün son bulmasını” memnuniyetle karşılarken bile uluslararası hukuka uygunluk konusunda ihtiyatlı bir dil kullandılar. Batı Avrupa ülkeleri ve Japonya, Güney Kore, Hindistan gibi demokrasi vurgusu yapan güçler, müdahalenin meşruiyeti konusunda kaygı dile getirip diyalog ve barışçıl geçiş çağrıları yaptılar. Latin Amerika’nın çoğunluğu ve Asya-Afrika’daki gelişmekte olan ülkeler, bu saldırıyı tek taraflı emperyalist bir müdahale olarak kınadı ve egemenlik ile içişlerine karışmama ilkesinin ihlal edildiğini vurguladılar. Sonuç olarak uluslararası camiada, Venezuela’ya yönelik bu harekât büyük bir fikir ayrılığı yarattı: Bir kesim Maduro rejiminin sona ermesini bir fırsat olarak görürken, geniş bir kesim de küresel düzen açısından tehlikeli bir emsal oluştuğunu düşünüyor. Bu tablo, dünyada güç dengelerine ve ilkelere dair tartışmaların derinleştiğini gösteriyor.
Kaynaklar: Dünyanın dört bir yanından hükûmet açıklamaları, liderlerin beyanları ve medya organlarının haberleri derlenerek hazırlanmıştır. Bu tepkiler ışığında, Venezuela krizi uluslararası ilişkilerde “21. yüzyılın Soğuk Savaşı” tartışmalarını alevlendirmiş durumda. Zira birçok yorumcu, ABD’nin bu hamlesini Rusya’nın Ukrayna’daki eylemleriyle mukayese ederek büyük güçlerin çift taraflı standartlarını sorguluyor ve küresel normların geleceği konusunda endişelerini dile getiriyor.

