Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 9 yıldır cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında yeni bir hak ihlali kararı verdi. AİHM, 20 Eylül 2019’da Demirtaş hakkında verilen ikinci tutuklama kararının keyfi ve siyasi olduğunu vurguladı. Mahkeme, Türkiye’yi çeşitli insan hakları ihlalleri nedeniyle tazminata mahkum etti ve Demirtaş’ın avukatları kararın ardından yaptıkları açıklamada müvekkillerinin derhal tahliye edilmesi ve beraat kararı verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu belirtti.
AİHM Kararının Detayları
8 Temmuz 2025 tarihinde açıklanan kararda AİHM, Türkiye’nin Demirtaş’ın tutukluluğuyla ilgili bir dizi ihlalde bulunduğunu tespit etti. Kararda öne çıkan başlıklar şu şekilde sıralandı:
- Adil Yargılanma Hakkı İhlali (AİHS 5/4 maddesi): Anayasa Mahkemesi’nin, 7 Kasım 2019 tarihli bireysel başvuruya ilişkin dört yılı aşkın süredir karar vermemesi bir ihlal olarak değerlendirildi.
- Özgürlük ve Güvenlik Hakkı İhlali (AİHS 5/1 maddesi): Demirtaş hakkında “makul bir suç şüphesinin” bulunmaması nedeniyle tutuklamanın bu hakkı ihlal ettiği belirtildi.
- Gerekçeli Karar Hakkı İhlali (AİHS 5/3 maddesi): Tutukluluğun dört yılı aşkın süredir ilgili ve yeterli gerekçe olmadan sürdürülmesi ihlal olarak kabul edildi.
- Soruşturma Dosyasına Erişim Engeli (AİHS 5/4 maddesi): Demirtaş ve avukatlarının soruşturma dosyasına erişimlerinin engellenmesi de bir ihlal olarak tespit edildi.
- Siyasi Gerekçelerle Özgürlükten Yoksun Bırakma (AİHS 5/1 ile bağlantılı 18. madde ihlali): Siyasi gerekçelerle özgürlüğünden mahrum bırakılması da AİHS’nin 18. maddesinin ihlali olarak tanımlandı.
Bu ihlaller neticesinde Türkiye, Demirtaş’a 35 bin euro tazminat ödemeye mahkum edildi.
Avukatlardan Net Talep: Tahliye ve Beraat Zorunluluğu
Kararın açıklanmasının ardından Demirtaş’ın avukatları Benan Molu, Mahsuni Karaman ve Ramazan Demir yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada, AİHM’in bu kararının, Kobani davasında verilen mahkumiyet kararlarının dayandığı delilleri geçersiz kıldığı vurgulandı.
Avukatlar, AİHM’in tutuklama için “makul suç şüphesi” dahi bulunmadığını belirttiği halde, müvekkillerinin bu delillerle mahkum edildiğini ifade etti. AİHM kararlarının bağlayıcılığına dikkat çekerek, müvekkillerinin tahliye edilmesi ve beraat kararı verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu bir kez daha hatırlattılar.
Avukatlar, “Geç de olsa, bu ve önceki AİHM kararları uyarınca müvekkillerimizin tahliye edilmesi ve kanun yolları aşamasında müvekkillerimizin beraatine karar verilmesi umudumuzu koruyoruz. Bu kararlara uymanın temenni, dilek veya takdiri değil, zorunlu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.


